AMELİMİZ AZ DA OLSA DAİMİ OLSUN

“İki günü eşit olan zarardadır.” Bu nebevî hikmet ile konuya başlayalım; bu hadîs-i şerifi şöyle izah edebiliriz: Diyelim ki bugün 10 defa “Allah Allah” zikri çektin, yarın 15, sonra 20… Her gün üzerine koyarak gidersen, bir zaman gelir ki 24 saat bile yetmez olur. Oysa bu yol böyle değil. Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), bu hadisinde “her gün mutlaka sayıyı artırın” demedi; maksadı hâli artırmaktı, şekli değil. Çünkü O aynı zamanda şöyle buyurdu: “Allah’a en sevimli amel, az da olsa devamlı olanıdır.” (Buhârî, Müslim) Demek ki zikirde esas olan istikrardır. Zira hazmedilerek yapılan, düzenli bir zikir kalbi diri tutar.

Bu olayı bir örnekle izah edelim: Diyelim ki bugün 100 lira kazanıp 30 lirasını harcayan bir kişi, 70 lira biriktirir. Ama ertesi gün çalışmazsa, yine 30 lira harcamaya devam eder ve birikimi tükenmeye başlar. Ruh da aynıdır. Bugün “Lâ ilâhe illallah” zikriyle aydınlanan bir kalp, ertesi gün zikirden mahrum kalırsa, dünün nurundan eksiltir. Tıpkı çalışmayan insanın sermayesinin tükenmesi gibi… Kalp de, çalışmadığı gün gaflete kayar. Bu yüzden manevî kazanç ihmal edilmemeli, her gün işlenmelidir. İstikamette sebat, hakikate yürüyüş sağlar. Mana yolunda seyr-u sülûk, her gün biraz daha ileri adım atmakla mümkündür. Zira ruh ya inkişaf eder ya da geriler; kalp sabit durmaz. “İki günü eşit olan zarardadır” hadisi, nicelik değil, nitelik bakımından da bir uyarıdır. Zikirsiz geçen bir gün, kalbin gıdasız kalması gibidir. Ruhun nuru azalır, nefsin karanlığı baş gösterir.

Seyr-u sülûk durağanlık kabul etmez; ilerlemeyen ruh, nefsin egemenliğinde erimeye başlar. Ziyan dışarıdan değil; içeriden başlar. Bu sessiz, sinsî ve fark edilmeden gelen bir gerileyiştir. Zira “İnsan için ancak çalıştığı vardır.” (en-Necm, 53/39) Kalp de her gün yeniden nazar ister, yeni bir nefes, yeni bir vuslat arar. Çünkü ruh, Rabbinden gelen bir sırdır. Ve o sır, ancak sürekli bağ ile beslendiğinde canlı kalır.

Az da olsa sürekli amel bu yüzden esastır. Süreklilik, istikameti doğurur; istikamet ise vuslata giden yolun mihveridir. Amellerde devamlılıkla seyrin istikrarı oluşur. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bu noktada net olarak buyurur: “Amellerin Allah’a en sevimli olanı, az da olsa devamlı olanıdır.” Burada mesele sayılar üzerinde hergün peyderpey ortaya çıkan bir atış değil; istikrarlı bir gönül bağlılığıdır. Ve mutlak teslimiyettir. Çünkü çok olan geçici olabilir; ama az da olsa düzenli yapılan ibadet, kalbe nakşolur. Yoksa aşırı yüklenen ibadet, bir süre sonra kalbi yorar. Ve yorulan kalp, kendini geri çeker. Vuslat bir anda değil, adım adım olur. Unutma ki; bir gün ihmal edersen, önceki günün nurunu tüketmeye başlarsın. Ama her gün azar azar ruhunu beslersen, içten içe derinleşir, Hakk’a yaklaşır ve nefsi susturursun. İşte bu hâl, gerçek seyrin kapısını aralar.