Senin nurun nurla bilendikçe,
Senin ruhun ruhuyla buluştukça,
Senin kalbin kalbiyle konuştukça,
Beden susar, tek kelimeyle sulandıkça.
Suyun cihanı sular, bilesin,
Sen nurda bir katresin.
Nur onun nurundan, bilesin,
Bildikçe bilirsin, sonra donarsın.
Evet evet, dondukça yükselirsin,
Marifeti öylece hissedersin.
Marifet kendinle buluşmaktır, bilesin,
Öylece ak olur saçın, yenilersin.
Uyudu mu bilmem ama uyuklar kesin,
Okur mu bilmem ama okunur fesin.
Fesin başını örtsün, masivayı ne etsin,
Aslında sen de masivasın, bilesin.
Ma’sivayı bil ama ma’dan öncesine bak,
Ma’dan öncesi a’ma, oradan siva’ya ak.
İkisini zihnen cem et, tat alsın damak,
Tadı ruhunu doyurur, kalma yarım yamalak.
Bu mısra az ağırdı, gönül bağırdı,
Zevklenmeyi hissetti, gönül bağladı.
Gönül tebessüm etti, ruh ağladı,
Her bir gözyaşı narı dağladı.
Bu mısralar doğdu sana,
Kalbinin terennümü oldu sana,
Ruhunun teneffüsü oldu sana,
Adeta ayna oldu sana.
İyileşecek tüm yaralar,
Tertemiz olacak naralar,
Ak olacak tüm karalar,
Hak şerbetini sana sunar.
Hissedişin her an diri olsun,
Hakk’ın selası kulağında çınlasın.
Öylece gönlün, kalbin şen olsun,
Hak sedası halkı ilmek ilmek işlesin.
Öylece seni sarsın marifet,
Kalbinde canlansın zerafet.
Kaybolsun hayatından afet,
Sen de işte herkesi kesin affet.
Affettiğinde ruhun güçlenecek,
Ruhun güçlendikçe bilenecek.
Bilendikçe yükselecek,
Yükseldikçe Allah Allah diye inleyecek.
Kalbinize işlesin hak kelamı,
Gözünüze görünsün hak cemali,
Ruhunuza görünsün marifet ihsanı,
Cemalinize aksetsin hak cemali.