Üç artı üç ay… Neden haram aylardan üç tanesi peş peşe gelir de, Recep tek başına gelir. Allah’ın varlıklarla iletişimi meleklerle olur ayeti kerimesini iyi idrak etmek gerekir. Zira imanın ikinci temeli “meleklere iman”dır.
İnsan, meleklerin aracı olduğu ilahî akışın farkına vardığında zamanın sırlarını da idrak eder. Haram ayların biri yalnız gelir; çünkü yalnızlık, kulluğun özüdür. Kişi önce kendi içindeki gürültüyü susturur, sonra ilahî hitabı duyar.
Büyükler “Kalbini arındırmadan melekle konuşamazsın; melek sesini duymayan da Allah’ın işaretlerini çözemaz” derler. Tek başına gelen Recep, kulun iç âlemine çekilme vaktidir. “Melekler Allah’ın izniyle her iş için inerler.” (Kadir 4)
Tek başına gelen Recep, kulun kendi içine dönme vaktini işaret eder. Yalnızlık, melekî latifelerin duyulması için bir fırsattır; çünkü kalbin gürültüsü azalınca meleklerin sesini andıran ince ilham kapıları açılır.
İlk adım yalnızlık, ikinci adım melektir; melekten sonra ise Rahman’ın hitabı duyulur. Haram ayların üçü peş peşe gelirken yalnız duran Recep, kulun kendi içindeki savaşları durdurup melekî âleme açılmasını hatırlatır.
Kavganın haram olduğu aylardan olan ve Allah’ın ayı diye tasvir olunan Recep ayının hürmetine tüm yaratılmışlarla kavgayı terk edersek, Allah ile aramızda elçi olan melekleri hissederek Resulullah ayı olan Şaban ayına Merhaba diyebileceğiz.
Recep, kalbin savaşlarını susturma vaktidir. Kırgınlıkları, öfkeleri, nefis çırpınışlarını bırakan kulun kalbine melekler iner. Çünkü melekler ancak temizlenen yüreğe konar.
“Öfkenin durduğu yerde rahmet başlar” diyen irfan erleri, Recep ayını kalp arınmasının başlangıcı kabul ederler. Bu teslimiyet kulunu Şaban’ın rahmet kapısına taşır. “Onlar öfkelerini yener ve insanları affederler.” (Âl-i İmran 134)
Çünkü Resulullah’ın (sav) rahmeti yağmur gibi herkese yağardı. Resulullah (sav) ayında Resulullah’ın (sav) nurunu hissettiğimizde ise hep beraber ümmetin ayı olan Ramazan’a Merhaba diyebileceğiz.
Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in nuru, kalpte bir defa doğdu mu artık gönül baharı başlamış olur. O rahmet yağmuru kalpleri diriltmeden Ramazan’ın manası bilinmez. Çünkü Ramazan sadece oruç değil, rahmetin şuurudur. Nefsin sustuğu, ruhun konuştuğu bir mevsimdir. “Peygamber’i hisseden Ramazan’ı görmeden Ramazan’a erer” diyen hikmet ehli, Şaban ile Ramazan arasındaki ince bağı bu sözle açıklar. “Sen âlemlere ancak rahmet olarak gönderildin.” (ayet)
Ümmetin ayı olan Ramazan’da tüm ümmet olarak tefrikalara son verip bir duvarın tuğlaları gibi birbirimizi tamamlarsak, tekrar didişmenin haram olduğu ve bayram ile başlayan Şevval ayından sonra başlayan ve peş peşe olan, kesinlikle didişmenin haram olduğu üç aylara Merhaba diyeceğiz.
Ramazan ruhu birleşmeyi öğretir. Bir duvarın tuğlaları gibi yan yana gelmek, ümmet olmanın özüdür. Ayrılıklar bittiğinde rahmet bir nehir gibi akar. Şevval’den sonra başlayan peş peşe haram aylar ise kalpteki huzurun muhafaza dönemidir.
Birlik korunursa rahmet durmaz, rahmet durmazsa yol kapanmaz. Bu sebeple Ramazan’ın birleştirici nefesi, yılın geri kalanını da aydınlatır. “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin.” (Âl-i İmran 103)
Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıyla bir önceki üç aydan aldığımız enerji ile kavgalardan uzak durarak Allah halifesi olma yolunda büyük adımı atmış oluruz.
Bu üç ay, kulun ruhen olgunlaştığı dönemdir. Nefis yumuşar, kalp genişler, ruh yükselir. Teslimiyet gelişmişse insan artık kıran değil onaran hâle gelir. “Halifelik makamı kavgayla değil, vakar ve merhametle taşınır” diyen büyükler bu üç ayı ruhi kemalin zirvesi kabul eder. Sükûneti korumak, halifeliğin en büyük şartıdır. “Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim.” (Bakara 30)
Tüm ümmet olarak tefrikalara son verip bir duvarın tuğlaları gibi birbirimizi tamamlarsak, tekrar didişmenin haram olduğu ihramlı hâl gibi bir durumu tüm yaşamımıza hâkim kılacağız. Bu güçten aldığımız enerjiyle kavgalardan uzak durarak Allah halifesi olma yolunda büyük adımı atmış oluruz.
İhram hâli, kulun dünyadan soyunup yalnızca Allah’a yöneldiği andır. Bunu hayatın geneline taşıyabilenler gerçek manada tefrikadan kurtulurlar.
Birbirine omuz veren ümmet, göğe yükselen bir bina gibidir; yükseldikçe gölge olur, gölge oldukça rahmet olur. Merhameti hayatın merkezine alan, halifelik makamının hakkını vermeye başlamıştır. “Müminler birbirini sevmekte, birbirine merhamet etmekte tek bir beden gibidir.” (Meâl)
Şüphesiz takva sahipleri için zamanlar arasında nice hikmetler vardır. “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.” (A’râf 156) “Üç aylar, ümmetimin rahmet nefesidir.” (Mana olarak rivayetlerde geçen mefhum)
Kalp kavgasını bitiren, ilahi kelâmın inceliğini duyar. Zamanın sırrını anlamak için önce gönlün karanlığı temizlenmelidir. Birlik, rahmetin anahtarıdır. Tefrika ise bütün rahmet kapılarını kapatır. Üç ayların hikmeti, kalbi bölünmekten kurtarıp vahdete taşımaktır.
“Şüphesiz Kur’an, müminlere şifa ve rahmettir.” (İsra, 82) “Allah’ın rahmeti iyilik edenlere yakındır.” (A’râf, 56) “Müminler birbirini sevmekte, merhamette ve şefkatte bir beden gibidir.” (hadisi şerif)
Kalpte kavga sürdükçe melek inmez; melek inmedikçe rahmet sezilmez. Üç ayların hikmeti, kalbi kavganın karanlığından alıp sükûnetin nuruna taşımaktır.
Recep arınmanın, Şaban rahmetin, Ramazan ise teslimiyetin kapısıdır. Ardından gelen haram aylar ise kulun kazandığı bu hâli korumasına yardım eden ilahî zırhtır.