Seyr-ü sülûk yolunda alınacak nice feyizler vardır; nasip ile açılır, lütuf ile devam eder. Bu yol, zâhirde yürüyüş gibi görünse de hakikatte kalbin istikamete yönelmesi, nefsin arınması ve ruhun aslına dönmesidir. Ancak bu yolda en büyük tehlikelerden biri, bâtında oluşan hâllerin birbirine benzemesi ve aslolan yol ile tâli yolların karıştırılmasıdır. Hak yolunun esası, ana caddeden ayrılmadan sırat-ı müstakîm üzere yürüyebilmektir. Çünkü istikamet, bütün manevî açılımların temeli ve feyzin devamının şartıdır.
Tasavvuf ehli bilir ki, istikamet kerametten üstündür. Zira hâller değişebilir, duygular dönüşebilir, tecellîler farklı suretlerde zuhur edebilir; fakat hak yol üzere sabit kalmak, kalbin doğruluğunu muhafaza etmektir. İstikametin zedelenmesi hâlinde kul, farkına varmadan feyizden mahrum kalabilir; zira feyiz, ancak hakka yönelen kalpte karar bulur.
Nefis, bazen mevcut olmayan imtihanları dahi varmış gibi gösterir ve kişiyi vehimle meşgul eder. Hakikatte olmayan yükleri taşımaya çalışan kalp yorulur, istikametten uzaklaşır. Zaaflar sebebiyle meydana gelen her infiraf, kulun hakikatten perdelenmesine sebep olur. Bu sebeple her hâlde Allah’a sığınmak, nefsin hilelerinden korunmanın en güvenli yoludur.
Manevî sohbetlerde ve hasbihallerde açılan yol, insanın özüne ve iç âlemine dair olduğu için mahremiyet perdesi incelir. Kalpte saklı olan yönelişler ortaya çıkar, bâtın açılmaya başlar. Bu hâl bazen meşru daire ile nefsânî temayüllerin birbirine karışmasına sebep olabilir. Oysa burada son derece ince bir çizgi vardır. Hak ile nefsin sınırı çok latiftir; ihlâli ise son derece kolaydır.
Bu sebeple seyr yolunda daima murakabe hâli gerekir. Kalp her an yönünü yoklamalı, niyetini arındırmalı ve adımını istikamet üzere tutmalıdır. Çünkü istikametten sapmak çoğu zaman büyük bir kopuşla değil, küçük bir gafletle başlar. Bazen yalnızca bir anlık dalgınlık, ince bir çizginin aşılması ve yönün değişmesi için yeterlidir.
Hak yolunun selâmeti, kalbin uyanıklığında, nefsin tezkiyesinde ve sürekli ilahî gözetim şuurunda saklıdır. İstikamet üzere yürüyen için yol açılır; feyiz artar, kalp saflaşır ve kul, hakikate doğru emniyetle ilerler.