37) KALBİ İHTİRAMLA AKLINI ÇALIŞTIR

Yeter ki yorum yap, aklını çalıştır… İsabet ederse iki sevap, etmezse bir sevap verilir. Yani bir konuyu düşününce eğer isabet etmezsen dahi bir sevap alırsın. Çünkü sana verilen aklı, kalemi oynattın.

Birinci sınıfa giden çocuk kalemi yanlış tutar ve yanlış yazar; ama o yanlışlık onu zamanla güzel yazıya götürür. Akıl da böyledir… Çalıştırırsın, yap-boz gibi ilerlersin.

Tavsiyem olsun ki, doğru yanlış demeden kalemini oynat; ama sabitleme. Sakın ha… Sabitleme yapan mühürlenir. Gel de bu defa mührü sök! Belgeleri yaz ama mühürleme. Yarın değişebilir de… Hatta kurşun kalem ile yaz.

İslam’da aklı kullanmak, hem emredilmiş hem de teşvik edilmiştir. Resûlullah Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurur ki: “Hakim (hikmet sahibi) söz, müminin yitiğidir; nerede bulursa alır.” (Tirmizî, İlim, 19)

Burada önemli olan, düşünme cesaretini göstermektir. Kur’ân, defalarca “afalâ ta‘kilûn hiç akletmez misiniz?” (Bakara, 2/44) diyerek insanı aklını işletmeye çağırır.

Akıl, katı hükümlerle mühürlenirse gelişmez. Bir muallim, talebesine şöyle demiştir: “Aklını mühürleme; çünkü mühür, ilmin kapısını kapatır.”

Bu yüzden “kurşun kalem” benzetmesi hikmetlidir. Kurşun kalem, silinip yeniden yazılmaya müsaittir; tıpkı hakikati arayan zihnin, her yeni bilgiyle kendini yenilemesi gibi.

Aklımızı hakkıyla işletmek için; akılmızı kalbi deruna indirmeliyiz. İşte o zaman aklımızı kullandıkça, kalbimiz hareketlenmeye başlar. Zira akıl melekesi genel itibariyle kalple çalışır. Lakin kalbimizi akıldan soyutlarsak, bu defa akıl çok kısır bir döngüde dönmeye başlar. Zira sonsuzluk yörüngesinden ayrılmış ve artık ziyan dairesinde dönmeye başlamıştır.

Ayette şöyle buyurur rabbimiz; “Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerindeyken Allah’ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler…” (Âl-i İmrân, 3/191) Her durumda tefekkür etmek, olaylara sadece yüzeyden bakmama,k aklımızı kalbe indirir.

Aklı çalıştırmanın ikinci yolu ise, yanılmaktan korkmamaktır. Zira korku, kişiyi hem perdeler hem de sınırlar. Hadisi şerifte ise şöyle buyurur peygamberimiz (sav); “Bir hâkim içtihadında isabet ederse iki sevap, hata ederse bir sevap kazanır.” (Buhârî, İ’tisâm, 21) Doğruya ulaşmak için adım atmaktan çekinmemek ve hata ihtimali nedeniyle cesareti kırmamalıdır

Fikirde esneklik ise zaten temel kilittir. Yoksa asla ileriye yürüyemez insan. Ayette şöyle buyurur rabbimiz; “Bilmediğin şeyin ardına düşme…” (İsrâ, 17/36) Kesin bilgiye ulaşmadan hüküm vermemek, kanaati mühürlememek işin başında yer alır.

Yorum yapın