130) EN BÜYÜK AZAP ALLAH’TAN MAHRUMİYETTİR

Cehennem nedir diye sorar aziz bir insan… Cehennem ve cenneti bilmek için, insan nedir? Nereden gelmiştir? Melek nedir? Kâinat nedir? Allah ile insan arasındaki münasebet nedir? Bunları çok iyi bilmemiz gerekir. Hakikati tanımadan cennet ve cehennemi anlamaya çalışmak, gölgesine bakarak güneşi tarif etmeye benzer. Kur’an’da “Onlar yalnızca zannın peşine düşüyorlar. Zan ise hakikat karşısında bir … Devamını oku… 130) EN BÜYÜK AZAP ALLAH’TAN MAHRUMİYETTİR

129) İMAN VE AMEL İLE BİLİNÇ ARI EDİLİR

İlim Allah’ındır. Bilim ise, insandandır. Yaratılış olarak ise her şey Allah’tandır. Burada “ilim” ile “bilim” arasındaki ayrımı fark etmek önemlidir. İlim, Allah’ın katından gelen kuşatıcı hakikattir; bilim ise insanın çabasıyla bu hakikatten keşfettiği kısmıdır. Kur’an’da, “Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.” (İsrâ, 17/85) buyurularak bu sınırlılık hatırlatılmıştır. İnsan yaptığı çalışmalar sonucu ilimden keşfettiği bilimi … Devamını oku… 129) İMAN VE AMEL İLE BİLİNÇ ARI EDİLİR

128) ESAS OLAN KALP Mİ? YOKSA BEYİN Mİ?

Kur’an’da toplamda 121 ayette “Kalp” kelimesi geçerken, beyin kelimesi bir defa bile geçmez. Bu, insanın iman ve idrak merkezinin kalp olduğunu gösterir. Kur’an’da: “Onların kalpleri vardır, onunla anlamazlar.” (A’râf, 7/179) buyrulur. Demek ki kalp, sadece his değil, hakikati kavrama merkezidir. Bunun sebebi insanın imani çerçevede düşünme yetisini kalpten almasındandır. Beyin dahi kalbin emrine verilmiş bir … Devamını oku… 128) ESAS OLAN KALP Mİ? YOKSA BEYİN Mİ?

127) VAR OLDUK NURUNDAN İLMİNDE İLMİYLE

Varlığımızın mahiyeti ve Allah’ın mutlak zatıyla ilişkisi üzerine birkaç satır yazalım… çünkğ insanın en temel sorusu budur: “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?” Cevap, “Allah’ın ilminde ilmî bir suret olarak var oldum” hakikatidir. Varlık bir gölge, asıl olan ise Allah’ın zatıdır. Bizim varlığımız Allah’ın mutlak zatının ne içindedir, ne de dışındadır. Çünkü O, mekân ve … Devamını oku… 127) VAR OLDUK NURUNDAN İLMİNDE İLMİYLE

126) NUR-İ MUHAMMEDİYİ TANIYALIM

Varlıklar ve bildiğimiz bilmediğimiz tüm alemler, nuri Muhammediden var olmuştur. Çünkü ezelî hakikat, yaratılışın kaynağı olan “nur” ile zuhura gelmiştir. “Allah göklerin ve yerin nurudur” ayeti, bu gerçeğin işaretini taşır. Bu nur, varlıkların kök hakikati olup, bütün suretler ondan doğar. Hz. Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz dahi Nuri Muhammediden var edilip, nuri muhammediyeye … Devamını oku… 126) NUR-İ MUHAMMEDİYİ TANIYALIM

125) BENLİĞİMİZ SONSUZA DEK VAR OLACAKTIR

“Ben yokum var olan Allah’tır” demek şu manaya geliyor, “benlik sahibi sadece Allahtır. Eğer benim benliğim yok ise, o zaman ben yokum ve ben olarak işaret ettiğim hüviyet de odur”. Buradaki sözler, tasavvuf yolunda “fenâ” ile “bekâ” makamlarının karıştırılmasından doğan bir yanılgıya işaret eder. Fenâ, benliğin yok olması değil; benliğin Allah’a muhtaç ve gölge bir … Devamını oku… 125) BENLİĞİMİZ SONSUZA DEK VAR OLACAKTIR

124) RUHUN AŞK İLE YOLCULUĞU

İnsanın ruh dünyası değişir, halden hale geçer. Esas olan, Allah’tan yönünü çevirmemektir. Bu dünyaya davetliyiz; onun için buradayız. Dünya sıkıcıdır, çünkü Allah dünyaya nazar etmemiştir. Ama yine de imtihan tarlasıdır, çalışmak gerekir. Dünya özü itibariyle değersizdir. Ama imtihan yönüyle kıymetlidir. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur: “Dünya Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değerli olsaydı, … Devamını oku… 124) RUHUN AŞK İLE YOLCULUĞU

123) VARLIĞIN ASLI VE İNSANIN YOLCULUĞU

Peki, olayın aslı ne? Ne bu olay? Allah ne ister biz gariban insanlardan? Niye bizi var etti? Bizi attı bu dünyaya? Sonra güçlü ezer güçsüzü. Bir deprem yıkar tüm hayalleri. Bir rüzgâr yok eder tüm semereyi. Bir hastalık yıkar tüm bedeni. Ne istiyor bizden? Ne istiyor ne? Diye hayallere dalarız. İşte insanın kadim sorusu budur. … Devamını oku… 123) VARLIĞIN ASLI VE İNSANIN YOLCULUĞU

SİLSİLE-İ HACEGÂN

Aynı yolun yolcuları,Allah kavuşturur yolları.Bu yolun incelikleriAncak teslimiyetle çözülür. Bu yolun lideriOydu Hak Peygamberi,Ondan destur ile neferleriAncak teslimiyetle yürünür. Sonra geldi Ebû Bekir,O idi Sıddîk-ı Ekber,O İslâm’a oldu rehber,Onun sadakatiyle gidilir. Sonra Selmân-ı Fârisî,Onunla inledi sırr-ı enfüsî,Saçıldı sırrın sesi,Öylece ırk ve renk birlenir. Kâsım bin Muhammed ileDevam etti sırr-ı Ekber ile,Cümle âleme destur ileVahyin sırrı … Devamını oku… SİLSİLE-İ HACEGÂN

122) ZİKİRLE DERUNUMUZ ŞEKİLLENİYOR

Hayat aynen devam ediyor. Ta derunlara doğru iç dünyamız şekilleniyor. Bu şekillenmede en baş etken de zikirdir. Esma zikirleri insanı müthiş sıçratır. Ama esma zikirlerinden önce ruhaniyeti güçlendirici duaları okumamız gerekir. Ayranı koyarsınız yayığa, yağını çıkarırsınız. Aynen öyle de tüm ibadetlerin özü Allah’a rücu etmektir. Allah sevgisiyle dolmaktır. Zikir kalbin direği, dua ise onun nefesidir. … Devamını oku… 122) ZİKİRLE DERUNUMUZ ŞEKİLLENİYOR