Aç kollarını ey derya sahnesi,
Sar beni Hakk’ın sonsuz nefesi.
Kokunla dolsun özümün kafesi,
Bakışın rahmet, azamet hevesi.
Titredi gönlüm senin sesinde,
Yandım aşkın ateş kâsesinde.
Kurbanım aşkın şarap kesesinde,
Nağme nağme yüksel ses nefesimde.
Girmesin araya ne felek ne melek,
Kelebek uzak dursun, zeybek ne gerek.
Coşunca içimde sevgiyle yürek,
Yaklaşmasın bana ne acem, ne dilek.
Yâr kadehinden içtim ben şifayı,
Ona akıttım ben tüm saf rüyayı.
Ona döktüm içimdeki o sevdayı,
Ona verdim ruhumu, dünyayı.
Aşk sevgiye döndü, oldu Vedûd,
Kalbim rahmandan aldı en güzel kod.
Bahru ümmanda yandım, kalmadı hudud,
Aşkla taşar her yönümde murad, misli ud.
Ey suret emsal, nurla bestelenen,
Melikten bakarsın, hikmet süzülen.
Sametten gelirsin, sözsüz dinlenen,
Şefkatle ağlarsın, gönle süzülen.
Aç sadrını, edineyim orda mekân,
Namaz kılayım o aşkla her an.
Tavaf edeyim seni ben her zaman,
Döneyim içinde “Hû” ile ferman.
Haydi, ey Anka, kokunla revanım,
Seninle oldum ben, aşkla dumanım.
Şemlinle keşfim, nakışta yanım,
Sensin ruhumda vuslat limanım.
Gözüm gözünde, elim elinde,
Ruhum ruhunda, aşkın derinde.
Fokur fokur içimde her demde,
Sevdanla yanarım gece gündüzde