111) RUH VE HAKİKATİYLE BİRAZ BAKIŞALIM

Ruh dediğimizde bir kaç olgu mevzu bahistir. Halk içinde en çok bilineni ise, et kemik bedenin devamı olan ruhtur. Ruh denildiğinde ilk akla gelen de bu ruhtur. Mistisizmde bu ruha “zen” demişlerdir. Bu ruhu geliştirip et kemik bedenden soyutlamayı öğretenlere de “zen ustaları” denilmiştir. Bu ruhu, et kemik bedenin esaretinden arındırıp hafifletme dersleri veren “zen … Devamını oku… 111) RUH VE HAKİKATİYLE BİRAZ BAKIŞALIM

110) PEYGAMBERİMİZİN ATASI NEDEN MEKKE’YE YERLEŞTİ?

Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz fıtrat dili ile konuşuyordu. Onun neslinin dayandığı silsile ise, Hz. Adnan’a kadar kesindir. Hz. Adnan’dan sonraki silsile ve nesli ise Hz. İbrahim’e dayandığı kesindir. Nitekim ayette “Şüphesiz ki İbrahim tek başına bir ümmetti” (Nahl, 120) buyrularak onun neslinin hakikatli bir çizgi olduğu işaret edilmiştir. Ama aradaki silsile zinciri … Devamını oku… 110) PEYGAMBERİMİZİN ATASI NEDEN MEKKE’YE YERLEŞTİ?

109) NÜBÜVVET VE RİSALET İLE VELAYET FARKI

Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimizin vahiyle buluştuğu zaman dilimi nübüvvet üç yıl artı Risalet yirmi yıl toplam yirmi üç yıl idi. Bu yirmi üç yıl, insanlık için en büyük hidayet sürecidir. Kur’ân: “O, kulunu âyetlerinden bir kısmını göstermek için gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksandan münezzehtir.” (İsrâ, 1) buyurarak … Devamını oku… 109) NÜBÜVVET VE RİSALET İLE VELAYET FARKI

108) RİSALETİN SON TEMSİLCİSİ

Risaletin son temsilcisi Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizdir. Şimdi bunu başka bir bakış açısıya azıcık açalım… Fetih suresi son ayette yüce Rabbimiz “MUHAMMEDÜN RASULULLAH” diye başlıyor. Bu ifade, risalet hakikatini veciz biçimde ilan eder. Kur’ân’ın bir başka yerinde de: “Muhammed, Allah’ın Rasûlüdür ve O, nebîlerin sonuncusudur.” (Ahzâb, 40) bu hakikat mühürlenmiştir. Muhammed … Devamını oku… 108) RİSALETİN SON TEMSİLCİSİ

107) YOL İŞARETLERİNE TAKILMA, HEDEFİNE VAR

Manevî halleri bilmek ve sonrasında “işte bu o demekmiş” diye tanımlamak mı önemli, yoksa bilmeden yaşamak mı daha eftaldir? Bu, seyr-u sülûk yolunun en hassas düğüm noktalarından biridir. Çünkü yolcunun yönünü belirleyen asıl niyetidir. Halleri tanımlamak kişiye bilinç verebilir, ama onlara bağlanmak tehlike doğurur. Dikkat edilirse, hak yolunda yürüyenler asla “şu şu makama erdi, bu … Devamını oku… 107) YOL İŞARETLERİNE TAKILMA, HEDEFİNE VAR

106) ALLAH ADINA VE ALLAH ADIYLA FARKINDALIĞI

Biz yaptığımız her fiili Allah adına değil, Allah adıyla yapmaktayız. Allah adına diyenler ise, Allah’ın nurundan oluşan benliğinin farkına varmadı. Oysaki varlığımız Allah’ın zatından değil, Allah’ın zatının tabiri caizse ışıldayan nurundan varlıklarını aldılar. Buradaki ayrım çok önemlidir: İnsan fiillerini “Allah adına” değil, “Allah adıyla” (Bismillah) yapar. Çünkü kul, Allah’ın zatına ortak veya vekil olamaz. Varlığımız … Devamını oku… 106) ALLAH ADINA VE ALLAH ADIYLA FARKINDALIĞI

105) AYNALARDA GÖZÜKEN SEN MİSİN?

Her şeye Ayna gözü ile baktığımız müddetçe, kendimize kimlik gözü ile bakamayız ve kendimize kimlik veremeyiz, bu da bizi hayali bir varlık yapar. İnsan başkasında kendini görmeye çalıştıkça kendi özüne yabancılaşır. Oysa Kur’ân: “Kendinizi de görmez misiniz?” (Zâriyât, 21) buyurarak insanı kendi içine nazar etmeye çağırır. Hâlbuki hiçbir şey ve hiç kimse senin birebir aynan … Devamını oku… 105) AYNALARDA GÖZÜKEN SEN MİSİN?

104) ALLAH HERKESTEN RAZI MIDIR?

Allah razıdır sözü herkes için ve her fiil için söylenemez. Çünkü Allah’ın rızası sınırsızca dağıtılmış bir onay değildir; O’nun rızası, iman ve salih amelle elde edilir. Kur’ân buyurur: “Allah, mü’minlerden, mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır…” (Tevbe, 111). Bu ayet açıkça gösteriyor ki rıza, belirli bir hayat tarzının neticesidir. Allah razıdır demek, insanları robotlaştırma … Devamını oku… 104) ALLAH HERKESTEN RAZI MIDIR?

EY BAĞIN BÜLBÜLÜ

Ruhuma selamdır aşkın nefesi,Cuma duasıdır gönlün hevesi.Her an sineme dolan o gül kokusu,Hak yolunda erenlerin sesi. Kalbime düşer bir nur misali,Gözlerde saklı sırlar hâli.Sevilir o kul ki aşkın nişanı,Onunla bulunur yolun kemali. Aşka açıldıkça perde-i cân,Şuurda parlar bir başka furkan.Allah’ın lütfu iner insana o an.Dönüşür gönlüm baştan başa iman. O bakış kandil, içimde ışık,Her zerrem … Devamını oku… EY BAĞIN BÜLBÜLÜ

103) HALK İÇİNDE ŞAHİT OLDUK HAKKA

Kelime-i şehadet getiririz. Dikkat ederseniz, bu şart İslamın temel şartıdır. İslam ise, elle tutulur gözle görülür olandır. Yani Kelime-i şehadet yalnızca dil ile söylenen bir söz değil, hayatın içinde elle tutulur, gözle görülür hale gelmesi gereken bir ikrardır. Nitekim Kur’ân şöyle buyurur: “Kim Allah’a ve Resûlüne iman eder ve salih amel işlerse, Allah onu içinden … Devamını oku… 103) HALK İÇİNDE ŞAHİT OLDUK HAKKA