KALBİNİN İÇİNDEKİ SES

Kalbinin içindeki ses,
İçinde şenlenir nefes.
Nefesi eyle Rahman’dan,
Arınsın şeytandan.

İşte kalbinin sesi yok, duyumu var.
Duyumun ise bahaneleri var.
Bu bahaneleri eyle latif,
Duyacaksın sesi zarif zarif.

Bu ses ancak zikirle aşılır,
Zikrin dışında sadakatle tadılır.
Ayrıca yakınlıkta bakılır;
Rabt et kalbi, işte o zaman anılır.

Ey can nurum, edersin figan,
Sesini duyarım her an.
Hani bana bir sır şu an?
Sır mı istersin? Sır sensin, ey can.

İrfanla bezendi yapın,
Açık olsun kapın.
Budur senin yapın,
İşte sır veriliyor yakin.

İkna olmuşsan cana,
İkna olmuşsan bana,
İkna olmuşsan bak bu yana.
Cehrinden açılır, içersin kana kana.

Neyi içersin, bilir misin?
Bu içmek mecaz, anlar mısın?
Mecazı mürseli tanır mısın?
İşte o mecaz sensin, ey can.

Gölge, bulut diyerek bakarsın;
Her başka başka anlarsın.
Sen bunu kendinden anlarsın.
Zikir yoksa ne çare, öylece bakarsın.

Ey can nur, haydi başla zikre!
Sende de yeşerdi çare.
Haydi bak bu yare.
Bu yar sensin, olma biçare.

Deyyan olan burhan…
An onu an, an, an!
Sen onu andıkça olmazsın butlan;
Butlan olan boşa gitmiş, et can.

Ey irfan ehli koca yar!
Hakk’a bağlamışsın, etme ar.
Taşa çal o bardağı, dünya olsun dar.
İşte budur senin için kâr.

Yoksa zarar edersin bu mıntıkada,
Yazamazsın hüccet bu bakkalda.
Zarar ede tüccar olursun burada;
Müflis olan, çok yazık olur orada.

İşte sır budur ki sana verilen:
Sensin işte, pür nur ile bezenen.
Deryalardan, dağlardan geçip inen…
Sefandır ey yar, ol inleyen.

İnleyen garip olur,
Huzurda sakin olur.
Secdede varis olur,
Her an Hakk’a teslim olur.

Hay hay diyerek diril,
Mana dünyasını eyledin il.
Gezersin taş, toprak; misli fil.
Ama kalbini unutma, kaplamasın kil.

Seni bilirim ey yar, sen cumhursun;
Yeri göğü kuşatan nursun.
Süratle sıratı geçen kuşsun,
Haydi Melekler şarabı sunsun.

İç şarabı, eyle irfan;
İçinde rakset, olma mihvan.
Sen ev sahibisin her an;
Her anda sana olsun selam.

Ah, bu mısralar
Dizilir dizilir, bir şeyler arar.
Aradığı, gene kendinde aralar;
Araladığında gene de kendi parlar.

Çünkü yoktur gayrısı O’ndan başka.
Baktığı başka başka gelir aşka.
Gene de kendi bakar Hakk’a,
Halkı aynı mizanla seyreder yaka yaka.

Kendi de yanar bu celsede,
Hak seyri kalır hissede.
Hissesi çok derin, kalır kafeste.
Kafesi kırarsa o zaman ne kalır elde?

Bu günlükte yeter bu kadar sır.
Al ve bak, içinde bulunur sır.
Sır dediğin sensin, ey sır…
Sır içre sır, el sallıyorum sana: Sır.

Yorum yapın