Zevke ermek için hırstan uzaklaş ve beklentisiz olarak amele bürün… Beklentilerin tümü dünyevidir. Çünkü et kemik bedende gözü açan insan, et kemik bedenin dürtülerini ancak alarak tatmin olur. Onun için de sürekli almayı isteyerek büyür.
Oysaki kişi dünyevi isteklerle Allah’a yakınlığı yakalayamaz. Beklentisiz ve sırf bir kulluk şuuru ile kişi kendini yaşama adandığında, işte o zaman yola girmiş olur.
İşte bu yol, halktan daha çok yükselme değil, halka hizmet yoludur. Beklentiyi terk eden, kulluğun zevkine erer. Ayette: “Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf 18/110) Beklenti de, ibadete gizli ortaklar katmanın başka bir yönüdür.
Bu yokluk başka yokluktur. Dünyevi yokluk veya varlıklara benzemez. Hele fark et, o zaman anlarsın bu yokluğun dayandığı sırf var olan varlığı. Bu ancak kalbe doğar. Öyle bunun ilmini alayım öğreneyim diye bir şey mevzubahis olamaz.
Hakikî yokluk, fânî oluşun ardında bâkî varlığı sezmektir.” Ayette: “Her şey helak olup gidicidir, baki kalacak olan yalnızca Rabbinin zatıdır.” (Kasas 28/88)
Beklentisiz çalışmaya devam ederek burada kast edilen yokluğa ulaşılır. Yoksa bu yokluk, bizim halk arasında bahsedilen, bir şeyin tükenmesi anlamında bir yokluk değildir. Bu yolda çalışırken torpil yoktur.
Hem mana yolunda yürürken gelinecek bir yer yoktur. Yok, öyle bir yer. Varayım öyle bir yere diye bir şey yoktur. Yolda makam arayan kaybolur; yolun kendisi vuslattır. Ayette: “Onlar, yalnızca Rablerinin rızasını isteyerek sabrederler.” (Ra’d 13/22)
Beklentisiz yaşam, olunmak yolunun şifresidir. Yüceler yücesi olan Allah, bunu bir sınav noktası olarak önümüze koymuştur. Öylece gayret edip etmeyenler bir birinden ayrılsın diye. Çalışkanla tembel bilinsin diye. Hak ile batıl fark edilsin diye.
İşte biz buna takılıyoruz. Önümüzde bir set gibi duruyor.Sınav, kalbin setini aşmak içindir. Ayette: “Hanginizin daha güzel amel yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk 67/2)
İnce sırları istiyorsan beklentisiz olacaksın. Bu kadar basit, yok bir makam. İstiyorsan, onu da Allah versin. Çünkü her elinde var olan, bir isteğinin sende tecelli bulmasıyladır. İşte bunun istek şekli de beklentisiz bir beklentidir. Hakikatini ise ancak beklentiden soyutlanan anlar. Gerisi asla anlayamaz.
Bu ilmi ancak, kulluğa devam ile içine doğacaktır. Hakikati beklentiden arınan gönle Allah doğurur. Ayette: “Allah dilediğinin kalbini İslam’a açar.” (En’âm 6/125)
Kişi diye bilir ki; demek ki ben onun her şeye güç yetiren Kadir bir Mevla olduğuna yürekten iman etmişim ki ondan bekliyorum. Doğru her şeyi veren yegâne güç sahibi yalnızca o. Beklemeye devam edeceğiz.
Ama beklemenin adap ve usulünü bilerek beklemeye koyulacağız. Köy yolunda uçağın inmesini beklersek, daha çok bekleriz. Sebepsiz bekleyiş ümitsizliktir; sebebe sarılmak tevekküldür. Ayette: “Allah’a tevekkül eden, O’na yeter.” (Talak 65/3)
Bize uzanan elin de Allah’tan uzandığını fark edeceğiz.
Bir kıssa ile konuya devam edelim; izole yaşayan kendini Allah inancına dayamış bir adamcağız varmış. Kimseyle görüşmezmiş. Bir gün sel olmuş; evinin çatısına çıkmış, ağzında sürekli zikir varmış ve Allah’a dua edermiş. Bir sandal gelmiş, amca gel bin demişler, yok ben bir tek Allah’tan yardım diler yardım alırım demiş. Bir müddet sonra yine bir sandal gelmiş, bizim yaşlı yine aynını demiş. Adamı görüp yardıma gelen üçüncü sandalı da geri çevirmiş. Sonra kaçınılmaz son kapıyı çalmış ve ruhunu teslim etmiş. Demiş ki Allah ona; ey kulum ben sana üç kere sandal yolladım sen hepsini ret ettin. Sebep Hakk’ın lisanıdır; onu reddeden, rahmeti geri çevirir. Ayette: “Allah’ın nimetini değiştirene, Allah azap eder.” (Enfâl 8/53)
Sana yanaşan tekneye atla ve onun sana Allah’ın kudret eliyle geldiğini bil. Evet, işte başka kapımız yoktur. Sel kalkmış ve her taraf suya gömülmüştür. İşte bak demek ki beklenti varmış ama beklentinin adap ve erkânı da varmış. Gerekli çalışmayı yaptığımızda onun hesabına gelince, verecek. Onun hesabı ise, bizim içsel alanımızın isteme derecemize göre inşa edilmesidir.
Sen içsel âlemini istenilen şekilde inşa edilecek ortamı dilemezsen, içsel yapın da gerektiği gibi şekil almazsa, sana akacak bir şey de olmayacaktır. İçsel âlemini hazırlamayan, dıştan akanı tutamaz. Ayette: “Allah, bir toplumu, onlar kendilerindekini değiştirmedikçe değiştirmez.” (Ra’d 13/11)
Asla beklemeyelim ve beklentimiz de olmasın. Ama önümüze gelen sandala da binmeyi bilelim. Görünmez ve hayali bir elin bizi sandala atmasını beklemeyelim. Mana yoluna girildiğinde asla hiçbir şey beklemeden girelim. Gelen ikramları da iade etmeyelim. Yoksa ev sahibi bize darılacaktır. Zira beklentisiz hizmet, ev sahibine hürmettir. Ayette: “Rabbinizin nimetlerini yalanlamayın.” (Rahman 55/13)
Kişi mana ilmine cahil olduğunda, hep bekleye durur. Keramet ister, uzakları görmek ister, tayy-i mekân veya tayy-i zaman yapmak ister. O demiyor mu isteyin vereyim, ben de diyorum ki bana şunu şunu ver diye dua eder durur. Oysaki zaten rahmeti Rahman’a ram olursa, her şey onun olacak.
İşte bu ince ayrıntıyı kaçırıp adını duyduğu birkaç nimetle tatmin olmanın yollarını arar durur. Saatlerce çaresini arar ve yolunu arar. Bunun hakkında yazılan kitaplar okur ve sonra anlar ki, beklenti bu yolun en büyük girdabıymış ve beklentisiz yola devam etmek Allah’ın yardımını diler. Keramet değil, marifet iste; marifet, kul olmanın sırrıdır. Ayette: “Allah’ın rahmeti geniştir.” (A’râf 7/156)
Mana yolu öyle, ama madde yolunu isteyebiliriz. Girdap yok, Allah demiyor mu isteyin vereyim, biz de olabildiğince madde yolunu maddî sezgilerle isteyebiliriz. Madde yolunu istemek haram değil, sizin hakkınız ve istediğiniz şeyi en teferruatına kadar isteyebilirsiniz. Nitekim her birimiz bunu istemekteyiz. Ama mana yolu beklentisiz hizmet yoludur. Beklentisiz çalışarak manayı hissetmeye çalışırız. Madde yolunda istemek helâldir, mana yolunda hizmet şarttır. Ayette: “Bana dua edin, size karşılık vereyim.” (Mümin 40/60)
Beklentisiz yaşam, kulluğun zevkinin sırrıdır ve kulluğun zevkine erdirir. Hırs, yolu karartır. Yokluk, tükenmek değil, kalpte Hakk’ın varlığını sezmek ve Hakk’ın varlığına doğmaktır. Madde yolunda istemek kulun hakkı olsa da, mana yolunda tek ölçü beklentisiz ameldir; işte o zaman Allah’ın yardımı kulun üzerine iner.
Mana yolunda makam aramak girdaptır; yolun kendisi vuslattır. Sebebi küçümsemek ise rahmeti reddetmektir. Sana doğru gelen sandal Allah’ın rahmetidir. Keramet beklentisi, en büyük girdaptır; hizmet ve kulluk en büyük keramettir. Madde yolunda istemek hakkındır; mana yolunda tek ölçü, beklentisiz hizmettir.