İlahî muhabbete ile gönül huşûda olmalı,
Gönül, Hakk’ın huzurunu özünde hissetmeli.
Teslimiyetle derinleştikçe rahmete ram olmalı,
Bu ram ile kullukta bencillikten arınmalı.
Ey huşû yelkeninde sükûnu bulan ruh,
Sen bu cihanda bir fısıltı, bir nefes, oldun zirruh.
Senin ruhun sonsuz deryada secdeyle eyledi oh,
Secdede yüzdükçe masivayı aramaz, bulur ruh.
Ey Hak teslimiyetinde secde misli yükselen nida,
Bu nida ile gönlünü topla, kalbinde doğsun rıza.
Bu rıza ile derununu gör, bulsun hakikatin safa,
Bu sefada nefsinle yüzleş, Rabbinle bul vefa.
Rahmete ram olmak aslında çok kolay,
Bu kolay vecihte zikrini eyle olay.
Özünden gelen huşû ile kalbinde bul onay,
Zahmetten arın, ortaya çıksın saf dolunay.
Gönül teslim oldukça muhabbetin nefesi parlar,
Her nefeste esma-i ilahi ile özünde sırlar çağlar.
Çağladıkça derununda ilahî nur perdeleri aralar,
Aralandıkça perdeler; kul, teslimiyetle bağlar.
Derya içinde derya, muhabbetin kandili yanar,
Yandıkça kalpte Rabbin nuruyla canlar.
Canlandıkça seyrinde duraklar ışıldar,
Işıldarken kul anlar ki hakikat hep yaşar.
Teslimiyet bir gemidir, kaptanı rıza olur,
O gemide yol alan nefsinden kurtulur.
Her dalga bir imtihan, sabırla yoğrulur,
Yoğruldukça huşû ile vuslatla doğrulur.
Ey gönül, secdeye var; bu deryada boğulma.
Boğulmak zahirdir, bâtına yol bul olma âmâ.
Her dalganın ardında rahmet var, unutma.
Unutma ki muhabbet sırdır, sır Hakk’a varma.
Kalbini muhabbetle süsleyen gamdan kurtulur,
Her gam huşû deryasında çözülür.
Çözüldükçe kul teslimiyetle bütünlenir,
Bütünlendikçe muhabbet Hak ile güzellenir.
Son durak vuslattır: huşû ile buluşmak,
Buluşunca kul, bedeli rahmetle konuşmak.
Konuşarak muhabbeti yeniden yoğurmak…
Yoğurdukça, kalpte ebediyete doğmak…