264) SEYİRSİZ SEYİRİN MERKEZİNDE İNSAN

Bir seyir ki merkezinde insan var. Bir seyir ki odağında insan var. Bir seyir ki buna “seyirsiz seyir” denilmiştir. Seyirsiz seyir, gözün gördüğünü değil, kalbin seyrettiğini işaret eder. Bu, “Ben”in ortadan kalktığı, seyrin seyredilene dönüştüğü makamdır.

Akıl bunu kavrayamaz. İdrak bunu derk edemez. Akıl, sınırların aracıdır; ama bu seyir, sınırsızlığın sahasıdır. Burada akıl susar, kalp konuşur; kalp de sonunda Hakk’a sükûta erer.

Onun için maddi gözle buradaki bakışın bilinmesi muhaldir. Çünkü maddi bakış, dünyevi ihtiyaçları gidermek için yaratılan duyularla seyir eder. Göz, eşyayı görür; basiret, manayı. Maddi göz sınırlıdır, ruh gözü sonsuzdur.

Tüm seyri de sınırlı bir dairede döner; dışına gidemez, döner. Bu daire, insanın benliğidir. Nefsin çemberinden çıkmayan, ilahî ufka erişemez. Seyir, çemberi kırmaktır.

İşte Allah tecellisini görüp orada yüzmek için aklın dışına çıkmak gerek. Aklın girdabından geçip Hakk’ın nuruyla feyizlenmek gerek. Akıl, kapıdır; ama Hakk’a varmak, kapının ötesine geçmektir. Nurla feyizlenmek, aklı teslimiyete dönüştürmektir.

İşte ey insan, sen tam merkezdesin. İner sana doğru Hakk’ın nuru ve senden yayılır âlemlere her an. İnsan, tecellinin aynasıdır. Hakk’ın nuru insanda parlar, insandan âlemlere dağılır. Bu yüzden “İnsan-ı Kâmil” âlemin kalbidir.

Sen âlemlerdesin ama âlem değilsin. Çünkü sen yeryüzünde O’na halifesin. Halifelik, temsil makamıdır; yaratmak değil, yansıtmak sırrıdır. İnsan, Hakk’ın isimlerini taşır; ama asla O değildir.

O tüm âlemlerini yaratıp seyrine sunarken, sen de sana verilen hilafetle âlemde yaratıldığın hâlde, âlemlerden müstağnisin. Müstağnilik, dünyadan kopmak değil; dünyaya bağımlı olmamaktır. Hakikate bağlı kalıp, mahlûka merhamet etmektir.

İşte sen de seyre dalıp O’nun namına seyrini yapıp zevk elde edersin. Seyir, kulun Hakk’ı seyretmesidir; zevk, Hakk’ın kulda seyretmesidir. Bu, “Ben”in eriyip “O”nun kalması hâlidir.

Unutma ki her bir kul, O’nun nurundan bir şule ve ayrı bir değerdir. Her bir kul, ayrı bir güzel ve kendisine verilen “Ben”lik ile ayrı bir pencereden O’nun cemaline uzanan bir yoldur. Her kul bir tecellidir. Kimi Cemal’den, kimi Celal’den; ama hepsi O’ndandır. Bu yüzden küçümseme, her varlıkta Hakk’ın izini gör.

Unutma ki, O’na nefislerin adedince yollar vardır. İşte bunu düşün ve her varlığın kadrini hazmederek yaşa. “Yolların çokluğu”, Zât’a giden birliğin işaretidir. Her nefes, ayrı bir zikirdir; her zikir, aynı Hakk’a döner.

Bil ki her bir varlık ayrı bir seyir mahallidir. Tabiri caizse her varlık, Allah’ın veçhine açılan bir penceredir. “Fe-eyne mâ tuvellû fe-semme vechullah.” Nereye dönersen dön, Allah’ın yüzü oradadır. (Bakara 115)

Oradan seyrine dalıp Rabbiyle buluşup, oradan secdeye varmak ise en büyük ülfettir. Gerisi sana külfet, gam ve kederdir. Secde, insanın Hakk’ta yok oluş anıdır. Orada baş, toprağa değil, rahmete konar.

Bil ki ey kul; secde ferde değil, oradan Cemâlullah’a bakıp, Cemâlullah önünde secde etmektir. Hakiki secde, biçim değil, bilinçtir. Yüz yere değil, kalp Rabbe kapanır.

Meleğin Âdem’e secdesi, bu seyir ile gerçekleşti. Şeytan ise orayla kayıtlandı ve Âdem’i gördü. Şeytan, sûrete baktı; melek, mânaya. Bu yüzden biri düştü, diğeri yükseldi. Oysa Âdem, Allah’ın veçhine uzanan bir pencere idi. Âdem, insandaki ilahî aynadır. Ona bakıp sadece çamur gören, hakikati göremez.

İşte Âdem ve her bir evladı, bir merkez olur âleme. Âlemler etrafında döner. İnsan, Hakk’ın halifesi olarak yaratılmıştır. Âlemler onun nefesinde dolaşır, zira nefesin sahibi Allah’tır.

Ama ne yazık ki bu seyir sözde görülemez; ancak vecde gelince görülür. Vecd, seyrin doruğudur. Orada dil susar, gönül konuşur. Vecd hâlinde kul, kendini değil, Kendinde O’nu görür.

Seyirsiz seyir, “seyreden”in ortadan kalktığı makamdır. İnsan, Hakk’ın tecelli aynasıdır; her bir varlık, O’nun bir isminden yansıyan parıltıdır. Akılla sınır çizmek, nurun önüne perde koymaktır. Secde, toprağa değil, tecelliye kapanmaktır. Âdem’in sırrını bilen, Şeytan’ın tuzağından emin olur.

“Biz insanı en güzel surette yarattık.” (Tîn 4) “Nereye dönerseniz dönün, Allah’ın yüzü oradadır.” (Bakara 115) “Ben yere göğe sığmam; mümin kulumun kalbine sığarım.” (Hadis-i kudsî) İnsan, Rabbini seyrettiği kadar insandır. Seyirsiz seyir, sükûtun secdesidir.