Aynı yolun yolcuları,
Allah kavuşturur yolları.
Bu yolun incelikleri
Ancak teslimiyetle çözülür.
Bu yolun lideri
Oydu Hak Peygamberi,
Ondan destur ile neferleri
Ancak teslimiyetle yürünür.
Sonra geldi Ebû Bekir,
O idi Sıddîk-ı Ekber,
O İslâm’a oldu rehber,
Onun sadakatiyle gidilir.
Sonra Selmân-ı Fârisî,
Onunla inledi sırr-ı enfüsî,
Saçıldı sırrın sesi,
Öylece ırk ve renk birlenir.
Kâsım bin Muhammed ile
Devam etti sırr-ı Ekber ile,
Cümle âleme destur ile
Vahyin sırrı elden ele ulaşır.
Derken Câfer-i Sâdık destur aldı,
Onunla yer teslimiyeti yeniden tattı.
Cemâli Resûlullah ile bakındı,
İşte onunla muazzam sır gürlenir.
Bâyezîd-i Bistâmî geldi ağır misli kaya,
Deyyânî burhanı sundu halkaya,
Onu izleyen kalmadı yaya,
İşte onunla teslimiyetin şanı yücelir.
Ebü’l-Hasan Ali bin Câfer geldi,
Saadet zinciri şekillendi.
Bu zincir artık sabitlendi,
Bu sabite Resûlullah’a dayanır.
Ebû Ali Fazl bin Muhammed’in zarafeti,
Önlendi cumhurun kemâleti.
Fermedden uzanarak kaldırdı cehâleti,
Sunduğu Muhammedî ilim dalgalanır.
Yûsuf el-Hemedânî’ye bakar mısın?
Onunla şânını seyreder misin?
Onun şanı şöhreti Lillâh bilir misin?
O şöhret ile Nûrullah dalgalanır.
Abdülhâlik-i Gucdüvânî büyük kutup,
İnsanlara verdi ümit kap kap.
Yeniden yeniye tecellî eyledi hitap,
Sunduğu ilim, marifetullaha götürür.
Âh be Ârif-i Rivgerî,
Senle doydu ruh, oldu yolun eri.
Sana hep bakarım edep vârî,
İşte senle sırr-ı Rahmân çözülür.
Mahmud İncir Fagnevî ile devam eder,
Yolu Muhammedî revân eder.
El verenin ruhu raks eder,
Bu raks temaşayı Rabbe götürür.
Alîyy-i Râmîtenî baktı ümmete,
Ona gönül veren kaldı hidâyette.
İnkâr eden kaldı nedâmette,
Muhammedî yol onunla birlenir.
Muhammed Bâbâ Semmâsî’nin dersinde
Artık ümmet onun kisvesinde.
Edindi himaye hilyesinde,
Onun himayesi Hakk’a götürür.
Seyyid Emîr Külâl misli felek,
Âlemlerde tasarrufu bilmez ek.
Ondadır saf ve hâlis bir niyet,
Ona bakan üveysîlikle tanışır.
İşte geldi ümmete Şâh-ı Nakşibend,
Ders alınca yolu derinlere açıldı.
Tâ Abdülhâlik’e kadar uzandı,
Onunla üveysîlik dersi devam eder.
Alâeddin-i Attâr’a verildi emânet,
Ve Yakûb Çerhî ile elbet,
Nakşî yolu ile aydınlandı ümmet,
Bunlarla nakış nakış devam eder.
Ubeydullah ve Zâhid ile bu saadet,
Geldi derviş Muhammed.
Hele hele Emkenegî Hâcegî Muhammed,
İşte ilâhî rahmet sunuluyor.
Muhammed Bâkîbillâh ders verdi,
Müceddid-i Elf-i Sânî doğdu.
İmam Rabbânî halkı doyurdu,
İslâm ile buluştu ona inananlar.
Muhammed Ma‘sûm ondan emânet,
Muhammed Seyfeddîn geldi elbet.
Muhammed el-Bedâûnî eyledi heybet,
İşte bu yol Allah’a vardırır.
Mîrzâ Mazhar Cân-ı Cânân,
Onun oldu Hakk’ı anan.
Ders aldı Abdullah-ı Dehlevî ondan,
Tam teslim olan sırr-ı manevî cem eder.
Hâlid-i Bağdâdî teslim oldu ona,
Osman Tevileyn bakındı ona.
Ruhları cem oldu yana yana,
Onlar bu coğrafyaya nakşeder.
Nazar etti Ebû Bekir Gıyâseddîn,
Akabinde Mustafa Kemâleddîn.
Yeniden aydınlandı bize din,
Din-i İslâm-ı Mübîn bizi şerefli eder.
Geldi sırr-ı manevî müşerref hanedânına,
Uzandı Muhammed Nûrî erbâbına.
Ondan ders aldık, baktık Yaradan’a,
Bu ders işte bizi biz eder.