132) BERAAT GECESİ VE DİVAN TOPLANTISI

Beraat gecesi, rahmetin coştuğu, kaderin yazıldığı, kalplerin yıkandığı gecedir. Bu geceyi sıradan bir zaman dilimi gibi görmemek gerekir. Çünkü göklerde divan kurulur, melekler saf saf dizilir, kulların defterleri arz olunur. Kur’an-ı Kerîm’de “O mübarek gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayrılır, yazılır” (Duhân, 44/4) buyurularak bu hakikate işaret edilmiştir.

İşte bu divan toplantısı, kulun kader defterinin yeniden yazıldığı, rızıkların takdir edildiği, ömürlerin uzatılıp kısaltıldığı, bir sonraki yılın hayır ve şer tecellilerinin belirlendiği ilahî bir meclistir. Bu, Allah’ın (celle celâluhû) hikmet ve kudretiyle kurulan bir divandır. Melekler o gece defterler dolusu amel ve duaları arz ederler.

Hak erleri derler ki: “O gece gökte divan kurulur, yerde ise kırklar hazır olur.” Kırklar, her devirde var olan ve dünyanın manevi dengesini taşıyan Allah dostlarıdır. Onlar o gece dua ve niyaz ile ümmete rahmet dilenirler. Kulun gönlü de o gece bir divana dönüşür; kalp, arşın gölgesinde bir meclis olur ve kul kendi iç âleminde hesaba çekilir.

İşte bu sebeple, divan toplantısının aslı üç yerde cereyan eder: Gökte meleklerin defter arzında, yerde salihlerin duasında, kulun kalbinde tevbe ve istiğfarında. Beraat gecesi bunların birleştiği bir rahmet tecellisidir.

Mana ilminde derinlik elde edenler bu gecede “divan toplantısı” yapılır demişlerdir. Çünkü melekler, kader defterlerinin sahifelerini getirir ve Rabbin huzurunda kulun hâli arz olunur. Her insan için bir yazgı tazelenir; rızık, ecel, af ve mağfiret kapıları yeniden düzenlenir.

Bu sebeple gönül ehli, bu geceyi “mahkeme-i kübra’nın bir gölgesi” gibi görmüştür. Yani kulun beraatı veya kaydı, bir yıl boyunca işleyeceği amellere dair takdir edilir.

İşte bu noktada “kırklar” anlayışı devreye girer. Kırklar, her çağda yeryüzünü manevi olarak koruyan, gizli velîlerden oluşan bir topluluktur. Rivayet olunur ki, dünyanın düzeni onların duası ve nefesiyle ayakta durur. Beraat gecesi olduğunda onlar da bu ilâhî divanda hazır bulunur. Onların duaları ümmetin üzerine rahmet olarak iner.

Hak erleri der ki: Eğer kırklar olmasa, yeryüzü zulümle kaplandığında helak olurdu. Onlar rahmet sigortası gibidir. Beraat gecesinde, divan toplantısında onların niyazları ve gözyaşları, ümmete af ve mağfiret olarak döner.

Bu gece, yalnızca bireysel ibadet değil; ümmetin topyekûn halinin de gözden geçirildiği bir ilâhî meclistir. Adeta gökler âleminde bir divan kurulur. Rahmetin tecellisiyle bağışlanacak olanlar seçilir, affa uğrayacak olanlar affedilir, gaflette olanlara ise uyarı levhaları yazılır.

Bu gece aynı zamanda bir terazi gecesidir. Kimin kalbi Allah’a (celle celâluhû) yönelmişse, o kalp hafifler, beraat defterine yazılır. Kimin kalbi masivaya dönmüşse, ağırlaşır, ilâhî divanda uyarı alır.

Bu hakikati bilen salihler, “tevbe ve istiğfar etmeden geçirilen bir beraat gecesi, kaybolmuş bir fırsattır” derler. Çünkü asıl beraat, kâğıda yazılan değil kalbe işlenen beraattir. Günahlarından arınan, Allah’ın (celle celâluhû) affına sığınan, kalbini tevbe ile yıkayan kişi, divan toplantısından beraat alarak çıkar.

O halde bu gece, yalnızca namaz ve dua ile değil; aynı zamanda kalbi yenileyerek, gönülde yeni bir hayat başlatarak ihya edilmelidir. Affı istemek, affedici olmaktır. Kendi hakkını Allah’a (celle celâluhû) tevdi eden, başkalarını bağışlayan, kullukta sebat eden kimse, divan toplantısında rahmet defterine kaydedilir.

Her birimizin her gecesi beraat gecesi olması dileğiyle, yılda bir defa buluştuğumuz bu gece hakkında biraz malumatlarda bulunalım. Beraat kelimesi “temize çıkmak, arınmak” manasındadır.

Bu gece, müminin affa mazhar olması için özel bir fırsattır. Kur’an’da “O gün kim Allah’ın rahmetinden yana berat alırsa, işte kurtuluşu bulan odur” buyurularak (Lokman, 31/32) beraatin kurtuluş manasına işaret edildiği görülür.

Siz kandil falan yok diyenlere sakın inanmayın. Bu gece mübarek beraat gecesidir. Kandil, “ışık saçan, etrafı aydınlatan” demektir. Mübarek gecelere kandil denmesi, karanlık geceler içinde nur saçan geceler olduklarındandır. Bu isimlendirme mecazi ama anlamlıdır.

Kandil ışıldayan nesne demektir. Bu mübarek geceler tüm geceler içinde ışıldayan gecelerdir. Nasıl ki karanlık bir odada yanan bir kandil ortamı aydınlatır, bu geceler de ruhun karanlıklarını nura dönüştüren gecelerdir.

Zaten dikkat ederseniz, kandil yok diyenler, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin hadislerini kabul etmeyen ve ilk günden bu güne yetişmiş İslam âlimlerine dil uzatan nasipsiz kimselerdir. Hadislerde ve ulemanın işaretlerinde mübarek gecelerin ihya edilmesi tavsiye edilmiştir. Bu, müminin Rabbine yönelmesi için bir rahmet kapısıdır.

Sakın ha şeytanın oyununa gelip, şeytan tarafından kandırılmış o güruha kulak vermeyin. Şeytanın en büyük hilesi, kulun ibadet azmini kırmak ve rahmet kapılarından mahrum bırakmaktır.

Bu kısa nottan sonra bu gece yapacağımız ibadete gelelim… Mübarek gecelerin ruhu, ibadetle geçirilmesinde gizlidir. Az da olsa samimi bir amel, geceyi nurlandırır.

Bu gece için en güzel ve özel amel şu; “Niyet ettim tövbe etmek için iki rekat hacet namazı kılmaya” diye niyet edip iki rekat namaz kılmak. Hacet namazı, kulun Rabbine arzuhalini sunduğu, rahmet kapısında niyaz ettiği özel bir ibadettir.

Sonra eski günahlara istiğfar edip gelecekteki yaşantısında tekrar o hatalara düşmemek için tövbe etmek ve tövbesinde sebat etmesi için de Allah’ın yardımını dilemektir. Tövbe yalnızca dil ile değil, kalpte azimle yapılır. İstiğfar ise, “Ya Rabbi beni affet” diye gönülden yakarmaktır. Bu gecede her ikisi de birleşmelidir.

Bir de bu özel gecede dünyayı saran bu vebanın ülkemizden, İslam âleminden ve tüm mazlumlardan uzaklaşması için özel dua etmek. Müminin duası, sadece kendisi için değil ümmet ve tüm insanlık içindir. Rahmet kapıları en geniş şekilde açıldığından, bu gece edilen dualar büyük bereket taşır.

Zira dua mü’minin en etkili silahıdır. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur: “Dua, müminin silahı, dinin direği ve göklerle yer arasındaki nurdur.” (Hakim, Müstedrek, 1/492). Bu geceyi, kalplerimizi temizleyerek, istiğfarla arınarak, dua ile semaya yönelerek değerlendirelim. Beraat gecesi, yalnızca bir takvim günü değil; kalbin karanlıktan nura, gafletten zikre yöneldiği bir yolculuktur.

Bu gece en çok yapılması gereken ibadetlerden biri, istiğfar ve duadır. Çünkü Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Şaban’ın on beşinci gecesi olunca, Allah Teâlâ dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve: ‘Yok mu benden af isteyen, affedeyim? Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim? Yok mu dertli olan, şifa vereyim?’ der. Bu hâl, tan yerinin ağarmasına kadar devam eder.” (İbn Mâce, İkame, 191).

Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “De ki: Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer, 39/53). Bu ayet, özellikle bu gecede kalbimize umut ve sığınma vesilesi olmalıdır.

Bu gece okunacak en güzel dualardan biri şudur:
“Allahümme innake afüvvün kerîmün, tuhibbü’l-afve fa’fü annî.” (Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni de affeyle).

Yine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur:
“Beraat gecesinde Allah, Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca günahı bağışlar.” (Tirmizî, Savm, 39). Bu rivayet, geceyi gafletle değil ibadetle geçirmenin ne kadar büyük bir rahmete vesile olduğunu gösterir.

Beraat gecesinde yapılacak özel ameller: İki rekat hacet namazı kılmak. Bolca istiğfar ve salavat getirmek. Kur’an’dan Yâsîn suresini okumak (alimler bu gecede üç defa Yâsîn okunmasını tavsiye etmiştir). Anne-baba, dostlar, ümmet-i Muhammed ve mazlumlar için dua etmek.

Beraat gecesi, insanın kader defterinin gözden geçirildiği, kalplerin Rabbine yöneldiği, rahmetin yağmur gibi indiği bir gecedir. Kalbimizi temizleyelim, ellerimizi semaya açalım, Rabbimizin rahmetine sığınalım. Çünkü en büyük beraat, günah yüklerinden arınmış bir kalple Allah’a dönmektir.

Hakikatte en büyük beraat, Allah’ın cemalini görmekten mahrum kalmamaktır. O halde bu geceyi gafletle değil, şuurla, divan toplantısında ismimizin “bağışlananlar” arasına yazılması duasıyla geçirelim.

Celal, Allah’ın azamet ve kudretinin; cemal ise lütuf ve merhametinin tecellisidir. Beraat gecesi, celal sıfatıyla günahların silinmesi, cemal sıfatıyla da gönüllerin güzelliklerle dolması için bir rahmet kapısıdır.

Aziz dostlar; bu mübarek gecede Hakkın celalı eski hatalarımızı silsin, cemalıyla güzelliklerle müşerref eylesin.

Yorum yapın