13) RABITA KALPTEN HAKKA GİDEN BAĞDIR

Rabıta; bağlamak veya bağlanmak anlamlarına gelir. Kişi ile Allah arasında en büyük rabıta namazdır. Direkt Hakk’a yapılır. Arada kimse olamaz. Hatta Fâtiha okurken hiç kimse düşünülemez. Zaten düşündüğün anda mânâ kopar, ne yaptığının farkındalığı kaybolur. O anda dil ayrı der, kalp ayrı tasavvur eder ve beyin başka hesaplar yapar. İşte bu hâl, “Onlar ayaktayken, otururken … Devamını oku… 13) RABITA KALPTEN HAKKA GİDEN BAĞDIR

12) İNSANA BEYAN ETME ÖĞRETİLDİ

Kur’ân’ın ne olduğunu anlamamız için Rahmân Sûresi’nin ilk ayetlerini iyice anlamamız gerekir. Kur’ân’daki ayetlerin dizilişleri bize mesaj verir: Rahmân, Kur’ân’ı öğretti, insanı yarattı, insana beyan etmeyi öğretti. Acaba amaç ne olabilir bu dizilişte? Kur’ân-ı Kerîm’i hakkıyla anlamanın kapılarından biri, Rahmân Sûresi’nin ilk beş âyetidir. Bu beş âyet, sadece ardı ardına gelen cümlelerden ibaret değildir. Bilakis, … Devamını oku… 12) İNSANA BEYAN ETME ÖĞRETİLDİ

11) KADIN VE ERKEK DENGEDİR BİRBİRİNE

“Evlerinizde Allah’ın âyetlerinden ve hikmetten bildirilenleri zikredin (anın)… Şüphesiz ki Allah Lâtîf’tir, Habîr’dir.” (Ahzâb, 33/34). Kadını tertemiz yapmak ister Allah. Kadın, yaratılış itibariyle zarafetin, letafetin ve hikmetin taşıyıcısıdır. Yeryüzünün rahmetle nurlandırılmış bir cevheridir. Kadını korumak, aslında rahmeti korumaktır. “Kadınlarınız sizin emanetlerinizdir. Onları Allah’tan korkarak koruyunuz.” (Müslim, Hac 147). Hz. Fâtıma annemiz demiştir: “Bir kadının Allah’a … Devamını oku… 11) KADIN VE ERKEK DENGEDİR BİRBİRİNE

10) SEYİR ETTİĞİN ALLAH NURUDUR

Baktığın her yerde seyir ettiğin sadece Allah’ın nurudur. Enfus ve afakta her ne görüyorsan, sadece Allah’ın nurudur. Bu hakikati unutmadan idrak etmek gerekir. Şu hadisi şeriflere kulak verelim: “Allah nurdur, O’nun nurundan başka nur yoktur.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned). “Göklerde ve yerde O’nun izni olmadan hiçbir şey hareket edemez.” (Tirmizî, Tefsîr). Demek ki gördüklerin Allah’ın … Devamını oku… 10) SEYİR ETTİĞİN ALLAH NURUDUR

9) HABERCİN VE FÂTİHA’YA YOLCULUK

Her huzursuzluk aslında bir habercidir. Bizi uyarmakta ve uyandırmaya çalışmaktadır. Allah tarafından gelen bir ikazdır. Kendimize kulak vermeyip hakikatimizi bilemediğimiz müddetçe, yaşanan zorluklar yakamızı bırakmaz. Huzursuzluk, habercimizdir. El-Habîr olan Allah’tan bize gelen bir elçidir. Bizlere, beklentilere girmemeyi öğretmektedir. “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin kazandığı şeyler sebebiyledir.” (Şûrâ, 30). Her huzursuzluk hâli, bize bizdeki … Devamını oku… 9) HABERCİN VE FÂTİHA’YA YOLCULUK

8) GÖNLE YOLCULUK VE HAKİKATİN İDRÂKİ

Esas gayemiz, gönüle; yani hür ve özgür olana yol almaktır. Kendi perdelerimizi, tanımlarımızı ve kayıtlarımızı kaldırabildiğimiz kadar, gönle yolculuk ederiz. Gönüle ulaşıldığında ise, artık her şey aslına döner, hakkına rücu eder. İşte burada “Haydan gelip Hû’ya gitmek” sözü, apaçık bir şekilde ortaya çıkar. Burada artık kelam, düşünce, hiçbir şey mevcut değildir. Çünkü hakikat, kelamdan öte … Devamını oku… 8) GÖNLE YOLCULUK VE HAKİKATİN İDRÂKİ

7) HAKİKÎ HÜRRİYETE ULAŞMAK

Tanımlamalara his ve duygular yüklediğimizde, aslında yükümüzü ağırlaştırmaktayız. Bu yükümüz, kendi hakikatimize perde olmaktadır. Hisler ve duygular elbette yaşanacaktır; ama sadece onlara kapılmadan, cemalullâha giden yolda taviz vermeden yaşamak gerekir. Aksi hâlde, his ve duygulara kendimizi kaptırırsak, hürriyetimize kilit vurmuş oluruz. Ey insan, unutma ki gönlünü perdeleyen şeyler, hakikate giden yolu da karartır. “Rabbim! Yükümü … Devamını oku… 7) HAKİKÎ HÜRRİYETE ULAŞMAK

6) YAŞANTIMIZDA DEĞERİ FARK ETMEK

Bu hayat içinde olanları yargılamadan ve kesin hüküm vermeden, içinde bulunduğun fiile bakıp önce anlamaya çalışmalıyız. Böylece anlayış gösterme çabasına girerek, mürid olan Hakk’ın irade gücünü kullanmak suretiyle değere yani bilinmek istenilen değere kavuşulur. Ama yargıda bulunduğunda, içeriğinden mahrum kalınır. Böylelikle, kendindeki Hakk’ın, bilinmek istenilenin hakkını vermiş olmaktasın. Anlayıp anlayış gösterdiğimiz kadar gerçek değerin kıymeti … Devamını oku… 6) YAŞANTIMIZDA DEĞERİ FARK ETMEK

5) HAYATI ANLAMAK VE HUZURA VARMAK

Hayatı ve içindekileri anlamlandırdığımız kadar değerlendiririz ve miracımızı yaşarız. Hayatın verdiği gülü de tat, dikeni de tat ve her ikisine de “Eyvallah” de. Çünkü her şey, yani eşya ve varlık âlemi geçici; ama anlam ve değer verdiğimiz gerçeklik oranında, bizim için ebedî kalıcı olur. İşte huzuru ötelerde arama; sadece kendi özündeki huzura açık ol ve … Devamını oku… 5) HAYATI ANLAMAK VE HUZURA VARMAK

4) YAŞANTIMIZIN FARKINDA MIYIZ?

Güzel olan, güzel olanı sever. İnsan en güzeldir ve her zaman mükemmeliyeti sever. Hayat, yaşanması ve içindeki güzelliklerinin bilinmesi ve tadılması için verilen bir nimettir. Bir ve Haktır. Tüm gaye, yaşadığımızı bilmek ve bunu hakkı ile değerlendirebilmektir. Körü körüne yaşamak değil; uyanık bir hâl üzere, bilerek, severek, saygı göstererek ve içtenlikle yaşamak gerekir. Bu, ilahî … Devamını oku… 4) YAŞANTIMIZIN FARKINDA MIYIZ?