Allah’ı, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin bize tanıttığı gibi tanımayıp da herhangi bir toplumun nazarıyla ona bakan, yanlış yönlendirmeler ile toplumunun kendisine tanıttığı ve adına “Allah” dediği bir anlayışa yönelen kişi, gerçekte Resûlullah’ın tanıttığı Allah inancıyla bağını koparmış olur. Böyle bir yönelişle insan yapmadığı halt bırakmaz. Ne yazık ki işlediği o haltı yaparken de “Allahu Ekber” diyerek yapar.
Oysa Allah’a, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin öğrettiği şekilde yönelen kimse, tüm varlığı muhabbet ile sever. Çünkü o bilir ki, “Yaratılmışı Yaratan’dan ötürü sevmek” hakiki imanın şiarıdır. Böyle bir gönül, Mevlânâ’nın çağrısındaki gibi “Ne olursan ol gel” diyerek tüm âleme musafaha eder, herkesi kucaklar.
Bir insanın ölümünü, bir âlemin daha sönüşü olarak görür, her varlığı ilahî bir emanet olarak algılar. Günlerce açlıktan sonra elindeki kuru ekmeğe gözü olana, gözünü kırpmadan onu ikram eder. Çünkü bilir ki, “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” (Hâkim, el-Müstedrek 2/15) buyurmuştur Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz.
Günah sebebiyle kişiyi değil, amelini kötü bilir. Zira Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), “Mümin, kardeşini sevmede, merhamette, birbirini korumada bir beden gibidir.” (Buhârî, Edeb 27) buyurmuştur. Böylece o kişi, insanlara rahmet aracı olur; tüm müminlere hasetten uzak, rahmetin yansıması olur. Onun gönlü kin değil, şefkat üretir. İnsanların kusurunu örtmeyi, onları affetmeyi öğrenir.
Allah’ı Resûlullah’ın tanıttığı gibi tanıyan kul, sevgi yumağı olarak bu dünyadan göç eder, ebedî âlemlere hicret eder. Çünkü bilir ki, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ben âlemlere rahmet olarak gönderildim.” (Enbiyâ, 21/107) ayetinin canlı bir tefsiridir.
Velhâsıl, Allah’ı Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin tanıttığı gibi tanımak, sadece bir iman meselesi değil; aynı zamanda bir hayat meselesidir. Bu yol, insanı hem dünyada hem de ahirette huzura erdiren rahmet yoludur.