KALBİ İHTİRAMLA AKLINI ÇALIŞTIR

Yeter ki yorum yap, aklını çalıştır… İsabet ederse iki sevap, etmezse bir sevap verilir. Yani bir konuyu düşününce eğer isabet etmezsen dahi bir sevap alırsın. Çünkü sana verilen aklı, kalemi oynattın. Birinci sınıfa giden çocuk kalemi yanlış tutar ve yanlış yazar; ama o yanlışlık onu zamanla güzel yazıya götürür. Akıl da böyledir… Çalıştırırsın, yap-boz gibi ilerlersin. Doğru yanlış demeden kalemini oynat; ama sabitleme. Sakın ha… Sabitleme yapan mühürlenir. Gel de bu defa mührü sök! Belgeleri yaz ama mühürleme. Yarın değişebilir, de… Hatta kurşun kalem ile yaz. Akıl, katı hükümlerle mühürlenirse gelişmez. Bir muallim, talebesine şöyle demiştir: “Aklını mühürleme; çünkü mühür, ilmin kapısını kapatır.” Bu yüzden “kurşun kalem” benzetmesi olayın hikmetini sergiler. Kurşun kalem, silinip yeniden yazılmaya müsaittir; tıpkı hakikati arayan zihnin, her yeni bilgiyle kendini yenilemesi gibi.

İslam’da aklı kullanmak, hem emredilmiş hem de teşvik edilmiştir. Burada önemli olan, düşünme cesaretini göstermektir. Kur’ân, defalarca “afalâ ta‘kilûn hiç akletmez misiniz?” (Bakara, 2/44) diyerek insanı aklını işletmeye çağırır. Aklımızı hakkıyla işletmek için; akılmızı kalbi deruna indirmeliyiz. İşte o zaman aklımızı kullandıkça, kalbimiz hareketlenmeye başlar. Zira eğer amaç sonsuzluk kapısına uzanmaksa, işte o zaman akıl melekesi, itibariyle kalple çalışmalıdır. Lakin kalbimizi akıldan soyutlarsak, bu defa akıl çok kısır bir döngüde dönmeye başlar. Zira sonsuzluk yörüngesinden ayrılmış ve artık ziyan dairesinde dönmeye başlamıştır. Her durumda tefekkür etmek, olaylara sadece yüzeyden bakmamak aklımızı kalbe indirir. Zira ayeti kerimede şöyle buyurur rabbimiz; “Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerindeyken Allah’ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler…” (Âl-i İmrân, 3/191)

Aklı çalıştırmanın ikinci yolu ise, yanılmaktan korkmamaktır. Zira korku, kişiyi hem perdeler hem de sınırlar. Hadisi şerifte ise şöyle buyurur peygamberimiz (sav); “Hâkim hüküm verirken içtihad eder de isabet ederse ona iki ecir vardır; içtihad eder de hata ederse ona bir ecir vardır.” Buhârî, İ‘tisâm 21 Doğruya ulaşmak için adım atmaktan çekinmemek ve hata ihtimali nedeniyle cesareti kırmamalıdır. Fikirde esneklik ise zaten temel kilittir. Yoksa asla ileriye yürüyemez insan. Kesin bilgiye ulaşmadan hüküm vermemek, kanaati mühürlememek işin başında yer alır.