252) KADIN GİDERSE, GÜN GECE OLUR

Kadın deyip geçme… Değer ver, üzme. Hayata ve dünyaya anlam veren, erkeği terbiye eden kadındır.

Kadın, yaratılışın zarafetidir. O, merhametin somut hâlidir. Rabb’in “Rahmân” ismi, kadının rahminde tecellî eder; oradan hayat filizlenir.

Kadın, hem var eder hem onarır. Onun dokunduğu her şey canlanır, onun incindiği her şey solar. Kadın, Allah’ın “Latîf” isminin yeryüzündeki cilvesidir; incelikte kudret, sessizlikte tesir vardır onda.

Ya kadın giderse?.. İşte o zaman… Kadınlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde yetim ve öksüz kalan çok olur.

Kadının yokluğu, sadece bir bedenin eksilişi değil, bir evrenin sönüşüdür. Kadın gittiğinde evin sesi, rengin nefesi, kalbin melodisi susar.

Yetim kalan sadece çocuk değildir; her köşe, her eşya, her ses onun yokluğuna ağlar. Çünkü kadın, varlığın nizamında huzurun mihveridir.

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler… Çekmecenin dibinde artık kimsesizdir eski tarak. Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Kadın gittiğinde evin eşyası bile yetim kalır. Çünkü onun eliyle bereket iner, sesiyle huzur yerleşir.

Kadının varlığı evin nabzıdır; kalp gibi ritim verir, ruh gibi nefes aldırır. Kadın gidince tencere sessiz, perde donuktur; çünkü sıcaklık sadece ateşten değil, kadının şefkatinden doğar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların. Sık sık boynunu büker sarıkız. Tek kalmış o eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının. Balkon artık sessizdir. Koridor kimsesiz.

Kadın, evin ruhudur. O yoksa, hayat susar. Saksılar susar çünkü kadın, toprağa can veren merhamettir. Balkondaki sessizlik, evin yetim kalmış dualarıdır. Kadın giderse, güzellik de gider. Çünkü güzelliğin özü, onun sevgisidir.

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci… Bir anne gider… Bir dost… Bir arkadaş… Eş olan sevgi dili… Ne çok kişi yok olur aslında, bir kadın gittiğinde.

Kadın gittiğinde, bir ömürlük görevler de gider. Çünkü o, bir kimlikle değil, bin hâlle yaşar. Her kadın; anne, dost, eş, sırdaş ve rehberdir. Kadın, aile denen kainatın direğidir. Direk devrilince gök yere düşer. O yüzden kadın sadece bir insan değil, bir rahmet vesilesidir.

Sen sen ol… Kadının değerini daha gitmeden bil. Sakın üzme onu. O dahi bir öğretmen olup hayatın yegâne temsilcisidir.

Kadın, eğitendir, yetiştirendir, öğreten ve sevdirendir. Her çocuk, annesinin dizinde ilk “Bismillah”ı öğrenir. Kadına hürmet, dine hürmettir. Çünkü Peygamber

Efendimiz buyurur: “Cennet, annelerin ayakları altındadır.” Kadını üzmek, evin bereketini kırmaktır; ona iyilik etmek, rahmet kapılarını açmaktır.

İşte kadın giderse gün artık gece olmuştur. Kadın gittiğinde, gün kararır. Çünkü o, evin güneşidir; ışıksız kalan dünya, karanlığa bürünür. Kadın, ailenin kalbidir; o durdu mu, hayat da durur. Kadını üzmek, bir âlemi karartmaktır.

“Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, olabilir ki Allah sizin hoşlanmadığınız bir şeyde pek çok hayır kılmıştır.” (Nisâ, 19) “Kadınlar, erkeklerin emanetidir.” (Hadis-i Şerif, Müslim, Hac 147)

Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olan ve ailesine en iyi davranandır.” (Tirmizî, Rada‘ 11) “Cennet, annelerin ayakları altındadır.” (Nesâî, Cihad 6) “Kadınlar, erkeklerin kardeşidir.” (Ebû Dâvud, Tahâret 94)