FERDİYET MAKAMINA BAKIŞ

Ferdiyet makamı, kişinin; Allah’ın zatıyla sıfatıyla esmasıyla efaliyle ferd/tek olduğunu idrak ederek… Aynı bu şekilde kendisine yönelerek kendisini de ferd olarak yarattığını idrak etmek ve öylece kendisine teslim olmaktır. Ferd, Allah’ın tekliği ve eşsizliğidir. İnsan bu idrakle kendi varlığının gölge, Allah’ın varlığının hakikat olduğunu anlar. Bu idrak kulun Rabbine teslimiyetini güçlendirir. Kur’an’da “De ki: O … Devamını oku… FERDİYET MAKAMINA BAKIŞ

MARIFETIN NURU

Senin nurun nurla bilendikçe,Senin ruhun ruhuyla buluştukça,Senin kalbin kalbiyle konuştukça,Beden susar, tek kelimeyle sulandıkça. Suyun cihanı sular, bilesin,Sen nurda bir katresin.Nur onun nurundan, bilesin,Bildikçe bilirsin, sonra donarsın. Evet evet, dondukça yükselirsin,Marifeti öylece hissedersin.Marifet kendinle buluşmaktır, bilesin,Öylece ak olur saçın, yenilersin. Uyudu mu bilmem ama uyuklar kesin,Okur mu bilmem ama okunur fesin.Fesin başını örtsün, masivayı ne … Devamını oku… MARIFETIN NURU

İNSANDAN OKUNAN KUR’AN

Bir Yolculuğun Başlangıcı Bu bir not değildir sadece… Bu, bir başlangıçtır. Bir uyanıştır. Bir davettir. Özel ders diye başlayan, aslında insanın kendine açılan bir kapıdır. Ders şudur: “Sıfır gibi çözün.” Yani yokluğa yaklaş, benliğini erit, yüklerinden arın… Çünkü hakikat, dolu olana değil; boş olana iner. Okumak burada başlar. Ve okuma, ruh hâline göre şifa olur. … Devamını oku… İNSANDAN OKUNAN KUR’AN

HU İSİM ZAMİRİYLE İŞARET ETTİĞİMİZ HÜVİYET

“HU isim zamiriyle işaret ettiğimiz mutlak hüviyet” için hiçbir sıfat yoktur. Çünkü sıfat, mevsufu sıfat dâhilinde kayıt altına alır; mutlak Zât ise hiçbir kayıtla sınırlanamaz. Lakin tüm sıfatları “HU isim zamiriyle işaret ettiğimiz mutlak hüviyet” ol emriyle ortaya koyar. Zira “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ 11) Düşünsenize; “bizce” sıfatsız, esmasız ve hatta tüm kavramların … Devamını oku… HU İSİM ZAMİRİYLE İŞARET ETTİĞİMİZ HÜVİYET

EMANET VE SAHİPLENME DUYGUSU

İnsanoğlunda çoğunlukla güçlü bir sahiplenme duygusu vardır. “Eşim, çocuğum, evim, arabam, malım, mülküm…” der ve her şeyi kendisine ait görme eğilimindedir. Oysaki her şeyin mutlak sahibi Allah’tır ve her şey bize Allah’tan emanettir. Emanet, istendiğinde hiçbir sahiplenme duygusu taşımadan geri verilebilendir. Bu bakış açısıyla her bir canlıyı ve eşyayı emanet bilmek gerekir. Onları sahiplenmeden, sadece … Devamını oku… EMANET VE SAHİPLENME DUYGUSU

VAHDET VE KADER ARASINDAKİ DENGE

Öncellikle birkaç tabire kısaca bakalım; vahdet, birlik demektir. Kader, ölçü/takdir demektir. Hüviyet, öz-kimlik demektir. Seyr, temaşa/seyir demektir. Hilafet, halifelik demektir. Sünnet, sünnetullah/değişmez ilâhî yasa anlamıda gelir. Şimdi de bu tabileri biraz açalım… Vahdet ve kader sırrını anlamak için iki adımı iyice derk etmemiz gerekir. Bu adımları inşallah teker teker idraklere sereceğiz. Umarım ki, faydalı olur … Devamını oku… VAHDET VE KADER ARASINDAKİ DENGE

KİŞİ ÖLÜNCE MERTEBESİ KESİNLEŞİR

Bir kişiye ve o kişi eğer peygamber değilse, kendisi dünyada yaşadığı sürece kendisine mutlak bir bakışla murakabe yani tam teslim bir halle kalbî bağlanma yapılmaz. Zira o kişi, her ne kadar büyük bir makama sahip olsa da hâlâ dünya imtihanındadır ve her an kayma ihtimali vardır. Bu sebeple mutlak murakabe, ancak irtihalinden yani dünyadan göçmesinden … Devamını oku… KİŞİ ÖLÜNCE MERTEBESİ KESİNLEŞİR

KADİR GECESİ: ÂLEMLERİN SECDEYE İNDİĞİ AN

Kadir gecesi sadece enfüsî değil, âfaktan enfüse dokunuşun olduğu bir gecedir. Bu yüzden yalnızca ferdin iç dünyasında yaşanan bir hâl değil; bütün varlık âleminin insan kalbine doğru bir yönelişidir. Böyle bir gecede rahmet yalnız bir kulun kalbinde değil, bütün âlemlerin akışı içinde tecelli eder. Bu yüzden Kadir gecesi herkes için bir nimet kapısıdır. Çünkü o … Devamını oku… KADİR GECESİ: ÂLEMLERİN SECDEYE İNDİĞİ AN

NAMAZ HAYATIMIZIN DEĞİŞMEZ NURUDUR

Namaz kılmak, hayatın kalbine ışık saçan ilahî bir nurdur. Rabbimizin kullarına bahşettiği bu büyük ibadet, kalpleri aydınlatır, gönülleri huzura erdirir ve insanı Rabbine bağlayan en kuvvetli iplerden biridir. Ancak bazen Müslüman, namazını kılmakla birlikte onun ruhundan ve manevî derinliğinden uzak kalabilir. Bu durumda kusur namazda değil, onu hakkıyla eda etmeyen kişidedir. Namazda huşû, yalnızca bedenin … Devamını oku… NAMAZ HAYATIMIZIN DEĞİŞMEZ NURUDUR

REENKARNASYON MU, CİNLERİN HİLESİ Mİ?

İnsanoğlu tarih boyunca ölümden sonra hayatı, ruhun mahiyetini ve yeniden doğuşu merak etmiştir. Reenkarnasyon, yani ruhların öldükten sonra başka bedenlere geçmesi inancı, farklı kültürlerde yaygın olmuştur. Fakat İslâm, bu düşünceyi reddeder. Çünkü Kur’ân ve Sünnet, ruhun bir defa dünyaya geldiğini, ölümden sonra ise berzah âlemine geçip kıyamet gününde diriltileceğini bildirir. Buna rağmen, bazı insanların “önceki … Devamını oku… REENKARNASYON MU, CİNLERİN HİLESİ Mİ?