Muhlis: Şu gördüğün çok büyük bir zatın çocuğu, onun değerini bil ve hürmet et.
Edep ehli bilir ki, büyüklerin yoluna hürmet etmek, aslında ilahî emanete hürmettir. Çünkü evlat, babasının terbiyesiyle yoğrulmuşsa, ona gösterilen saygı o ilahî terbiyeye gösterilen saygıdır. Kalbin ölçüsü, dilin sözüyle değil, hürmetin niyetiyle ölçülür.
Burada söylenmek istenen, nesep ile beraber edep ve hürmetin de gözetilmesidir. Zira “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyrulmuştur (Dârimî, Mukaddime, 9). Büyüklerin evladı, eğer onların yolunu takip ediyor, ahlakını taşıyorsa, ona hürmet etmek aslında o yola hürmettir.
Çaylak olup kendini kültürlü sayan: Allah ameline bakar, bana ne kimin çocuğu olduğundan…
Bu söz, zahiren doğru görünse de batında eksiktir. Elbette Allah kullarını ameliyle hesaba çeker. Ancak kalpteki edep ölçüsü, amelin sıhhatine delildir. Büyüklerin evlatlarına gösterilen saygı, aslında o yolun devamına ve o ilahî mirasa gösterilen saygıdır. Nitekim bir hadiste: “Allah için sevdiğinize, Allah için buğz ettiğinize dikkat edin; zira iman, sevgi ve buğz ile tamamlanır” (Ebû Dâvûd, Sünnet, 15) buyurulmuştur.
Muhlis: Sanki amel işlemez mi diyorum? O zatın çocuğu zaten amel işlemezse ona o zatın çocuğu diyemem ki, onu o zata nisbet edemem ki…
Gerçek olan budur: Nesep tek başına kurtuluş sebebi değildir, amel ile birleştiğinde kıymet kazanır. Kur’an’da Nuh aleyhisselâm’ın oğluna hitaben “O senin ailenden değildir. Çünkü onun ameli salih değildir” (Hûd, 11/46) buyurulmuştur. Yani soy bağının ötesinde, amel bağı önemlidir.
Çaylak olup kendini kültürlü sayan: Ben de filanca zatın çocuğu diye kurtulacağını söyleyeceğini sanmıştım.
Nesep kurtuluşun garantisi değildir. Bunun en büyük örneği, Peygamberlerin yakın akrabaları arasında iman etmeyenlerin bulunmasıdır. Ama aynı zamanda büyüklerin evlatlarının, onların terbiyesiyle pişip, ümmet için bir rahmet vesilesi olduğu da inkâr edilemez.
Kurtuluş, sadece iman ve salih amelle mümkündür. Ancak büyüklerin evladı, onların nefesiyle büyüdüyse, taşıdığı işaret başkadır. Ona hürmet etmek, aslında o hakikate gösterilen sadakattir.
Elbette Allah kullarını ameliyle hesaba çeker. Ancak kalpteki edep olmadan amel de eksik kalır. Çünkü amel, edeple güzelleşir. Saygının olmadığı yerde ihlas zayıflar. Büyüklerin evlatlarına hürmet, onların şahsına değil, taşıdıkları hakikat mirasına yöneliktir.
Saygının kaybolması, ümmetin bereketinin azalmasına yol açar. Çünkü hürmet, rahmetin anahtarıdır. “Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze hürmet etmeyen bizden değildir” (Tirmizî, Birr, 15). Büyüklerin yoluna ve onların emanetlerine sahip çıkmak, ümmetin ruhunu diri tutar.
Öylece insanlık Çaylak olup kendini kültürlü sayanların peşine takılıp mahrumlardan olmaya başlandı.Zira hürmeti terk eden, hakikatin nurunu da kaybeder. Çünkü kalp edep ile açılır, gaflet ile kapanır. İnsanın kurtuluşu, ilim ile amel, amel ile edep, edep ile muhabbet zincirini gözetmekle mümkündür.
İşte buradaki hakikat şudur: Nesep tek başına kurtuluş değil, edep ve amel ile birleştiğinde rahmete açılan bir kapıdır. Büyüklerin evladına gösterilen hürmet, aslında ilahî bir emanetin korunmasıdır. Onları hor gören, aslında o yolun nurunu hor görmüş olur.
Bu yüzden kalplerimizi saygı ve edep üzere diri tutmak, bize hem dünya hem de ahirette huzur kapılarını açacaktır. Yani büyüklerin evlatlarına gösterilen hürmet, onların şahsına değil, taşıdıkları hakikate yöneliktir. İnsan bu farkı kavrayamazsa, kültürlü geçinse de mahrumlardan olur.
Kalbin nuru edeptedir, edep ise imanın ziynetidir. Edebi yitiren, hakikatin nurunu da yitirir. Onun için büyüklerin yoluna, evlatlarına ve taşıdıkları mirasa hürmet eden, aslında kendi kalbine rahmet taşır.
Edep olmadan amel kuru bir şekil, hürmet olmadan ilim faydasız, saygı olmadan iman eksik kalır. O yüzden büyükler demişlerdir: “Edep, hakikatin başıdır; edepsiz olan hakikatten düşer.”
Hakikat yolunun özü hürmetle başlar, edep ile devam eder, iman ve salih amel ile kemale erer. Kalbinde edebi diri tutan, rahmetten nasibini alır. Hürmet bir köprü, edep bir anahtar, amel ise o kapının açılışıdır.
Evet Çaylak olup kendini kültürlü sayanlar sayesinde, ümmetin aziz insanları görünmemeye başladı. Saygı elden bırakılıp hürmet terk edildi.