53) KOLEKTİF ÜMMET BİLİNCİ

El Vedud esma tecellisinin iki kişi veya çok kişi arasında ortaya çıkmasına sevişme denir. Yani sevişme, iki kişinin veya çok kişinin birbirlerini karşılıklı sevip ve birbirinden herhangi bir karşılık beklemeden sırf ve som bir eda ile birbirlerini sevmelerine denir. Burada sevişme kavramı sadece bedensel bir yakınlığı değil, derin ve içsel bir muhabbete de işaret eder. … Devamını oku… 53) KOLEKTİF ÜMMET BİLİNCİ

52) ŞEYTANLIĞI ORTAYA ÇIKARAN HARİS MELEKESİ

Sohbetler, çoğu zaman kitaplarda bulunmayan inceliklerin ortaya çıkmasına vesile olur. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurur: “Müminin kalbi Rahmân’ın iki parmağı arasındadır, dilediği gibi evirip çevirir.” Bu da dost meclislerinde doğan hakikatlerin kaynağına işaret eder. Her insan ve cinde HARİS isimli bir meleke bulunur. Harîs, ismiyle işaret edilen bu meleke, insanda ve … Devamını oku… 52) ŞEYTANLIĞI ORTAYA ÇIKARAN HARİS MELEKESİ

51) HZ. İBRAHİM’İN (as) BABASI

Kur’an-ı Kerim’de Hz. İbrahim (aleyhisselâm)’ın babasından “Ebi” ifadesiyle söz edilir. Arapçada “Ebu” kelimesi her ne kadar “baba” manasında kullanılsa da, bazen amca yahut ata manasına da gelebilmektedir. Bu yüzden ulema arasında ihtilaf doğmuştur. Bazı âlimler Hz. İbrahim’in öz babasının inkârcı olmadığını, “Âzer”in ise onun amcası olduğunu ifade etmişlerdir. Hakikatini elbette Allah bilir. Benim kanaatime göre … Devamını oku… 51) HZ. İBRAHİM’İN (as) BABASI

50) ALLAH DİYE BİLSEK

Bi Allah diye bilsek… İşte tüm mesele tam bu… Olayı çözmek için bilim ile ilim farkını fark etmemiz gerekir. Çünkü Kur’an’da şöyle buyrulur: “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9). Burada ilim ile kuru malumat olan bilimsel veri arasındaki fark işaret edilmiştir. İlim Allah sıfatıdır. Kur’an’da: “O, ilmiyle her şeyi kuşatandır.” (Talak, … Devamını oku… 50) ALLAH DİYE BİLSEK

49) FERDİYET MAKAMI

Kişinin; Allahın zatıyla sıfatıyla esmasıyla efaliyle ferd/tek olduğunu idrak ederek…. Aynı bu şekilde kendisine yönelerek kendisini de ferd olarak yarattığını idrak etmek ve öylece kendisine teslim olmaktır. Ferd, Allah’ın tekliği ve eşsizliğidir. İnsan bu idrakle kendi varlığının gölge, Allah’ın varlığının hakikat olduğunu anlar. Bu idrak kulun Rabbine teslimiyetini güçlendirir. Kur’an’da “De ki: O Allah tektir. … Devamını oku… 49) FERDİYET MAKAMI

48) HU İSİM ZAMİRİYLE İŞARET ETTİĞİMİZ HÜVİYET

“HU adıyla işaret ettiğimiz mutlak hüvviyet” için hiçbir sıfat yoktur. Çünkü sıfat, varlığı kayıt altına alır; mutlak Zât ise hiçbir kayıtla sınırlanamaz. Kur’an’da şöyle buyrulur: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ, 11) Düşünsenize, sıfatsız, esmasız ve hatta tüm kavramların düştüğü ve sadece HU yani O diyeceğimiz mutlak Zat… Bu hâl, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi … Devamını oku… 48) HU İSİM ZAMİRİYLE İŞARET ETTİĞİMİZ HÜVİYET

47) EMANET VE SAHİPLENME DUYGUSU

İnsanoğlunda çoğunlukla güçlü bir sahiplenme duygusu vardır. “Eşim, çocuğum, evim, arabam, malım, mülküm…” der ve her şeyi kendisine ait görme eğilimindedir. Oysa ki Allah Teâlâ buyurur ki: “Her şeyin sahibi Benim. Her şey size bir emanettir.” Emanet nedir? Emanet, istendiğinde hiçbir sahiplenme duygusu taşımadan geri verilebilendir. Bu bakış açısıyla her bir canlıyı ve eşyayı emanet … Devamını oku… 47) EMANET VE SAHİPLENME DUYGUSU

46) VAHDET VE KADER ARASINDAKİ DENGE

Vahdet, birlik demektir. Kader, ölçü/takdir demektir. Hüviyet, öz-kimlik demektir. Seyr, temaşa/seyir demeltir. Hilafet, halifelik demektir. Sünnet, sünnetullah/değişmez ilâhî yasa anlamıda gelir. Şimdi bu tabirleri biraz açalım… Vahdet ve kader sırrını anlamak için iki adımı iyice derk etmemiz gerekir. Bu adımları teker teker idraklere sereceğiz. Umarım faydalı olur ve duaya muhtaç bu kula duanızda yer ayırırsınız. … Devamını oku… 46) VAHDET VE KADER ARASINDAKİ DENGE

45) KİŞİ ÖLÜNCE MERTEBESİ KESİNLEŞİR

Benim bakışım şudur: Bir kişiye ve o kişi peygamber değilse, kendisi dünyada yaşadığı sürece kendisine mutlak bir bakışla murakabe yani tam teslim bir halle kalbî bağlanma yapılmaz. Zira o kişi, her ne kadar büyük bir makama sahip olsa da hâlâ dünya imtihanındadır ve her an kayma ihtimali vardır. Bu sebeple murakabe, ancak irtihalinden (dünyadan göçmesinden) … Devamını oku… 45) KİŞİ ÖLÜNCE MERTEBESİ KESİNLEŞİR

44) NAMAZ HAYATIMIZIN DEĞİŞMEZ NURUDUR

Namaz kılmak, hayatın kalbine ışık saçan ilahî bir nurdur. Rabbimizin kullarına bahşettiği bu büyük ibadet, kalpleri aydınlatır, gönülleri huzura erdirir ve insanı Rabbine bağlayan en kuvvetli iplerden biridir. Ancak bazen Müslüman, namazını kılmakla birlikte onun ruhundan ve manevî derinliğinden uzak kalabilir. Bu durumda kusur namazda değil, onu hakkıyla eda etmeyen kişidedir. Zira namaz, özüyle yaşandığında … Devamını oku… 44) NAMAZ HAYATIMIZIN DEĞİŞMEZ NURUDUR