194) KUR’ÂN ZİKİRDE KALBİN FREKANSIDIR

“Anlamını bilmeden bülbül gibi şakırdıyorsun Kur’anı” der din düşmanları… Anlamını bilmeden okuyorsun diye diye Kur’an okuyan bırakmadılar. Bunun hesabı ağır olacaktır. Kur’an okuyan kalmadı ya… Kur’anlar mahzun kaldı raflarda. Belki duvardan indirdiniz ama bu defa rafa terk ettiniz. Camilere bakın, kaç tane Kur’an açılıyor. Ya Allah’tan korkun. Kur’an’ı anlamadan okumak küçümsenemez; çünkü Kur’an bir nûrdur, … Devamını oku… 194) KUR’ÂN ZİKİRDE KALBİN FREKANSIDIR

193) KUR’AN’IN RABÇA DİLİ VE KALBİN AÇILIMI

Kur’an “Rab”çadır. Kur’anın her kelimesi özümüzle iletişim aracıdır. Kur’an, Allah’ın kelamıdır ve “Rabça” hitap eder; yani sadece kulakla değil, özle anlaşılır. Rabça, Rabbimizin bize kendi ilminden öğrettiği dildir. Kur’an’ın kelimeleri Arapçadan öte, ruhun diline tercümandır. Bu yüzden onun her kelimesi kalbin derinliklerinde yankılanır; çünkü o kelam, yaratılışımızın harfleriyle aynı özdendir. Açık açık şer’i hükümleri bile … Devamını oku… 193) KUR’AN’IN RABÇA DİLİ VE KALBİN AÇILIMI

192) HER AN YENİDEN YARATILIŞIN SIRRI

İnsanın varlığı bir anlık değildir. Her nefeste yeniden yaratılırız. Bu yaratılış yalnızca bedensel değildir; ruh, dalga beden (enerji beden) ve bilinç düzeyinde de sürekli bir yenilenme hâli yaşanır. Her “an”, bir “ol” emrinin yankısıdır. Kudret-i İlâhi, hiçbir an boşlukta durmaz. Her varlık, her zerre, her nefes yeni bir şan (yeni bir hâl) ile var olur. … Devamını oku… 192) HER AN YENİDEN YARATILIŞIN SIRRI

191) KUANTUM NOKTASINDAN KALP UFUKLARINA

Kuantum gözüyle varlığa bir bakış; varlık âleminde varlığın vücut kokusu almaması ve bunu bilmemiz, bizi mesuliyetten kurtarmaz. Ayrıca bu hâli bilmemiz, uyanış falan da değildir. Hatta hatta varlığın özü itibariyle malumat sahibi olmamız, aslında bize bir şey de katmaz. Burada işaret edilen temel hakikat şudur: Bilgi, insanı kurtarmaz; ancak bilginin kalpte tecellî etmesi, yani bilginin … Devamını oku… 191) KUANTUM NOKTASINDAN KALP UFUKLARINA

190) VECHULLAH GÖRÜNENİN ÖTESİDİR

Bir hakikatı seslendirelim… İşte yaşam sırrı, işte varlığın döndüğü vech. “Yaşam sırrı” denilen şey, varlığın merkezidir. Her şeyin yöneldiği, döndüğü, dayanıp durduğu bir hakikat vardır. Bu hakikat, “vechullah” (Allah’ın yönü, yüzü, tecellî merkezi) olarak adlandırılır. Varlık kendi varlığından bir merkeze değil, O’nun kudretine döner. Tüm âlemler, kendi özlerinde o merkeze bağlı bir devranda seyrederler. Nereye … Devamını oku… 190) VECHULLAH GÖRÜNENİN ÖTESİDİR

189) HAYALÎ SALTANATTAN EBEDÎ SALTANATA

Allah’ın kün emriyle var edilen varlıkların sahip oldukları vücud aslî mi, gölge mi? Allah âlemleri yoktan var etti ve tüm varlıklar bir vücud sahibi oldu. Buraya kadar ki kısımda insanlığın geneli hemfikirdir. Asıl içinden çıkılmaz sorun ise, buradan sonra başlıyor. Ortaya çıkan bu sorunlardan ötürü de insanlık inançları bölünmekte ve hatta hatta insanlar, kendi düşünceleriyle … Devamını oku… 189) HAYALÎ SALTANATTAN EBEDÎ SALTANATA

188) SIRLANMAK HAZİNEDİR

Kalp, duyguların ve sevgilerin merkezidir. Kalp, insandaki ilk tecellî alanıdır. Sevgi burada başlar, yön burada belirir. Kalp “ben”le “O” arasındaki ilk köprüdür. Bu yüzden kalpteki beklenti, zararlı değil; bilakis eğitici bir imtihandır. Çünkü her sevgi, sahibine götürür. Kalp, sevgiyi Rabb’ine yönelttiğinde arınır. Burada “beklenti” zararlı değildir çünkü kalp hâlâ insanî duyguların, sevginin, muhabbetin alanıdır. Kalpte … Devamını oku… 188) SIRLANMAK HAZİNEDİR

187) NEFS-İ LEVVÂMEDE YOLCULUK

La ilahe illellah zikrini okumak yeterli midir? Yüce Allah Hz. Âdem aleyhisselamı yarattığında Hz. Âdem aleyhisselam başını semaya çevirdi. Semada la ilahe illallah muhammeden rasulullah yazısını gördü. Demek ki biz insanlar, Hz. Âdem aleyhisselamın nesli olarak gözümüzü yaşama ilk açtığımızda bize öğretilen yaşam sırrı yani hakikati ve bizim bilincimize derk edilen ilk hak kelamı da … Devamını oku… 187) NEFS-İ LEVVÂMEDE YOLCULUK

186) GERÇEK BİLGİ VE RUHUN HAKİKATİ

Beden Ruh’u, Ruh ise Varlığı, Varlık da Allah’ı nasıl bilir? Varlık, Ruh ve Beden üçgeni arasında var olarak dolaşan “bilgi” gerçekte nedir? Bu sorular, insanın hakikat yolculuğunda en temel arayışlardır. Beden, ruh ve varlık arasındaki bağ hakikati anlamanın kapısıdır. Gerçek bilgi, sadece dışsal bir enformasyon değil; bu üçgenin özünde parlayan ilahî ilimdir. Beden, ruh ve … Devamını oku… 186) GERÇEK BİLGİ VE RUHUN HAKİKATİ

185) HER DURUMUN ZİKRİ AYRI AYRIDIR

En büyük zikir nedir? Zikir, hatırlamanın en özlü biçimidir. Herkesin zihninde “En büyük zikir hangisidir?” sorusu belirir. Kimi namaz der, kimi kelime-i tevhid, kimi de Kur’an tilaveti… Oysa işin hakikati, “en büyük zikir” kavramının tek bir kalıba sığmadığıdır. En büyük zikir “Lâ ilâhe illallah”tır. Bu cümle, iman kapısının anahtarıdır. Zira kalpte tevhid nuru açılmadan hiçbir … Devamını oku… 185) HER DURUMUN ZİKRİ AYRI AYRIDIR