En çok önem verdiğim konu, sağlam bir itikattır.
Mesele itikadî bir konu oldu mu, gözüm başka hiçbir şeyi görmez olur.
Dünya menfaatleri, makam, mevki, dostluklar, hatta en yakın bağlar bile bu noktada ikinci planda kalır.
Zira iman, Allah Teâlâ’nın kalbimize emanet ettiği en büyük nimettir. Onu korumak, her şeyden önce gelir.
Nakşî silsilem eksiksizdir; bu silsile, kalplerin birbirine nurla bağlandığı, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e kadar uzanan kutlu bir zincirdir.
Yaklaşık on yıldır halka açık olarak yazarım. Yazılarım, sohbetlerim ve tüm beyanlarım hem internet sayfamda hem de YouTube kanalımda herkesin erişimine açıktır.
Bu yüzden, yanımda bulunmuş, sohbetlerimde bulunmuş veya benden bir şeyler öğrenmiş olsa bile hiç kimse, benim adımı kullanarak, “Hoca şöyle diyor” yahut “Demek istiyor” gibi cümleler kuramaz.
Zira kaleme aldığım yazılar gayet açıktır; ne kastettiğim satırlarımda nettir, neye inandığım sözlerimde bellidir.
Allah ilminin sinelerle buluşması dışında bizim maddi veya manevi hiçbir amacımız olamaz.
Benim yolum, ehli sünnet olarak bilinen, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in yoludur. Amelde Şâfiî, itikatta ise Eş’arîyim.
Bununla beraber diğer üç amelî mezhebi ve Mâturîdî itikadını da hak bilir, ehli bid‘at ile biiznillah asla işim olmaz.
Çünkü mezhepler, sahih senetlerle Resûlullah’ın sünnetine dayanan, ümmetin icmâıyla kabul edilmiş istikamet yollarıdır.
Rabbimiz buyurur:
> “Kim Resûle itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)
Ve yine buyurur:
> “Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)
Sevgili Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
> “Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir ve Allah için men ederse, imanı kemale ermiştir.” (Ebû Dâvûd, Sünne 15)
“Ümmetim sapıklık üzere birleşmez. Cemaatten ayrılmayın. Allah’ın eli cemaat üzerindedir.” (Tirmizî, Fiten 7)
Nakşî yolunun büyükleri, “İtikadını muhafaza et, zira amel itikada tâbidir” derler. İtikadı sağlam olan, amelde de ihlâs bulur. Kalp, doğru inançla beslendiğinde ameller de nur olur; yanlış inançla beslendiğinde ise ameller boşa çıkar.
Bu yüzden benim yolumda iman, hayatın merkezinde duran bir nurdur. O nur uğruna, gerekirse bütün dünyadan çekilirim. Çünkü biliyorum ki dünyada herkes seni terk etse de, Allah seni terk etmez. Yeter ki sen O’na sadık kal.
Hakikatte bu hâle “sıdk” denir; yani sözde ve özde Allah’a karşı doğruluk. Sıdk, insanın hem Rabbine hem de kendi nefsine yalan söylememesi demektir. Bu hâli kuşanan kul, bütün yaratılmışlardan umudunu kesip, yalnızca Hakk’a bağlanır.
Nakşî silsile, bu sıdkın ve sadakatin gönülden gönüle aktarılarak kıyamete kadar taşındığı manevi bir emanettir.
Bu emaneti taşıyan kişi, imanını ne pahasına olursa olsun korur. Çünkü bilir ki iman, verildiği gibi bir gün alınabilir.
İşte bu yüzden, kutsal değerlerime dil uzatanı affetmem; zira bu, şahsıma yapılan bir hakaret değil, Allah’a ve Resulü’ne karşı işlenen bir edepsizliktir. Böyle bir ortamda susmam; ya hakkı söylerim ya da sessizce çekilirim.
Zira hakkı söylemek edep, hakka hürmet de edep iledir.
Tasavvufta Silsile-i Şerifem şöyledir.
1. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz
2. Hz. Ebû Bekir Sıddîk (radıyallahu anh)
3. Selmân-ı Fârisî (radıyallahu anh)
4. Kāsım bin Muhammed bin Ebî Bekir (radıyallahu anh)
5. İmam Cafer es-Sâdık (kuddise sirruh)
6. Bâyezîd-i Bistâmî (kuddise sirruh)
7. Ebû’l-Hasan el-Harkânî (kuddise sirruh)
8. Ebû Ali el-Fârmedî (kuddise sirruh)
9. Yûsuf el-Hemedânî (kuddise sirruh)
10. Abdülhâlık el-Gucdüvânî (kuddise sirruh)
11. Arif Rîvgârî (kuddise sirruh)
12. Mahmûd Encir Fagnevî (kuddise sirruh)
13. Ali Râmitenî (kuddise sirruh)
14. Muhammed Baba Semmâsî (kuddise sirruh)
15. Seyyid Emir Külâl (kuddise sirruh)
16. Muhammed Bahâeddin Nakşibend (kuddise sirruh)
17. Alaeddin Attar (kuddise sirruh)
18. Ya’kub Çerhî (kuddise sirruh)
19. Ubeydullah Ahrâr (kuddise sirruh)
20. Muhammed Zâhid (kuddise sirruh)
21. Derviş Muhammed (kuddise sirruh)
22. Muhammed Derviş Amkenegî (kuddise sirruh)
23. Hâcegî İmkenegî (kuddise sirruh)
24. Ahmed Farukî Serhendî (İmam-ı Rabbânî) (kuddise sirruh)
25. Muhammed Ma‘sûm (kuddise sirruh)
26. Seyfeddin (kuddise sirruh)
27. Nûr Muhammed Bedevânî (kuddise sirruh)
28. Şemseddin Habîbullah (kuddise sirruh)
29. Abdullah Dehlevî (kuddise sirruh)
30. Şeyh Halid-i Bağdadî (kuddise sirruh)
31. Şeyh Osman Tevileyn (kuddise sirruh)
32. Şeyh Ebubekir Gıyaseddin (kuddise sirruh)
33. Şeyh Mustafa Kemaleddin (kuddise sirruh)
34. Şeyh Müşerref (kuddise sirruh)
35. Şeyh Muhammed Nuri (kuddise sirruh)
36.