İçinde olduğun vaktin öncesindeki tüm vakitler eski vakit olurken… Geçmişin tümü bir gölge gibi arkanda kaldı. Gelecek ise henüz yazılmamış bir sayfa. Sana ait olan tek şey “an”dır. “Her an O, bir şe’ndedir.” (Rahmân, 29).
İçindeki an da eski vakit olmak üzere aday olurken… Şu an bile göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitmekte. O halde fırsat tükenmeden Hak’ka yönel.
Geleceğin gelip gelmemesi meçhul iken… Yarın belirsizdir, dün geri gelmez. Kurtuluş bugünü değerlendirmektedir. “Ölmeden önce ölünüz” denildi; çünkü gelecek meçhuldür, an ise hakikattir.
Ey nefsim sen hala birilerinin nefesinden meded umup özüne ekilen tohumları çürütürken… İnsan bazen yaratılmışların nefesine güvenir, Hakk’ın rahmet nefesini unutur. Oysa gerçek nefes, “Nefesü’r-Rahman”dır.
Haktan uzaklaşman veya rabbe utanıp ona sığınmaman… Haktan uzaklaşmak, kendini virane kılmaktır. Rabbine sığınmamak, sığınılacak tek limandan yüz çevirmektir.
Seni kuşatan en gizli virüs olan şeytaniyet virüsü seni rehin almış demektir… Şeytan, kalbe fısıldayan gizli virüstür. “O, insanların göğüslerine vesvese verir.” (Nâs, 5). Ona karşı en büyük silah istiğfar ve zikirdir.
Sirkelen… Aç gözünü… Utanma Rabbinden… Rabbinden utanma, ona yönelmekten çekinme. O, kullarının dönüşünü sever.
Onun kapısı ta içinde açık… Elini açmış seni beklemektedir… “Ben kuluma şah damarından daha yakınım.” (Kâf, 16). O kapı dışarıda değil, kalbinin derinliğindedir.
Haydi ey can… Haydi ey özümün özü… Gözünü aç ve Rabbine teslim ol… Teslimiyet, gönül gözünü açmaktır. Teslim oldukça yüklerin hafifler, kalbin nurlanır.
Tüm eski öcleri unut… Senin kimin üzerinde maddi ve manevi hakkın varsa hakka tevdi et… O hakkını alacaktır… Kul hakkını Allah bağışlamaz, ancak kul bağışlarsa bağışlanır. Öcünü Hakk’a bırak, çünkü O “Adl”dir, mutlak adalet sahibidir.
Ne olur sen Rabbinin yoluna çekinmeden utanmadan revan ol… “Rabbinin yoluna hikmetle davet et.” (Nahl, 125). Yol açıktır, utanç kapıları kapatır; teslimiyet açar.
Hak ile adeta revani ol… Tatlı ol… Tatsızlara dahi sen tad ol… Nefsin sertliğini bırak; rahmetin tatlılığı ile bezen. “Mümin, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”
Öylece arşın altında yer bul… Budur sana kurtuluş… Budur sana marifet… Budur sana aidiyet… Arşın gölgesinde barınacaklardan olmak için kalbini temizle, gönlünü merhametle doldur. İşte marifetullah budur; aidiyet yalnızca Rabbinedir.
Yoksa başını yorgan altına koymakla sadece kendini incitirsin… Kaçış çare değildir. Hakikatten saklanmak, yalnızca acıyı büyütür. Çözüm, yorgan altına girmek değil, rahmet kapısına yönelmektir.
Ey gönül! Kaçma, saklanma, ertleme… İçinde açık duran kapıya yönel. Hak seni bekliyor. Öçlerini bırak, hakkını Hakk’a tevdi et. Nefsinle savaşma gücünü teslimiyetle bul. Tatlı ol, tatsızlara tat ol. Çünkü kurtuluş, teslimiyetle doğar; marifet, gözünü açtığında başlar.