İşçi hakkı Allah hakkıdır, el uzatılmaz. Kul hakkı, Allah hakkının bir yansımasıdır. İşçinin hakkı gasp edilirse, kişinin ibadeti bile göğe yükselmez. Çünkü Allah, mazlumun duasını arşın en üst katına taşır. “Ücretini alın teri kurumadan veriniz.” (Hadis, İbn Mâce, Rühûn 4)
İman ve İslam bir bütünün ayrı anlatımıdır. İman, kalpteki nur; İslam, o nurun amele dönüşmüş hâlidir. Birisi olmadan diğeri eksik kalır. İman ruhsa, İslam onun bedenidir. “Kim İslam’ı din olarak seçerse, Allah ondan razı olur.” (Maide 3)
İmanlı işveren, işçisine asgari ücreti verip, kendisi işçinin emeğiyle kazandığıyla keyif sürmez. Gerçek iman, adaletle ölçülür. İşçinin emeği üzerinden lüks yaşamak, adalet terazisini kırmaktır. “Biriniz kardeşini aç bırakıp kendisi tok yatarsa, o benden değildir.” (Hadis)
İslam ile hemhâl olup iman ile şereflenen kişi, asgari ücretle kayıtlanmadan işçisine kazandığına göre refah payı dağıtır. İslam’ın özü, paylaşmaktır. Refahın bereketi, sadece kazançta değil, o kazancın hakça dağıtımındadır. “İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, malını akrabaya, yetimlere, yoksullara verenlerindir.” (Bakara 177)
İşte İslam ahlakı bu ahlaktır. İslam ahlakı, gösterişle değil, adaletle yaşanır. Allah katında en üstün olan, en çok infak edendir.
Yoksa İslam ahlakı, işçisini açlık sınırına mahkûm edip, üstü parayla şekilsel olan İslami prensipleri yapmak değildir. Şekil, özün gölgesidir. Öz yoksa gölgenin bir anlamı kalmaz. Niyet bozuksa ibadet, yalnızca bedensel bir hareket olur. “Vay haline o namaz kılanların ki, namazlarında gafildirler.” (Maûn 4–5)
Örneğin; vicdanını rahatlatmak için bol yıldızlı otellerde umreler yapıp kendi nefsini insanlar nezdinde hoş gösterip tatmin ederek, kendince İslami fantezilere girişmek değildir. Gösterişli ibadet, nefsin süsüdür. Kalpten gelen ihlâs, Allah katında bütün yıldızlardan daha değerlidir. “Nice oruç tutan vardır ki, orucundan nasibi sadece açlıktır.” (Hadis, İbn Mâce)
Her şeyden önce kişi bilmelidir ki, İslam gönül eğlendirmek için öğretilmemiştir. İslam, bir oyun değil, bir uyanıştır. Kişi İslam’la eğlenmez; İslam’la kendini arındırır.
İslam, insan ile Allah arasındaki derunî ilişkiyi düzeltmek için ve kulun fıtrat üzere sabit kalması ve fıtratını daha da güzelleştirerek meleklerin üzerine çıkıp yeryüzünde halife olmak için kendisine idrak ettirilmiştir. İnsan, yeryüzünde halife kılınmıştır. Halifelik, hükmetmek değil, emanet taşımaktır. Fıtratını koruyan, emaneti korur. “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (Bakara 30)
Ama her ne çare ki nefsimiz, mutlak iyiliği bize zor gösterirken, fantezilere girişmeleri sevimli göstermektir. Nefs, kötülüğü süsler. İyilik, sabır ister; nefisse anlık zevki arzular. Bu yüzden cihad, nefisle başlar. “Nefis kötülüğü emredicidir.” (Yusuf 53)
Çünkü öze dönüşte Rabbiyle hemhâl olmak varken, dışsal fantezilerde bencillik ön plandadır. Hakikat, içte saklıdır. Dışsal süsler, içsel boşluğu örtemez. Hakikat, arınmış kalpte tecellî eder.
İslam bir yaşam şehridir. Her hakkı hak edilene sunma prensibidir. İslam, bir ibadet değil, bir sistemdir. Hakkı hak sahibine vermek, ibadetin özüdür. “Adaletle hükmedin. Allah, adaletli davrananları sever.” (Hucurât 9)
Sunmayan, hakkı yerine getirmemiş olur ki, ölüm ötesinde haktan mahrum kalmaya mahkûm olacaktır. Hakkı gözetmeyen, Allah’ın rahmetinden mahrum kalır. Çünkü adalet, rahmetin kapısıdır. “Zulmedenler, yakında nasıl bir sona uğrayacaklarını bileceklerdir.” (Şuarâ 227)
Asgari ücret, sadece bir ekonomik ölçü değil; kul hakkının mihenk taşıdır. Her işveren, kazancında işçisinin duasını taşır; o dua eksikse bereket de eksiktir. Nefs, ibadeti gösterişe dönüştürür; marifet ehli ise ibadeti hakikate dönüştürür. Fıtratına sadık kalmayan, emanetini kaybeder. Hak yoldan kazanç, ibadetten üstündür; çünkü kul hakkı affedilmez.
İşçinin hakkını ödemek, sadaka vermekten üstündür. Gösterişle değil, ihlâsla infak et. Kazancını paylaş, bereketi çoğalt. Nefsine değil, vicdanına danış. Her işte adalet terazisini koru; çünkü adalet, Allah’ın ismidir. “Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder.” (Nahl 90)
İşçinin hakkını gasp eden, kendi duasını karartır. İslam; adalet, vicdan ve paylaşımın ilmidir. Asgari ücret, sadece bir rakam değil; imanın vicdan terazisidir.