255) ŞEYTAN KOÇU CAZİP GÖSTERİR, NAMAZI ZOR

Toplumun nabzına göre materyal kullanıp gövde gösterisi yaparlar. Öylece çevre edinip psikolojik rahatlama sağlarlar.

Modern çağın “koçluk” sistemleri, insanın içsel huzur arayışını ticari bir kalıba dökmüştür. Toplumun ilgisine göre şekil alan bu sistemlerde, her materyal bir cazibe unsuru olarak kullanılır.

İnsan, içindeki boşluğu doldurmak yerine, dışsal bir yönlendiriciye sığınarak “rahatlama” sanrısına kapılır. Oysa asıl rehber, insanın kendi kalbidir; çünkü Rabb, “Ben size şah damarınızdan daha yakınım.” (Kaf, 16) buyurmuştur.

İnsan psikolojisi, yönlendirmeye açık bir yapıya sahiptir. Toplumda “koçluk” adıyla yayılan birçok sistem, aslında kişisel gelişim kisvesi altında geçici telkinlerle zihni uyuşturur. Hipnoz etkisiyle oluşan geçici rahatlama, kişiye sahte bir huzur hissi verir.

Bu, kalıcı huzurun yerini alan kısa süreli bir tatmindir. Orada birkaç saat eğitim alan, belli bir süre hipnoz olur. Rahatlama sağlar. Hipnoz esnasında vücudun belli başlı yerlerindeki bezler salgılama yapıp, kandan sıvı süzdürüp çıkarır ve tekrar kana enjekte eder. Öylece o enjekte edilen sıvı ile kişinin beyin dokusu epeyce kişiyi mutlu edecek şekilde dizayn olur.

Beyinde oluşan kimyasal değişimler (dopamin, serotonin gibi hormonlar), bedensel bir “sahte huzur” üretir. Fakat bu, ruhsal dinginlik değildir. Çünkü ruhun gıdası maddeyle değil, mânâ ile beslenir. Bu yüzden bu tarz mutluluklar geçicidir; tıpkı köpük gibi parlar, sonra söner.

Koçluk seminerlerinde, telkin ve yönlendirme yoluyla kişide geçici bir psikosomatik rahatlama oluşur. Bu sırada vücut, mutluluk hormonu (serotonin, dopamin gibi) salgılar.

Ancak bu mutluluk kısa ömürlüdür; çünkü ruhun gıdası kimyasal değil, zikirdir. Gerçek huzur, bedende değil kalpte başlar. Kalbin ilacı da, “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (Ra’d, 28) hakikatiyle bulunur.

Salgılanan sıvı bitince tekrar koç uzmanına gider ve materyalin cinsini inancına göre seçip aynı eyleme devam eder. Öylece kendisi rahatlar ve koç uzmanı da parasını alıp geçimliliği edinir. Bu serüven öylece devr-i daim devam edip gider.

Ruhsal rehberlik, ticaret konusu hâline geldiğinde samimiyet kaybolur. Bu döngü, hem arayanı hem anlatanı menfaate bağlar. Huzuru para karşılığı aramak, sonsuzluğu sınırlı olanda aramak gibidir. Oysa gerçek huzur, kalptedir; kalp ise ancak Rabb’inin zikriyle tatmin olur.

İnsan, hakikati unuttuğunda alışkanlık zincirine bağlanır. Ruhsal açlığını gidermek için sürekli dış kaynak arar. Oysa huzurun kaynağı içtedir.

Koç uzmanı, kişiye geçici moral verir ama kalbine nur indirmez. Çünkü nur, parayla satılmaz; sadece ihlasla kazanılır. Bu döngü, “rahatlama” adı altında bir bağımlılığa dönüşür.

Oysa ki günde en az 5 vakit 17 rekât namazı âdâbınca ve içinde okuduğu ayet, dua ve tesbihatın anlamını birkaç saniye tefekkür ederek kılsa, zaten mutlu olması için gerekli olan tüm salgılama üretilecek ve kişi zaten fahşadan uzaklaşarak mutluluğa erecektir.

Namaz, en büyük ruhsal terapidir. Bedenin ve ruhun bütün sistemini dengeler. Secdede kan dolaşımı düzenlenir, zikirde kalp ritmi sükûna kavuşur.

Her “Allahu Ekber” deyişinde kişi kendi aczini fark eder, huzur bulur. Bu farkındalıkla salgılanan mutluluk hormonları da doğal bir şekilde artar. Namaz, hem ruhu arındırır hem beyni sakinleştirir.

Namaz, hem biyolojik hem ruhsal dengeyi sağlar. Secdede kan dolaşımı düzenlenir, zihindeki gerginlik azalır, beyin dinginleşir.

Ama en önemlisi, kalp Rabbin huzurunda sükûna kavuşur. İnsan, Rabb’ine eğildikçe kendindeki boşluğu doldurur. Namaz, içteki huzurun fabrika ayarlarına dönüştür.

Hem parası da cebinde kalacaktır. Ama şeytan namazı zor gösterir, koçları cazip ettirir. Şeytan, daima kolay görüneni süsler.

Namaz zor gelir; çünkü nefis, Rabb’ine eğilmeyi istemez. Ama koçluk, seminer, enerji seansı cazip gelir; çünkü orada benlik okşanır.

Hâlbuki Rabb’e yönelmek en kolay olandır. “Namaz gözümün nurudur.” buyuran Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, bu ibadetin insan psikolojisine nasıl bir huzur getirdiğini ümmetine göstermiştir.

Şeytan, hakikati zor, geçiciyi kolay gösterir. Çünkü nefis, eğilmeyi sevmez ama övülmeyi ister. Koçlukta benlik beslenir; namazda benlik kırılır. Bu yüzden nefis koçu sever, namazdan kaçar. Hâlbuki gerçek mutluluk, benliğin eğildiği secdede gizlidir.

“Kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (Ra’d, 28) “Namaz insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 45) “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56)

“Namaz, müminin miracıdır.” (Hadis) “Şeytan size fakirliği vaad eder ve sizi kötülüğe teşvik eder.” (Bakara, 268) Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurur: “Namaz gözümün nurudur.” (Nesâî, İftitah 1) “Namaz, müminin miracıdır.” (Hadis)