140) KULLUKTA İHTİSASLAŞARAK RABBE VARALIM

Kişide oluşan içsel mana değişimi, kişiden kişiye zamansal olarak farklılıklar gösterebilir. Zira her kişinin üzerine yığılan molozlar ayrı ayrıdır. Tümünden sıyrılıp fıtrata dönmek icap eder. Bu da zaman alabilir. Kişinin teslimiyetine ve Hakk’a olan isteksiz bir vecihte oluşan kulluğuna bağlı olarak değişir. Hakikat yolculuğunda herkesin yükü farklıdır; kimisi nefsinin perdelerini kısa sürede kaldırır, kimisi ömür … Devamını oku… 140) KULLUKTA İHTİSASLAŞARAK RABBE VARALIM

139) MUTLAK ZAT HAKKINDA BİR TERENNÜM

Allah zatı itibariyle dışsallığımız veya içselliğimiz olamaz. Yani Allah’ın mutlak zatı dediğimizde, Allah adıyla Allah’ın mutlak zatına işaret ediyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken, Allah’ın (celle celâluhû) zatının mahlûkatla kıyas edilemeyecek kadar aşkın olmasıdır. O, hiçbir varlıkla ölçülemez; çünkü yaratılmış olan her şey sınırlıdır, O ise mutlak var olarak var olandır.. İşte mutlak zat dediğimizde, bu … Devamını oku… 139) MUTLAK ZAT HAKKINDA BİR TERENNÜM

138) KABZ VE BAST AMELİMİZE GÖRE ŞEKİLLENİR

Kabz ve bast halinden ne anlamak gerekir? Kabz ve bast halinde ne yapmak gerekiyor? Öncellikle konu hakkında fikir olması için şu ayete bakalım ve sonra üzerinde az tefekkür edelim: “Men że-lleżî yukridu(A)llâhe kardan hasenen feyudâ’ifehu lehu ad’âfen keśîra(ten)(c) va(A)llâhu yakbidu veyebsutu ve-ileyhi turce’ûn(e).” “Kim ki; memleketini terk etmeden, saldıran düşmanlara karşı, Allah’ın yolunu daha rahat … Devamını oku… 138) KABZ VE BAST AMELİMİZE GÖRE ŞEKİLLENİR

137) LEDÜN İLMİNİN SIRRINA DAİR

Ledün ilmi kalpten kalbe açılan, aklın sınırlarını aşan ve gönüllere hususi şekilde indirilen bir ilimdir. Bu ilim, herkesin anlayabileceği kitap bilgisi veya aklî bir çıkarım değildir; onun için buna kalbî ilim denir. Çünkü asıl merkez akıl değil, kalptir. Kalp, Rabbimizin ilahî tecellilerinin aynasıdır. Zahirî ilimler aklın süzgecinden geçer, mantık ile ölçülür. Fakat ledün ilmi, doğrudan … Devamını oku… 137) LEDÜN İLMİNİN SIRRINA DAİR

136) ALLAH “VARLIK” DEĞİL “MUTLAK VAR” OLANDIR

Benlik tek olamaz. Eğer benlik tek olsaydı, o zaman insan bilincinde bir varlık var olamazdı. Mutlak vücud sahibi olan Allah tektir. Vücud ile benlik ise ayrı ayrıdır. Allah mutlak var olandır; biz ise O’nun nurundan yaratılmış gölge benliklerle var oluruz. Bu yüzden insanın benliği vardır ama bu mutlak benlik değildir. Bu ayrımı bilmek imanî bir … Devamını oku… 136) ALLAH “VARLIK” DEĞİL “MUTLAK VAR” OLANDIR

135) İLLA EDEP İLLA EDEP (UFAK BİR PİYES)

Muhlis: Şu gördüğün çok büyük bir zatın çocuğu, onun değerini bil ve hürmet et. Edep ehli bilir ki, büyüklerin yoluna hürmet etmek, aslında ilahî emanete hürmettir. Çünkü evlat, babasının terbiyesiyle yoğrulmuşsa, ona gösterilen saygı o ilahî terbiyeye gösterilen saygıdır. Kalbin ölçüsü, dilin sözüyle değil, hürmetin niyetiyle ölçülür. Burada söylenmek istenen, nesep ile beraber edep ve … Devamını oku… 135) İLLA EDEP İLLA EDEP (UFAK BİR PİYES)

134) HAKİKATİN KABUĞUNU SOY VE KENDİNLE KONUŞ

Peygamberimize sorular sorulduğunda Allah buyurur: “Onlara de ki…” Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Allah kelamının bir insanın kelamı gibi olmamasıdır. Çünkü biz kelamı duyduğumuzda hep insan dilindeki bir söze benzetiriz. Oysa Allah’ın kelamı, tümüyle farklı bir boyuttan gelen hitaptır. Olayı tam anlamadan, sadece kelime olarak “Allah dedi” demek meseleyi kavramamıza yetmez. Allah’ın kelamı ise mahlûkatın … Devamını oku… 134) HAKİKATİN KABUĞUNU SOY VE KENDİNLE KONUŞ

133) AZ AMELE BOL KEPÇEDEN SEVAP

Az amele çok sevap verilen rivayetlerdeki amelleri işlediğiniz zaman eğer ruhi tekâmülümüzde ani bir sıçrama olursa, o rivayetler sahihtir. Çünkü hakikatte sevap, yalnızca sayıyla ölçülmez; kalbin açılması, ruhun derinleşmesi, içsel yolculuğun yeni bir merhaleye sıçraması ile ölçülür. Sevap, gönle indirilen nurun adıdır. Ama ne yazık ki az amelle çok fazla sevap umanların yaşadıkları bir ruhi … Devamını oku… 133) AZ AMELE BOL KEPÇEDEN SEVAP

132) BERAAT GECESİ VE DİVAN TOPLANTISI

Beraat gecesi, rahmetin coştuğu, kaderin yazıldığı, kalplerin yıkandığı gecedir. Bu geceyi sıradan bir zaman dilimi gibi görmemek gerekir. Çünkü göklerde divan kurulur, melekler saf saf dizilir, kulların defterleri arz olunur. Kur’an-ı Kerîm’de “O mübarek gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayrılır, yazılır” (Duhân, 44/4) buyurularak bu hakikate işaret edilmiştir. İşte bu divan toplantısı, kulun … Devamını oku… 132) BERAAT GECESİ VE DİVAN TOPLANTISI

131) ALLAH ŞİRKİN HER TÜRÜNÜ ASLA AF ETMEZ

Öncellikle çok önemli bir uyarı ile bu yazımıza başlıyalım… Halk ile Allah’ı aynı düşünmek küfürdür. Böyle düşünerek şirkten korunayım diyenin psikolojisi bozuktur. Acilen bir psikiyatrikte görünmelidir. Zira insanın Rabbi ile mahlûku birleştirmesi, varlığını doğru okuyamamasından kaynaklanır. Zira Allah’ın (azze ve celle) buyruğu açıktır: “Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları dilediği kimse için … Devamını oku… 131) ALLAH ŞİRKİN HER TÜRÜNÜ ASLA AF ETMEZ