İki namahremin derileri birbirlerine dokunsa abdestleri bozulur der İmam Şafii (rahmetullahi aleyh)… Bu hükmün arkasında derin bir hikmet vardır. Çünkü erkek ve kadın iki farklı enerji kutbunu temsil eder. Kur’an’da: “O’nun ayetlerinden biri de, size kendinizden eşler yaratmasıdır ki onlarda huzur bulasınız. Aranıza sevgi ve merhamet koydu.” buyrularak bu kutupların hikmeti anlatılmıştır.
Niye acaba??? Çünkü temas yalnızca bedensel değil, ruhsal ve enerjik bir çarpışmadır. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz: “Kadın avrettir; onunla karşılaştığında şeytan hazır olur.” buyurmuştur. Bu da temasın arkasındaki tehlikeye dikkat çeker.
Çünkü erkek ve kadın iki ayrı enerji kutuplarını temsil eder. Birbirlerini tamamlayan ama dokunduklarında farklı etkileşimler doğuran iki zıt kutupturlar. Kur’an’da: “Biz her şeyi çift yarattık ki düşünüp ibret alasınız.” buyurularak bu çift kutupluluk açıklanır.
Birbirleriyle çakışan iki zıt kutuplu kablo sigorta atmasına neden olur. Bu teşbih, temasın ani bir enerji boşalması doğurduğunu anlatır. İnsanın manevi kıvamını bozabilecek bir haldir.
İnsan beyni de biyoelektrik üretir. Pozitif ve negatif diye. Beynin çalışma düzeni de bu kutupluluğa bağlıdır. Bu yüzden temas, ruhsal ve zihinsel etkiler oluşturur. Kur’an’da: “Biz insana şah damarından daha yakınız.” buyurularak bu ince dengelere işaret edilmiştir.
Çakıştı mı beyin sigortası atar. Yani insanın zihinsel ve duygusal dengesi bozulabilir. Hadiste: “Zina eden gözler vardır.” buyurularak sadece fiil değil, yönelişin dahi manevi bir kayıp doğurduğu bildirilmiştir.
Bilincinde ol veya olma fark etmez…. İnsan farkında olsa da olmasa da bu enerji akışı gerçekleşir. Bu yüzden din, sınırları (mahremiyet) koruma altına almıştır. Kur’an’da: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar; mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar.” buyurularak bu temkin emredilmiştir.
Evlenildiğinde namahremiyet haremliğe dönüşür. Nikâh ile iki kutbun birleşmesi helal ve huzur vesilesi olur. Kur’an’da: “Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz.” buyurularak bu yakınlık ifade edilmiştir.
Nikâh akdi ile iki beyin birbirlerine bağlanır. Ve adeta birbirlerinin tamamlayıcısı olurlar. Eşler arasındaki bağ yalnızca bedensel değil, ruhsal bir tamamlayıcılıktır. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz: “Evlilik benim sünnetimdir, kim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” buyurarak bu bağın hikmetini açıklamıştır.
Eş olurlar. Karı-koca olurlar. Dağ ve üzerindeki kar gibi olurlar. Burada teşbih, birliğin uyumunu anlatır. Dağ ve kar nasıl birbirini tamamlıyorsa, eşler de öyledir. Kur’an’da: “Onunla huzur bulasınız diye eşler yaratıldı.” bu hakikati teyit eder.
İmam Şafii’ye göre, ki; “Kur’an ve Resulullah’ı tanıyanların başında gelir” dokununca abdest kırılır ama bu abdest kırılma namahreme dokunuş olan enerji boşalımı için değil, mahreme matuf olan enerji yükselmesi içindir. Yani abdestin bozulması bir eksiltme değil, enerjiyi kıvama getirmek için bir işarettir. Bu, insanın manevi yolculuğa hazır hale gelmesini sağlar. Hadiste: “Abdest, müminin silahıdır.” buyrulmuştur.
Yani birinde yükseltme, diğerinde indirme içindir. Namahremde enerji düşüşü, mahremde ise enerji yükselişi olur. İbadet için bu kıvam korunmalıdır.
Yükselen enerjiyi kıvama getirmek içindir.
Çünkü kıvamda olmayan enerji ile manevi yolculuk yapamazsın. Manevi yolculukta kalbin huzuru ve bedenin kıvamı şarttır. Kur’an’da: “Namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” buyurulmuş, abdestin de bu kıvam için bir hazırlık olduğu açıklanmıştır.