İslam’da yaşam vardır. İslam’da hayat vardır. İslam’da El Vedud esma kuvvesi gereği hissedilen sevgi yumağı vardır. İslam’da sırf sevgi vardır. İslam’da teveddüd vardır ama fena edecek bir sevgi yoktur. Dikkat edin ki sahabeler, “Nefsim, anam babam sana feda olsun ya Rasulallah.” derdi. Ama “Sende fena bulsun ya Rasulallah.” demezlerdi.
İşte İslam’ın benimsediği yol, feda edecek derecede Vedud esma tecellidir. Ama fena edecek derecede aşk değildir. Çünkü İslam insan için yegâne hayat kaynağıdır.
İnsanın Allah’ın sonsuz sınırsız manalarını seyir için var edildiğini söyler, yok olmasını değil. Aşk ise, ateşe tapanların ateşte kendini yok etme anlamında kullandıkları bir kavramdır. İslam’a sonradan sokulmuştur ve İslam’da var olan sonsuz sevgiye ve yegâne sevgiliye varmak için çıkan yolculuğa isim olarak verilen teveddüdün yani sınırsız sevginin yerini dolduramaz.
Ama aşk, sonsuz sevgi yolunda, yerinde ve bir gözetmen tarafından eşlik edilerek kullanılırsa, sonsuz sevgiye doğru yolculukta ilk adım olabilir. Ama aşkta, hedeften sapma çok kolay olduğu için biz tasvip etmiyoruz.
İşte İslam, aşk ile yakmaya değil, El Vedud ile mutlak sevgiyi verdirip yaşatmak için vardır. Farkı fark etmeyen hâlâ “yanayım” der. Biz de “güle güle yan” deriz. Çünkü aklını kapatıp öylece nazar ediyordur.
Burada çizdiğim çerçeve şudur: İslam, hayat dinidir; insanı diri tutmak için gelmiştir. İçinde ölüm manası yok, “yok oluş” manası yok; tam tersine “Allah adına diri kalış” vardır. El Vedûd esmasının akışıyla insanın kalbine dolan sevgi, bir “sevgi yumağı” gibi kulun bütün hücrelerine yayılır.
Bu sevgi, insanı yakıp kül etmek için değil; insanı ayakta tutmak, anlamla doldurmak, her nefeste “Ben Allah’ın boyasıyla boyandım.” dedirtmek içindir. Onun için diyorum ki: İslam’da aşk diye yakıp yok eden bir sevgi yok; teveddüd diye, feda edecek derecede ama yok etmeyecek kadar dengeli bir sevgi var.
Sahabenin “Nefsim, anam, babam sana feda olsun.” deyişi, teveddüdün en canlı misalidir. Feda var, ama fena iddiası yok. “Sende fena olayım ya Rasulallah.” deselerdi, emaneti inkâr etmiş olurlardı.
Allah’ın insana emanet ettiği benlik, Allah için yaşansın diye verildi; çöpe atılsın diye değil. Feda, emaneti sahibinin yoluna koymaktır; fena zannı ise, emaneti yok ettim sanmaktır. İşte bu ince fark, teveddüd ile aşk arasındaki çizgidir. Ben bu çizgiyi kalın kalemle vurguluyorum ki, nefis aşk parfümüyle emaneti boğmasın.
“Aşk, ateşe tapanların ateşte kendini yok etme anlamında kullandıkları bir kavramdır.” derken, kavramın tarihsel kokusuna dikkat çekiyorum.
Ateşe atlayıp kendini yok etmek, İslam’ın hedef gösterdiği bir şuur değil; başka inanç iklimlerinin sembolüdür. Bizim yolumuzda ateşe atlayıp “yok oldum.” demek yok; ateşin içinde yanarken bile “ben kulum, O Rabbim; ben seyrederim, O seyrettiren.” demek var. Yani yokluğun değil, bekanın idraki var.
Teveddüd, sonsuz sevginin İslam’daki adabıdır. Aşk, yerinde ve gözetmen nezaretinde kullanıldığında, belki emmareyi kıran ilk tokat olabilir; ama tek başına yol değildir.
Ben burada şunu söylüyorum: “Aşk, yolun başında bir kıvılcım olabilir; ama hedef değildir.” Hedef, El Vedûd’un sevgisiyle haşyet, huşu ve huzura yerleşmektir. Aşk, bu yolculukta gözetmensiz bırakılırsa, hedef şaşırtır; tepedeki ışığı gösteren değil, göz kamaştıran bir projektör olur.
“İslam, aşk ile yakmaya değil, El Vedûd ile mutlak sevgiyi verdirip yaşatmak için vardır.” cümlesi, benim imzam gibi. Bizim yolumuzda insan yanıp kül olmak için değil, yanıp pişmek için vardır.
Kül olan, seyredemez; pişen, tad alır. Aşk, aklı kapatıp sadece yanmayı kutsarsa, biz de orada “Güle güle yan.” der, kendi yolumuza muhabbetle devam ederiz. Çünkü biz yanışın ötesine bakan, yanıştan doğan idraki isteyen bir meşrebin yolcusuyuz.
Nefse son ikazım şudur: Aşka bakarken, El Vedûd’u unutma. Yanarken, neye dönüştüğünü sor. Seni yok oluşa çağıran her davetin üstüne bir kere daha düşün. Sahabenin yoluna bak: Feda var, ama kendini Allah’ta yok ettim iddiası yok. Bizim kuralımız net: Emaneti yok etmeyeceğiz; Allah’ın adıyla, Allah’ın sevgisiyle, Allah’ın boyasıyla yaşayacağız. Aşka değil, teveddüde talip olacağız.