Aşk sadece sevmek mi acep?
Hakikaten aşk neydi acep?
Aşk bize acem mi acep?
Anladın mı bunları acep?
Karaladım, araladım birkaç mısra.
Tapmadım sana asla ey Ra.
Ra’ya tapanlar düşerler dara.
Sen de necm’lerden geç, olma kara.
Gecenin ra saatinde sen uyurken,
Seyrettim seni sen rüyada dolaşırken.
Rüyada bir nehre varıp dinlenirken,
Oradan bir tas su içmeni beklerken.
İşte o anda sen semaya baktın,
Yerdeki tenhaya içindeki remzi aktın.
Arş’ın üstünden taa sinelere aktın,
Ferş’in üzerine gezinip kök saldın.
Köklerin su ararken ferşin dimağında,
Baktın ki bir muhsin hasretle yanında.
Yanına baktın ki bir ses kulağında.
Sese baktın ki nefesi sesinin dimağında.
“Sen kimsin?” diye söylendin ona.
“Ben senim, sen bensin bu anımda.”
“Nasıl?” diye düşünürken bu mizanda,
Özü gözüktü o an yer fersahında.
“Aşkı arıyordum” dedin bu cihanda,
“Meğer aşk benmişim” dedin kelamında.
Bende gizli olanı buldum senin kelamında,
İşte bunun için sendim seni endamında.
Nedir bu sevmenin sırrı diye bakındım.
Sırrı maddede değil diye anladım.
Neymiş sebep bu koca pınarda ey naim,
İşte sebep Ra’ya takılanlardır bakındım.
Bazısı Ra’yı ilah edindi,
Bazısı da ayı ilah edindi.
Hele hele necm’leri çoğu edindi,
Tümü sende, “geç tutkuları” denildi.
Bakındım tekrar kendime kendime,
Sustum bu köşede yeniden sakince.
Bildim ki gayrım yok bu âlemde,
Etrafımda döner her şey her yerde.
Bu mısralar boş yazılmadı.
İçinde seyrin enfusu vardı.
Âfâk’ın zahiri yardı.
Enfusun batını bardı.
İşte geç tümünden.
Saf ve samî ol harbiden.
Açık kalple ol yeniden.
Teveccüh et Rabbe aniden.
Bildim Rabbim seni.
Temaşana daldım Rabbim seni.
Kendimi örttüm işte bildim seni.
İlminde yok oldum sen seni sen seni.