Anlamını bilmeden bülbül gibi şakırıyorsun Kur’an’ı der din düşmanları. Nice kişiyi bu sözlerle aldattılar, “Anlamını bilmeden okuyorsun” diye diye Kur’an okuyan bırakmadılar. Oysa bunun hesabı ağır olacaktır. Çünkü Kur’an okumayan bir toplum, kendi öz kaynağını terk etmiş olur.
Bugün Kur’anlar mahzun kaldı raflarda. Belki duvardan indirdiniz ama bu defa rafa terk ettiniz. Camilere bakın, kaç tane Kur’an açılıyor, kaç gönül Allah’ın kelamıyla nefesleniyor?
Kur’an, kalpleri diriltmek için indirilmiştir. Onu rafa kaldırmak, aslında kendi kalbimizi karanlığa hapsetmektir. “Resul dedi ki: Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey edindiler” (Furkan 30). Bu ikaz bize, Kur’an’ı okumaktan uzaklaşmanın ne büyük bir vebal olduğunu hatırlatıyor.
Ya Allah’tan korkun! Çünkü Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurdu ki: “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa onun için bir hasene vardır. Her hasene on misliyle karşılık bulur. Ben ‘Elif Lâm Mîm’ bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, Lâm bir harftir, Mîm de bir harftir” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân, 16). Sen hiç anlamını bilmesen de okuduğun her harfin karşılığında on sevap kazanırsın.
İşte bu sebeple, Kur’an okumak sadece bir bilgi meselesi değil, imanla bağ kurma meselesidir. Anlamını öğrenmek güzeldir ama anlamını öğrenene kadar da okumaktan geri durmak en büyük yanlıştır. Çünkü Kur’an, okundukça insanın kalbine nur, ruhuna huzur olarak yansır.
Anlamını zaten hakkıyla çözen olamaz ki! Çünkü o, Âlemlerin Rabbinin sonsuz kelamıdır; sen ise sonlu bir varlıksın be kardeşim. Anlamını bilsen de bilmesen de, Kur’an okudukça kalbinin huzurla dolduğunu göreceksin. İşte bu, Kur’an okumanın insanın özüne doğru yolculuğuna yaptığı en büyük katkının kanıtıdır.
Kalbin aynası Kur’an ile parlatılır, paslanan gönül ayetlerle cilalanır. Anlamı kavramasa da gönül o nurdan nasiplenir. Çünkü Kur’an, ilahî nefesin beşer kalbine dokunuşudur. Bazı kendini bilmezler çıkar, “Kur’an’ı okuyanlar sevap tüccarıdır” der.
Oysa sen sevap için yaşamıyor musun kardeşim? Yoksa hayatın günaha, yalana, dolana mı endeksli? İki yol var önünde: ya sevap ya günah, ya cennet ya cehennem… Üçüncüsü yok be kardeşim! O yüzden sevap yolunu seçmek, Allah’ın kelamına sarılmak zorundasın.
“Biz sana kitabı hak ile indirdik ki insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin” (Nisâ 105). Kur’an, sadece bilgi değil, hüküm ve yol göstericidir. Onu okumak, kalbin yönünü hakikate çevirmek demektir.
Kur’an’ın anlamını bilmezsen okuma diyen eblehlere kulak vermeyin. Çünkü Kur’an, bizi bize aktarır, bizi Rabbimize emanet ettirir. “Şüphesiz bu Kur’an en doğru yola iletir ve salih amel işleyen müminlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler” (İsrâ 9).
Kur’an’ı okudukça aslında kendini okur, kendi nefsinle yüzleşir, Rabbine yakınlaşırsın. Kalbine Kur’an’ı misafir et, çünkü o misafir girince evin şenlenir. Gönül evini boş bırakma, ayetlerle süsle ki şeytan barınamasın.
Kur’an kişiye kabirde arkadaş olur, kıyamet gününde şefaat eder. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur: “Kur’an okuyun. Çünkü Kur’an, kıyamet günü kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelir” (Müslim, Müsâfirîn, 252). İşte bu yüzden Kur’an okumak, sadece dünyada huzur değil, ahirette de en büyük güvencedir.
Kur’an’ın insan üzerindeki hakkıdır ki, günde en az yüz ayet okunmalıdır. Çünkü bu, kalbi diri tutar, nefsi terbiye eder, gönlü Rabbine açar. “Ey insanlar! Size Rabbinizden öğüt, kalplerde olana şifa, müminlere hidayet ve rahmet gelmiştir” (Yunus 57).
Kur’an okumakla kalbimizdeki perdeler incelir, basiret gözümüz açılır. Zira Kur’an, içimizdeki molozları temizleyen bir rahmet yağmurudur. Onun için her gün ayetlerle kalbimizi yıkamalıyız.
Kardeşim, anlamını bilmesen de Kur’an oku. Çünkü okudukça kalbin huzur bulur, ruhun arınır, hayatın bereketlenir. Anlamını öğrenmek için gayret et ama öğrenene kadar da sakın okumayı terk etme. Kur’an seni kabirde yalnız bırakmaz, kıyamet günü şefaatçin olur. Her gün en az yüz ayet okumayı kendine hedef et, çünkü bu senin Rabbine verdiğin sözün ve bağlılığın nişanesidir. Unutma, Kur’an’dan kopan, Rabbinden kopar.
Kur’an, Allah’ın bize gönderdiği en büyük rahmettir. Onu okumak kalbi diriltir, nefsi terbiye eder, hayatı bereketlendirir. Anlamını bilmesen de okumaya devam et; çünkü okudukça gönlün Allah’a yaklaşır, ruhun huzura kavuşur.
Anlamını öğrenmek için gayret et, ama anlamını tam vakıf olamadı diye sakın okumayı bırakma. Her gün en az yüz ayet okumayı hedef edin; bu, kalbin diri kalmasının, Rabbinle bağını canlı tutmanın en emin yoludur.
Unutma, Kur’an seni kabirde yalnız bırakmayacak, kıyamet günü şefaatçin olacaktır. Onunla hem dünyanda nur bul, hem de ahirette ebedî kurtuluşa hazırlan.