40) SİGARA İÇME OLAYI

Sigara haram mı veya helal mi tartışması abestir. Allah’a iman etmişsek, Allah’ın emanetine sahip çıkacaz ve bize zarar veren şeyden uzak duracağız.

Eğer ki sigara senin ilacın ise ve doktor bunu senin için kesin tespit ederse içebilirsin. Eğer sigara sana zarar ise ve doktor bunu kesin olarak tespit ederse içemezsin. Olay budur.

Helal ve haram dediğimizde, gözümüz böyle ta uzaklara gider. Bakınız ki domuz eti haramdır; ama açlıktan ölümle burun buruna geldin, mecburen yiyeceksin.

Tüm olay, bedenimizi düşünsel ve bedensel olarak yıpratmadan yaşayabildiği kadar yaşatıp ömrümüzü ilim, zikir, tefekkür ve şükürde kullanmaktır. Yok efendim “bu helal mi veya bu haram mı” diye ikilemeye gerek yok.

Kur’ân’da ve hükmî hadislerde haram olması kesin olarak yazılan bir şey dışında bir şeye “haramdır” demek elbette bize düşmez. Helal olması kesin olan şey için de “bu haramdır” demek salahiyetini hiç kimse eline alamaz. Aradaki şüpheli şeylerden sakın ki Allah’a eresin ey kardeşim…

Tasavvuf ehline göre mesele sigaranın haram veya helal olmasından ziyade, kulun bedenine ve ruhuna emanet gözüyle bakıp bakmamasıdır. Beden, Allah’ın kuluna verdiği bir emanettir. Onu hor kullanmak, emanete ihanet olur. Hadîs-i şerîfte ise Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur.” (İbn Mâce, Ahkâm, 17)

Bu hadis, zarar veren her türlü fiilin şer‘an yasak olduğuna işaret eder. Sigara, ilmen ve tıben zararlı olduğu açıkça ortaya konulmuşsa, bu noktada onu kullanmak, kişinin kendi nefsine zulmüdür. Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara, 2/195)

Dolayısıyla mesele “sigara haram mı, helal mi” tartışması değildir; mesele, emaneti koruma meselesidir. Nefis sigarayı bir haz veya bağımlılık gibi sunsa da, hakikatte bu, gönlün perdelenmesine ve zikrin lezzetinin azalmasına sebep olur.

Burada birinci kıstas, bedene ve ruha zarar vermemekti. Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara, 2/195) Hadîs-i şerîfte ise Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur.” (İbn Mâce, Ahkâm, 17) Gündelik hayatta şöylece sergileyebiliriz; bedene ve topluma zarar veren her şeyden uzak durmak.

Sonra Allah’ın beden ve ruh emanetine sahip çıkmak; Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da, onlar onu yüklenmekten çekindiler… Onu insan yüklendi.” (Ahzâb, 33/72) Gündelik hayatta şöylece sergileyebiliriz; bedenin de emanet olduğunu bilmek ve ona zarar vermemek.

Sonra da kendini tehlikeye atmamak suretiyle muhafaza altına almak; Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara, 2/195) Gündelik hayatta şöylece sergileyebiliriz; tehlike doğuran alışkanlıklardan uzak durmak.

Ayrıca şüpheliden sakınmak; Hadîs-i şerîfte ise Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Helâl bellidir, haram bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. Kim şüphelilerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur.” (Buhârî, Îmân, 39) Gündelik hayatta şöylece sergileyebiliriz; sigara gibi kesin hükmü olmayan ama zararı açık şeylerden uzak durmak.

Allah’ın verdiği malı israf etmemek; Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf, 7/31) Gündelik hayatta şöylece sergileyebiliriz; hem sağlığı hem de malı tüketen israf yollarına düşmemek.

Hem nefsi terbiye etmek;İ Hadîs-i şerîfte ise Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil; öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır.” (Buhârî, Edeb, 76) Gündelik hayatta şöylece sergileyebiliriz; sigara gibi nefsin arzularını dizginlemeyi öğrenmek.

Ve son safhada; Allah’a yakınlaşma gayesi edinerek yaşam planını motiflemek; Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.” (Hacc, 22/78) Gündelik hayatta şöylece sergileyebiliriz; sigara gibi bağımlılıkların et kemik bedenimize zarar verdiğinden ve bunun da gerekli olan çalışmalarda bizi geri bırakacağından dolayı, sigaranın bu cihetten Allah’a yakınlığa engel olduğunu bilip uzaklaşmak.

Zira sigara sonucu bedensel dürtülerde zayıflama olduğu ve et kemik beden olarak; içsel içsel tortularla dolunduğu hepimizin malumudur. Bu da zaman içinde bedenimizin çökmesine ve rahat bir pozisyonda yaşamamasına sebep teşkil eder.

Yazının başında izah ettiğimiz gibi; eğer kişi aşırı stres ve sıkıntılarla dolan bir hayata girmişse, ve bunun sonucunda da ruhsal bir çıkmaza girmişse, bu ruhsal çıkmazları bir nebze hafifletmek için ve depresyondan kurtulmak için doktor tarafından önerilmişse ve sigara ile de bedenen aşırı hasar almayacak ve o depresonik halden öylece kurtulacaksa, işte o zaman da sıkıntı olmaz.

Yorum yapın