163) BEKLENTİSİZ YOL, İMAN VE SEYİR

Neden olmuyor? Ben neden ermiyorum? Ben neden veli olamadım gibi düşüncelerle istek oluşursa, bilelim ki bunların tümü dünyevî istekler. İşte dünyayı ister gibi manaya erinmez. Ama istemekle de bir şey kaybetmeyeceğiz diyenlere de derim ki, istemeye devam et belki bir gün olur, her ne olacaksa, onu da bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum.

Bildiğim şu beklentisiz bir kullukla varılır Hak divanına. Bilip izah ettiğim vecih böyledir. Çünkü yolu öyledir. Başka bildiğim yolu da yoktur. Veli olmak beklentisi, kulluğun zevkini perdeler. Ayette: “Rabbinin hükmüne sabret, çünkü sen Bizim gözlerimizin önündesin.” (Tûr 52/48)

Çünkü hakikat yolu istek yolu değil seyir yoludur. Bu yol beklemek değil, beklentisiz yol alanların varacakları güzellikler diyarıdır. Bu anlattığımız hakikati görmezden gelip “istemeye devam edeceğim” diyenlere derim ki; bakın işte yıllarca istiyorsunuz, olan bir şey yok, işte neden?

Demek ki yanlış yoldasınız. Yolu izah ediyorum, yok öyle şey diyorsanız, bil ki bildiğim yol bu, başka yol yok. Vardır diyen, bana da haber etsin. Seyir, beklemekle değil, adım atmakla olur. Ayette: “Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette yollarımıza iletiriz.” (Ankebût 29/69)

Bunu izah ederken bilmemiz gereken bir konu da istek ve beklentinin ayrı ayrı şeyler olduğudur. Burada hem isterseniz, ama bu isteğin sadece beklentisiz bileceksin. Çünkü istek yoksa amel de olmayacaktır. Ama istek ve amel oldu diye de beklenti olmayacaktır. Bunu iyice fark edelim.

Ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Dünyanın birçok yerindeki mana ehlini araştırın, tümü beklentisiz çalışma diyecektir. İstek amel doğurur, beklenti perdeler. Ayette: “İnsan için ancak çalıştığı vardır.” (Necm 53/39)

Ne demek bu? Artık tek kelime yazmam, adı üstünde beklentisiz çalışma. Beklentiye girmeden çalışma. Beklentiyi silin ve öylece çalışın. Bir teşekkürü bile beklemeden çalışmaya devam. İşte o zaman açılır onun manası. Kalbe doğacak inşallah. İşte akıl almaz ki anlayasın.

İmanla yürüyüş istenmiş, iman işte burada devrede olacak, işte bu anlatmaya çalışıyoruz, kalbe doğacaktır. Çünkü tanımsızdır. Tanımsız olan bir tek Allah’tır. Geri kalan her şeyin bir tanımı vardır. İşte mana yolu Allah’a gittiği yol olduğu için tanımsızdır. İman edip yürünmelidir. Beklentisiz amel, kalbe doğan sırdır. Ayette: “Onlar gayba iman ederler ve namazı kılarlar.” (Bakara 2/3)

Her yolun bir tanımı vardır. Çünkü tanımsız yola girmez. İnsan dünyada bile bilmediği yola girmek istemez. İşte mana yolu Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize teslimiyet yoludur. İşte bu yola iman yolu denilir.

Yolun yürünmesi için tanımı vardır, ama ancak yürüyen kişi, güzellikleri göreceği için içeriği tanımsızdır. İslam’ın özüne giden yol olan ve adına tasavvuf denilen yolun temel terakki şartı, iman edip çalışmaktır. Teslimiyetin tanımı vardır, içeriği yürüyene açılır. Ayette: “Peygamber size ne verdiyse onu alın, sizi neden men ettiyse ondan sakının.” (Haşr 59/7)

Bazılarının hissiyatı 7 ayda, bazısının 70 ayda, bazısının da 70 yılda. Ne bileyim işte kişinin yönelim istidadına, hem iman ve teslimiyetin derecesine göre yol devam eder. Burada üzülecek bir husus yoktur. Çünkü bizden istenilen hak yola iman edip çalışmamızdır. Kirlenen nefsimizi temizlememizdir. İşte olay, fıtratımızın üzerine indirdiğimiz molozların temizlenmesidir.

Öylece Hakk’a varıp Rahmeti Rahman’a ulaşmamızdır. Nefsinin üzerine yıkılan molozları temizle, fıtratın pınarı fışkırır. Ayette: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.” (Şems 91/9)

Hakikat yolu istekle değil, seyir ve teslimiyetle yürünür. İstek amel doğurur fakat beklenti kalbi perdeler. Beklentisiz çalışmak, bir teşekkürü bile beklemeden kulluğa devam etmektir.

Bu yol Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize teslimiyet yoludur; tanımı bellidir, fakat içeriği yürüyene açılır. Kiminde yol kısa, kiminde uzun sürer; önemli olan sabırla fıtratı molozlardan temizlemek ve imanla devam etmektir. Böylece kul, Hakk’a varır ve Rahmeti Rahman’a ulaşır.

Yorum yapın