70) DOST OLARAK ÖĞRENCİ OL

Sırf öğrenci olan, iradesini sizin iradenize klikleyip kendi iradesinden haberi olmadan hızla yol alandır. Bu hâl bir mutlak bir muhabbet yolculuğudur. İkilik kalkmıştır, teslimiyet olmuştur.

Ey yolcu, bunu sadece Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz için uygula. Çünkü o hata etmez, çünkü o hakikatin bizzat rehberidir. Rabbimiz buyurur: “O, hevâdan konuşmaz. Onun söyledikleri, kendisine vahyedilenden başkası değildir.” (Necm, 53/3-4)

İşte sahâbe-i kirâmın hâli tam da buydu. Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) öyle teslim olmuştu ki, hicrette mağarada iken “Korkma! Allah bizimle beraberdir” (Tevbe, 9/40) ayetine muhatap oldu. Onun öğrenciliği mutlak bir teslimiyet, dostluğu ise sarsılmaz bir sadakat idi. Bu yüzden de “Sıddîk” oldu.

Sırf dost olan ise, iradenizi ipoteğe almadan, hem iradenize tabi olmadan sizinle yol yürüyendir. Burada kişi, kesretle bakmasına rağmen gönülde vahdetle hemhâl olmuştur.

Tüm menfaatler tükenmiş, saf ve som bir beraberlik başlamıştır. Bu hâl, Mevlânâ’nın ifadesiyle “iki bedende bir can” olmaktır. Çünkü dostluk, hakikatte kalplerin Allah için birleşmesidir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuştur: “Kişi dostunun dini üzeredir. O hâlde kiminle dost olduğunuza dikkat edin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 16)

Hz. Ali (kerremallahu vechehû), Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) dostu idi. Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te O’nun yanından ayrılmadı. İlimde öğrenci oldu, cesarette dost oldu, vefada kardeş oldu. Hz. Ali’nin hâli bize gösterir ki, dostluk ve öğrencilik birleştiğinde hakikî sadakat doğar.

Hem öğrenci hem de dost olan, yani iradesini iradene klikleyip hem de kendi iradesinin farkında olan ise en bahtiyar yoldaş olur. Senden faydalanır ama özünden akan ilme de kulak kesilir. Çünkü bilir ki, her fert Rahmân’a açılan bir kapıdır.

Her kalpte ayrı bir sır, her insanda Rabbânî bir işaret vardır. Bu hâl, dostluğu ve öğrenciliği bir arada yaşamanın en olgun hâlidir. Nitekim Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), sahâbesi için şöyle buyurmuştur: “Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz.” (Beyhakî, el-Medhal, 233)

Bu yol arkadaşlığı, sahabenin Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) bağlılığında, müridlerin mürşidlerine yönelişinde görülür. Fakat asıl hedef daima Allah’tır. Öğrenci de dost da, mürid de mürşid de, nihayetinde Hakk’a yolcu olan gönüllerdir.

Tasavvufta bu beraberlik mürşid-mürid ilişkisi olarak tezahür etmiştir. Mürid, öğrenci gibidir; iradesini mürşidine teslim eder, ama körü körüne değil; kalbiyle, aklıyla, vicdanıyla birlikte. Mürşid ise sadece öğretmen değil, dosttur; yol gösterir, el tutar, ama insanın özündeki hakikati ortaya çıkarır. Bu sebeple sûfîler, mürşidsiz yolun zorluğunu anlatırken “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” demişlerdir. Yani hakikate tek başına yürüyen, nefsin ve şeytanın tuzaklarına kolay düşer.

Mürşid, öğrenciyi kendine bağlamak için değil; Allah’a bağlamak için vardır. Bu yüzden gerçek mürşidler “Bana değil, Allah’a yönel” der. Nitekim Hz. Abdülkadir Geylânî (kuddise sirruh) şöyle buyurur: “Bize bakan Hakk’ı görmeli, bizden dinleyen Hakk’ı işitmelidir.” Bu söz, dostluğun ve öğrenciliğin birleştiğinde ortaya çıkan irşad nurudur.

Öğrenci olmakla dost olmak birleştiğinde, hakiki yol arkadaşlığı doğar. O yol arkadaşlığı ki, kişi hem rehberden feyz alır hem de kendi özünden Hak’la buluşmayı öğrenir. Böyle bir beraberlikte yürüyen iki kişi değil, aslında Allah’ın huzurunda beraberce “tek kalp” olmuş iki kul vardır.

İşte sahabe örnekleri, bu hâlin en güzel misalleridir. Onlar hem öğrenciydi, hem dosttu; hem teslim oldular, hem sevdiler; hem öğrendiler, hem yaşadılar. Ama nihayetinde hedef yalnızca Allah’tır. “Gerçek dost Allah’tır, Resûlüdür ve iman edenlerdir.” (Mâide, 5/55)

Ya Rabbi, bizi sana dost olan, Resûl’üne gerçek öğrenci olan kullarından eyle. Kalbimizi nefsin oyunlarından, şeytanın vesveselerinden koru. Bizi hem dost hem öğrenci kıl; kalbimizi senin zikrinle, dilimizi senin kelâmınla, yolumuzu senin nurunla doldur. Bizleri dostluğun ve öğrenciliğin hakikatiyle vahdetine ulaştır. Âmin.

Yorum yapın