52) ŞEYTANLIĞI ORTAYA ÇIKARAN HARİS MELEKESİ

Sohbetler, çoğu zaman kitaplarda bulunmayan inceliklerin ortaya çıkmasına vesile olur. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurur: “Müminin kalbi Rahmân’ın iki parmağı arasındadır, dilediği gibi evirip çevirir.” Bu da dost meclislerinde doğan hakikatlerin kaynağına işaret eder.

Her insan ve cinde HARİS isimli bir meleke bulunur. Harîs, ismiyle işaret edilen bu meleke, insanda ve cinde bulunan bir yöneliş, bir dürtüdür. İnsanın içinde iyilik ve kötülüğe açılan kapılardan biridir. Kur’an’da “Nefse ve onu şekillendirene, sonra da ona fücurunu ve takvasını ilham edene andolsun ki, nefislerini arındıran kurtuluşa ermiştir.” buyrularak insandaki bu potansiyele işaret edilir.

Bu melekenin doğum yeri nefsi emmaredir. Nefsi emmâre, insanı kötülüğe sevk eden en alt mertebedeki nefistir. Harîs isimli melekenin ilk ortaya çıkışı buradan olur. Yusuf Sûresi’nde Hz. Yusuf’un diliyle “Nefis daima kötülüğü emreder” buyrularak bu asıl vurgulanır.

Haris melekesini harekete geçirip suretlendirerek yani kişisel bazda melekleştirerek, kişinin esma terkibinde şeytaniyet açığa çıkartır. İnsan, nefsi emmâreden gelen harislik dürtüsünü, şeytanî bir duygu terkibiyle süsleyip ona teslim olursa, kişilkte şeytaniyet açığa çıkar. Bu hâl, “Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi” ayetiyle desteklenmiştir.

Ama nefsi emmarenin dediklerini yapmayıp, aklına gelen fikirleri Allah ve Resulüne götürdükten ve yapıp yapmama onayını aldıktan sonra uygulamaya geçerse, kişiliği oluşturan ve esma kompozisyonunda yer alan HARİS isimli meleke, kötülük cihetiyle söner. Yani insan, nefsin isteklerini tartmadan değil, Allah ve Resulü’nün ölçüsüne götürerek hareket ederse, Harîs’in şeytanî yönü sönmeye başlar. Kur’an’da “Allah’a ve Resule itaat edin ki merhamet olunasınız” buyurulur. Bu teslimiyetle insanın iç dünyası aydınlanır.

Haris melekesinin giydiği şeytaniyet melekesi soyutlanırken , yerine hadi ve mühdi gibi melekeler yeşerip giydirilir. Kişi, nefsin hevasını terk edip Allah ve Resulü’nün ölçüsüne tabi olduğunda, şeytaniyet bazlı olan Harîs’lik söner, yerine “hâdî” (doğru yola götüren) ve “mühdî” (hidayeti kalpte yeşerten) gibi melekeler açığa çıkar. Nitekim Kur’an’da “Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletir.” buyrulmuştur.

Şeytaniyyetin tüm haykırışı HARİS isimli melekten yükselir. İnsan ve cinde şeytaniyetin asıl kaynağı, nefsin; heva ve heves ile hırslenerek beslenmesidir. Hadiste “Şeytan insanın damarlarında dolaşır” buyurularak bu içsel yönelişin kaynağına dikkat çekilir.

O yüzden, olayın mahiyetini tam anlamayanlar, şeytana melek demişlerdir. Çünkü şeytaniyet melekesi ile Harîs melekesi süslenerek, kişide bir otonom oluşturar. Öylece kişi bu melekeler olarak algılandığında, şeytanın bu kaynaktan çıktığını göremeyenler onu “melek” zannetmişlerdir. Kur’an’da “Melekler Adem’e secde ettiler; yalnız İblis secde etmedi” ayeti dahi bu hakikati bildirir. İblis’in melek zannedilmesi de buradan doğar.

Hz. Ademe secde etmeyen ilk varlık cindir. Secde etmeyen, cinlerden olan İblis’tir. Kur’an açıkça “İblis cinlerdendi, Rabb’inin emrinden çıktı” buyurur. Bu, İblis’in aslının cin olduğunu ve melek zannedilmesinin yanlış olduğunu gösterir.

Çünkü Hz. Adem yaratıldığında, yeryüzünde sınırlı ve yarı özgür iradeye sahip varlıklar cinlerdi. Adem yaratılmadan önce yeryüzünde cinler vardı. Onların yarı özgür iradesi, Harîs’in açığa çıkışına zemin hazırladı. Nitekim ayette: “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” buyrulur.

HARİS isimli meleke ilk defa, yeryüzündeki tüm cinlerin patronu olan EZAZİL isimli cinden açığa çıkmıştır. Ezazîl, Harîs melekesini ilk defa açığa çıkaran cindi. Sonra bu hâl tüm cinsinin de imtihan alanına dönüştü. Kur’an’da “Kibrinden dolayı kâfirlerden oldu” ayeti onun hâlini açıklamaktadır.

HARİS isimli meleke, her cinde olduğu gibi her insanda da vardır. Harîs meleke, insanın ve cinin ortak sınav noktasıdır. Bu yüzden Nas Sûresi’nde “İnsanların göğüslerine vesvese veren sinsi vesvesecinin şerrinden Rabb’ine sığınırım, o cinlerden ve insanlardandır” buyurularak bu gerçek işaret edilir.

Nas suresi son ayeti buna delildir. Bu ayet, Harîs melekesinin hem insan hem cin üzerinden açığa çıktığını ve şeytanî yönelimin kaynağı olduğunu doğrular. “O vesveseciler, cinlerden ve insanlardandır.”

Çünkü insan, tüm esmaları cami bir varlıktır. HARİS isimli o melekeyi kapatanın şeytanı müslüman olur. İnsan tüm isimlerin (esma) toplandığı bir varlıktır. Harîs melekesini Allah’ın rızasına teslim eden kimse şeytanını dahi Müslüman eder. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in şu hadisi buna işarettir: “Benim şeytanım Müslüman oldu.”

O yüzden Allah resulu Hz.Muhammed sas demişki; şeytanım müslüman olmuştur. Bu hadis, insanın kendi içindeki Harîs’i doğru yola sevk etmesiyle şeytanî yönün teslim olabileceğini gösterir. Kur’an’da “Kim Rabbine yönelirse, O da ona doğru yolu gösterir” ayeti de bunu destekler.

Yorum yapın