ACZİYETTEN HAMDE, HAMDEN ŞÜKRE AÇILAN KAPI

Kulun kendi benlik kirlerinden arınıp, bir bebek gibi tam bir acziyet ve feryatla Mevlâ’ya yönelmesi, ilâhî rahmet, lütuf ve ihsan kapılarının sonuna kadar açılmasının en büyük vesilelerindendir. Çünkü Allah Teâlâ, kendi varlığından geçen ve Yüce Dergâh’a yalnızca acziyetiyle sığınan fakir gönülleri asla boş çevirmez. İşte kul bu noktaya vardığında, geçmişte yaşadığı her bir hâlin, karşılaştığı … Devamını oku… ACZİYETTEN HAMDE, HAMDEN ŞÜKRE AÇILAN KAPI

SEYRİN SONSUZLUĞU VE TÖVBE

(a”ma)lıktan geçildiğinde hakikat hemen görünür. İşte anlatımlar da (a”ma)lıktan uyandırmak içindir. Her birimiz dahi, daha üst ilim ehline göre kendi bazımızda bir çeşit (a”ma)lığımızı taşımaya devam ederiz. Çünkü insanın bildiğini zannetmesi, bilmemesinden daha büyük bir perdedir. Hakikat yolunda yürüyen kimse, her açılan kapının ardından yeni bir kapının bulunduğunu görür. Onun için Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu … Devamını oku… SEYRİN SONSUZLUĞU VE TÖVBE

HAC BEKLEMEYİ VE YOLDA OLMAYI ÖĞRETEN MEKTEP

Hakka doğru yürüyüşte önemli olan varmak değil, yolda olmaktır. Zira varılacak bir mekân yoktur. Çünkü Allah, mekândan ve cihetten (yön) münezzehtir. İşte sen de sınırlara takılmadan, yönlere hapsolmadan, gönlünü Hakk’a çevirerek yürü ki yolculuğun kesintiye uğramadan sürekli terakki (manevi yükseliş) ile devam etsin. Hak yolunun yolcusu, ulaştığını iddia ettiği anda durmaya başlar. Oysa hakikat yolculuğu, … Devamını oku… HAC BEKLEMEYİ VE YOLDA OLMAYI ÖĞRETEN MEKTEP

TERKİ TERK MAKAMINDAN BAKMAK

Kibir ve alçak gönüllülük, bizler gibi aciz ve günahkâr kulların terbiyesi için üzerinde durması gereken hâllerdendir. Çünkü nefis sürekli kendisini öne çıkarmak ister; bu sebeple insanın daima kendisini muhasebe etmesi gerekir. Fakat Allah dostlarının büyüklerinden bazıları vardır ki, onlar artık “terk-i dünya”yı da, “terk-i ukbâ”yı da geçmiş, “terk-i terk” makamına yönelmişlerdir. Yani kişi öyle bir … Devamını oku… TERKİ TERK MAKAMINDAN BAKMAK

ALLAH RIZASI NEDİR?

Allah rızası, Allah’ın insan için murat ettiği (dilediği) yaratılış konumuna ermek için ruhun yeniden dizayn edilmesidir. İnsan, özünde Allah’ın üzerine yarattığı fıtrat (yaratılış mayası) üzere doğar. Fakat zamanla nefsin, dünyanın ve benlik iddialarının etkisiyle bu öz hâlden uzaklaşabilir. İşte Allah rızasını aramak, insanın yeniden o asli hâline yönelme gayretidir. Örneğin bir sadaka verirsin ve Allah’ın … Devamını oku… ALLAH RIZASI NEDİR?

CEVAP YAŞANAN YERDEDİR

Biraz anlatmaya çabaladım yine ama hakikat anlatılan yerde değil, yaşanan yerdedir. Çünkü söz işaret eder, fakat işaret edilen sözün içinde bulunmaz. Bir bardak suyu anlatmakla susuzluk gitmediği gibi, teslimiyeti konuşmakla da teslimiyet hâsıl olmaz. Onun için bazen bir bakış, bin kitaptan daha fazla şey öğretir. Bazen bir hâl, yıllarca süren sohbetlerden daha derin iz bırakır. … Devamını oku… CEVAP YAŞANAN YERDEDİR

İMANDIR RABBİYLE HEMHAL EDEN

İslam, içindeki ahvala göre parçalanabilecek bir yapı değildir. İslam, her bir yönüyle İslam’dır. Şeriatı ayrı, tarikatı ayrı, hakikati ayrı görmek doğru bir yaklaşım değildir. Bunların her biri aynı hakikatin farklı merhalelerdeki tezahürüdür. Tarikat herhangi bir zümrenin, grubun veya şahsın mümessili değildir. Tarikat, Allah’ın teslimiyetine erme yoludur. Zaten tarikat kelimesinin manası da yoldur. Yol ise insanın … Devamını oku… İMANDIR RABBİYLE HEMHAL EDEN

CANLI AĞIZDAN GELİR GELİŞTİRİCİ İLİM

Söz ve yazı bir olmaz. O yüzden de “Femm-i Muhsin” lazım demişler. Tabii tecvidde öyle. Ben bunu tüm ilimlere yayıyorum. Öğrenmek için canlı bir ağız lazım. Çünkü yazı sana bilgiyi verir, fakat söz sana bilginin ruhunu taşır. Yazıda harfleri görürsün, lakin ağızdan çıkan sözde o harflerin kalpte nasıl dirildiğini seyredersin. Bir kitap sana yolun tarifini … Devamını oku… CANLI AĞIZDAN GELİR GELİŞTİRİCİ İLİM

TESLİMİYETİN NURU VE İLAHİ AKIŞIN HAKİKATİ

Teslimiyet, insanın kendi iradesini yok etmesi değil; iradesini Rahman’ın kudretine yaslayarak huzura ermesidir. Çünkü insanın içindeki bütün dağınıklık, “ben” zannının yükünü taşımaktan doğar. Ne zaman ki kul, “Allahu Ekber” deyip kendi nefsinin merkezinden çıkar, işte o anda görünmeyen bir akışın içine girer. Bu akış, kuru bir mistisizm değil; ilahi iradenin kul üzerindeki sükûnet hâlidir. İnsan … Devamını oku… TESLİMİYETİN NURU VE İLAHİ AKIŞIN HAKİKATİ

TECELLÎ AYRIDIR, ZAT AYRIDIR

Arayan, Allah’tan ayrı bir alan bulamaz; çünkü hangi yöne dönse O’nun kudretiyle çevrilidir. Fakat bu, gördüğü şeyin Allah’ın zatı olduğu anlamına gelmez. Kul kuldur, Rab Rab’dır. Yakınlık vardır ama karışma yoktur. Tecelli vardır ama hulûl yoktur. Bu âlem, Allah’ın parçalanıp suretlere bölünmesiyle oluşmadı. Hâşâ… Âlem, O’nun “Ol” emriyle varlık sahasına çıkan mümkinatın seyridir. Her şey … Devamını oku… TECELLÎ AYRIDIR, ZAT AYRIDIR