Dostla sohbet kalbe şifadır,
Dostla rahmet okumak vefadır,
Dostla yürümek ruha gıdadır,
Dostla cem olup bakmak berekettir.
Dost Hakk’ın cemâlini sana sunar,
Celâlindeki seyrini sana açar,
İlâhî bereketle gönülde coşar,
Hakk’ın yerdeki eli sana bakar.
Dost akar kalbine senden sen,
Bakar kalbine dokuyarak hem,
Misafir olur dinlenerek sen,
Kalbin sahibidir bekleyerek hem.
Dost cennetten Kevser sunar sana,
Cehennemden kaçışta destektir sana,
Dünyada ülfeti Rahmânî sana,
Kabirde sadakattır her an sana.
Münker Nekir’le sorguda destandır,
Rıdvanullah ile bir deryadır,
Mâlik Rahîm’den gelen beyandır,
Şükürde mevlid ile nişandır.
Ey semâmda parıldayan güzel dost,
Sadakatla bakan Rahman’la dost,
Şemlini eder beyan her post,
Nakşını dokur an be an dost.
Kalp ayrılır mı dosttan sanırsın?
Ayrı eder mi mekân sanırsın?
Biri doğuda, biri batıda sanırsın?
Hayır! Onda firak yoktur ki ansın.
Andığında hazırdır işte o an,
Nuruyla besler, beslenir her an,
Nardan kaçmıştır tüm bir an,
İşte budur dost, ey semâmda parıldayan.
Hû illâ Hû sevdiğim sâdık dost,
Hediyem oldu gönlüne hoş post,
Taç ettim manayı gönlüme dost,
Eyvallah, nurlu Yaradan’a dost.
Çok âcizim be aziz insan,
Bakarım hâlime, ağlarım insan,
Rabbin huzuruna nasıl varayım insan,
Dünyam geçti boş, ey Deyyân.
Ne olur ol bana burhan,
Terk etme köşede ey Rahman,
Nefsime terk etme ey Mennân,
Senle bütünleşti hâlim her an.
Senle bakındı sırrım pek,
Sırrında sır olmak ilahî istek,
Ayılmak bu istekte büyük himmet,
Olmasın bu himmette hezimet.
Buradan dokundun rahmet ilelebet,
Kitap çalışırken şiire girdim elbet,
İçimde biriken nuru ilettim elbet,
Kahve misali ikram ettim muhabbet.
Hasretle içte özlemle yakındım,
Hû illâ Hû dedim, inandım,
Sâdık dosta gönülden kandım,
Dostla Hakk’a yürüyüp andım.