454) UYANIŞIN BITMEYEN YOLCULUĞU

Uyanış, tek bir kapının açılması değil; her kapının ardında başka bir kapı olduğunu fark etmektir.

Bir defa uyandı iş bitti yok. O yüzden ölüme dek çalışma devam eder. Her ilim ile ilimlenmek, yeni bir uyanıştır. İşte uyanışlar ölüme dek sürecektir. Her uyanışın üstünde başka uyanış vardır. Hem uyanmalar her kişide ayrıdır, hem uyanmanın sınırı yoktur.

İnşallah her gün sabırla Hakk’a doğru çalışıp yol almaya devam edeceğiz. Rüyalara değer vermek gerek. Allah hikmet sahibidir; kulunu boşuna bir rüyayı göstermez. Facia olanlar dahi uyandırmak içindir.

Uyanış bir kere olup biten bir hâl değildir; tecelli tecelliyi, idrak idraki, açılış açılışı çağırır. Ruh, bir perde kalkınca başka bir perdeyle karşılaşır; perde kalktıkça hakikatin ışığı artar, ama tam görülmez. Çünkü insanın yolculuğu, nefsi terbiye ettikçe genişleyen bir enginliktir.

Bu yüzden “Bir defa uyandım.” demek, hakikat yolunda durmak anlamına gelir; oysa hakikatte durmak yoktur, durmak düşüştür.

Her ilimle ilimlenmek yeni bir uyanıştır; çünkü ilim, kalbe vurulan bir rahmettir. İlim artınca kalbin karanlık bölgeleri aydınlanır, aydınlanınca yeni sorumluluklar doğar.

Bu yüzden uyanış sonsuzdur; her uyanışın ötesinde başka bir uyanış bekler. Kiminin uyanışı bir kelimeyle olur, kimininki bir acıyla, kimininki bir kitapla, kimininki bir dostun nasihatinde açılır. Her kulun uyanışı kendi kader diliyle yazılmıştır.

Rüyalar da bu dilin bir parçasıdır. Rüyalar, ruhun konuşma lisanıdır. İnsan uyanıkken anlamadığı şeyi, bazen uyurken kendisine gösterilir. Allah hikmet sahibidir; kuluna lüzumsuz olanı göstermez. Facia görünen rüyalar bile, aslında kulun yolunu temizlemek için bir sarsılıştır. Bazen bir rüya, insanın yıllardır açamadığı bir kapıyı bir anda açtırır.

“Uyanışın sınırı yoktur.” sözü, insanın potansiyelinin ne kadar derin olduğunu anlatır. Çünkü nefis, perdeleriyle sonsuz; ruh, sırlarıyla sonsuz; hakikat, katmanlarıyla sonsuzdur. İnsan bu iki sonsuzun arasında yürürken, her gün yeni bir doğum yaşar. Bir gün gönül açılır, bir gün göz açılır, bir gün kulak açılır. Her açılışla birlikte insan yeniden doğar.

Bu yol sabır yoludur. Çünkü sabır, uyanışın annesidir. Sabırsız yürüyen, nefsteki şiddeti artırır; sabırla yürüyen, ruhundaki sükûneti güçlendirir. Sabır, kalbi Hakk’a bağlayan en sağlam urdudur. Bu bağ olduğu sürece, insan düşse bile tekrar kalkar; kaybolsa bile tekrar yol bulur.

Uyanışın, bitip tükenen bir hâl değil; ölüme dek sürecek bir yolculuk olduğunu hiç unutmadan, her ilimle ilimlenmeyi yeni bir uyanış bilip, “oldum” demeden, her gün sabırla Hakk’a doğru adım atmaya devam etmemiz gerekir.

Rüyalarımızı da bu yolculuğun bir parçası olarak görüp, Allah’ın hikmet sahibi olduğunu, kuluna boşuna bir şeyi göstermeyeceğini bilmeli; facia gibi görünen rüyaların dahi uyandırmak, ikaz etmek, yön göstermek için verildiğini idrak etmeliyiz.

Her kulun uyanışının kendine mahsus olduğunu, uyanmanın sınırı olmadığını, nefis perdeleri açıldıkça ruhun derinliğinin görüneceğini, bu sebeple kimseyi kendi uyanışıyla ölçmemesi gerektiğini kalbimize yazmalı; sabrı, bu yolculuğun ana sermayesi bilip, düşsek de tekrar kalkarak, dağınık hislerimize değil, Hakk’ın çağrısına kulak vererek yürümeliyiz.