289) YA RABBi SENİ TANIDIKTAN SONRA…

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; akıl kendine geldi, kendini tanıdı. Beyin kıvamda kaldı, kalble bir olup gülümsedi. Akıl, seni tanımadan evvel kuru bir hesap, yorgun bir düşünceydi; kendine dönüp seni bulduğunda, o hesap sevdaya dönüştü. Artık düşünce değil, zikirdi aklın işi. Beyin denilen o sır kapısı, kalbinle birleşince ışığa doydu, nefes dahi şükür koktu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; ben kaldım karşında ve senle başladı hayat. Her şey susmuştu, sadece senin varlığın konuşuyordu. Her nefes, bir şahitlik, her an bir tecelli oldu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; benlik örtüsünü attım üzerimden, varlık yükünü yere bıraktım; senin huzurunda durdum, sessiz ama diri. Öylece masiva terk etti zihnimi; benle sen kaldık miraç anında. O anda ne dünya vardı, ne gökyüzü, sadece sen vardın, ben sende yok olmuştum.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; hayallerim genişledi ve seni sen olarak sevdi artık bu ben. Sevginin aslına kavuştu kalbim; ne menfaat kaldı, ne istek. Seni sevmek, seni senden bilmekti. Sevgim artık yönsüz ve hesapsızdı.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; her şeyde seni seyreder oldum, her zerrede senin nurunla yanar oldum. Sevgim artık ateş değil, nurdu; çünkü yakmıyor, aydınlatıyordu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; çocuklarım artık senin emanetin olarak kaldı. Onların gözünde senin rahmetini, kalbinde senin lütfunu gördüm. Onlara değil, sende olan nasiplerine muhabbet ettim. Tek yârim senle kaldı.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; senin sevdiğin artık zihnimde cüsselendi ve sadece senin sedan onda kaldı. Sevgi artık kişiye değil, seni yansıttığı kadardı. Her sevda, sende son buldu, her hasret sana döndü.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; anam değer aldı; beni senin indinden alıp bende ben ettiği için onu daha sevdim. Çünkü onunla rahimiyetinin nakşı olarak beni dünyada zahir eylemiştin.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; artık anayı cennet kokusuyla bildim; onda merhametini, şefkatini seyrettim. Onun “ah”ı bile bana dua oldu. Beni yetiştiren babam, senin Hay ve Kayyum esmanın tecelli nakkaşı olarak artık bende canlandı. Babamın sükûtu bir hikmet, nasihati bir ayet gibi yankılandı içimde.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; kardeşlerim ayrı bir değer aldı. Çünkü onlarla afakımı daha bir seyir ettim ve öylece rahmetinin tecellisiyle onlardan kendime nazar edebildim.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; er kardeşimde bir esman parladı; birinde sabır, birinde tevazu, birinde cömertlik. Onlarla sınandım, onlarla güzelleştim.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; arkadaşlarım değer aldı, çünkü onlarla sana gelen yolda kuvvet buluyordum. Çünkü sosyal bir hayat vardı ve sana ancak bu sosyal hayatın hakkını arkadaşlarımla vereceğimi anladım.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; artık dost meclislerinde seni anmak, sohbetlerde seni hatırlamak benim en büyük sevinçlerimden biri oldu. Her gülüş, bir zikre döndü; her kelime, bir tefekküre.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; dostlarım değer kazandı, çünkü onlarla bütünleşmiştim bu deryada. Dostluk artık menfaatle değil, Hakk aşkıyla anlam kazandı.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; düşmanım artık beni senden mahrum etmek isteyen her bir olgu oldu. Artık şeytan bir simgeydi; gaflet, asıl düşmandı. Kendimle savaşırken bile seni hatırlamamak en büyük düşmanlığım oldu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; sevdiğim senle olan kullar oldu. Onları sevdim, çünkü sende sevdim. Sevmediğim senin sevmediğin hasletlerle donatılıp senden uzak kalanlar oldu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; küslüğüm sadece benim alakamı senden kesenlere kaldı. Barıştığım, senle iltifat kuranlarla olmaya başladı. Savaştığım, senle savaşanlara karşı şiddetlendi. Çünkü artık ölçüm bendeki ben değil, sendeki hakikatimdi.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; yol arkadaşım sadece sana yol alanlar oldu. Artık soyutlanmadım hayattan, çünkü hayatın aslı sendeydi. Senle buluşup, senle konuşup, senle olanla olmaya başladım.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; her sohbet secdeye döndü, her bakış bir ayet gibi açıldı. Seni tanıdıktan sonra artık mutlak benliğimi tanıdım ve sahibinin sen olduğuna ikna oldum. Öylece tüm bencilliğim son buldu. Artık “benim” diye bir şey kalmadı; “Sen’in” diye başlayan bir varlık idraki doğdu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; ben yeniden dirildim ve her bir şeyim senin emanetin olarak elimde şekillendi. Her sahip oluş bir teslimiyete döndü; her kaybediş bir hikmete.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; sana kavuşmak için daha da şiddetlendi arzum. Çünkü bildim, mutlak lika (yüz yüze buluşma) ancak ölüm ötesinde Hakk-el yakîn olacağı hakikatinde gizliydi. Artık ölüm korku değil, vuslat ümidi oldu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; derdimde dert doğdu. Çünkü artık tek saniye sensiz yaşamamak en büyük derdim olmuştu. Sensizlik en ağır azap, senin zikrin en büyük bayram oldu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; Peygambere komşu olmak ve senin veçhine en kapsamlı bakmak artık benim en büyük derdim oldu. Çünkü Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’i sevmek seni sevmekti; onun ahlakıyla ahlaklanmak sana yaklaşmaktı.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; inancım artık katmerleşti ve yakinen bildim ki imansız olan kişi kaybetmeye mahkûmdur ve şeytana mahdumdur. Çünkü iman, seninle bağ kurmak; inkâr, kendi özünü inkâr etmektir.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; bildim ki insan, mutlak gayb olanı tanıdığında, bildiğinde ve gördüğünde, artık gayb içinde gaybın olacağı hakikatinin zirveye kavuşacağını ve imanla daim olarak ancak marifetine sahip olacağı gerçeğiydi.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; ben de seni biliyorum artık ve anlıyorum ki, inanmayanın tüm sezgisel gücünü kaybetmeye mahkûm olduğudur. Çünkü senin zatın mutlak gayb olduğundan, sadece kendisine hep inanılacak ve yolunda olunup veçhine dönük yaşayanın mutlak hoşnutluğu elde edeceği gerçeğidir. Artık bilmek yetmez; inanmak gerekir. Çünkü senin bilgine iman olmadan ulaşılamaz.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; anladım ki sen bir varlık değilsin, çünkü sen mutlak var olan zatsın. Varlık senden doğar, sende biter. Yönelinince mutlak bilinecek var olansın.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; seni tanıyanın senin benlik vererek yarattığın kulun olduğunu, senin bana verdiğin ilmin ile bildim. Ve o bilgi, kalbe indiğinde marifete dönüştü.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; hırstan sıyrıldım ve kendi halime şükrederek önünde secdeye vardım. Şükür artık dil işi değil, hal işiydi. Her halim secde, her nefesim dua oldu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; seni sevenin, senin kulun olduğunu senin verdiğin ferasetle bildim. Çünkü bildim ki sevgi ancak iki kişi arasında olur. İşte sen beni yaratıp benlikle donattığın için, veçhimi sana çevirip sevginle doldum.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; sana kavuşmanın, senin benlik vererek yaratılan kulun bencillikten arınarak sadece bakışın sana olduğunu hissettiği anda, kendisinden mutlak seyrin ortaya çıkışın olduğunu ve buna Allah’a kavuşma diye isimlendiğini anladım. Artık vuslatın yeri mekân değil, hal oldu; kavuşmak, ölmeden önce ölmeye dönüştü.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; mutlak zatın sen olduğunu, senin seyrinle seyre daldığım anda veçhine dönük olarak bildim.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; seni arayanın da mutlak kulun olduğunu bildim. Çünkü arayan, aradığıyla var olur. Öylece zatî seyir zevkine eren kulun marifetinin seni tanımak için kula verildiğini keşfettim.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; seninle savaşanın da seni tanımayan kuldan yükseldiğini fark ettim. Çünkü bilmeyen, inkâr eder; tanımayan, düşman olur.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; sana küsenin de senin ulûhiyetine muttali olmadan, rububiyetini tanımadan ve melikiyetine teslim olamadan yaşama bakan olduğunu bildim. Oysa yaşamak senin izninledir; görmek senin nurunladır.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; senin kelamının kuldan tecellisine muttali oldum ve kulun nefsinin araya karıştığı kelamın kuldan zuhur ettiğini ama her ne kadar kuldan zuhur etse de yaratıcısının sen olduğunu bildim. Her söz, bir emanet; her nefes, bir yaratılış sırrı oldu.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; artık her şeyi sadece senden bildim. Bir de baktım ki, “daha ne diyeyim” diyen de, sana secdeye varan kuldan tecelli ettiğini müşahede ettim. Her susuş bile bir zikirdi artık.

Ya rabbi seni tanıdıktan sonra; İşte! Şimdi sana teslim bir kul olarak söylüyorum: Daha ne diyeyim?

Ey Nakşını Zahir esmasıyla zuhur edip zatıyla gizliyim diyen apaçık hazine!

Söyle, daha ne diyeyim?

Ben sana teslimim ve kulluğu en büyük mertebe bilirim.