REENKARNASYON MU, CİNLERİN HİLESİ Mİ?

İnsanoğlu tarih boyunca ölümden sonra hayatı, ruhun mahiyetini ve yeniden doğuşu merak etmiştir. Reenkarnasyon, yani ruhların öldükten sonra başka bedenlere geçmesi inancı, farklı kültürlerde yaygın olmuştur. Fakat İslâm, bu düşünceyi reddeder. Çünkü Kur’ân ve Sünnet, ruhun bir defa dünyaya geldiğini, ölümden sonra ise berzah âlemine geçip kıyamet gününde diriltileceğini bildirir. Buna rağmen, bazı insanların “önceki hayatlarını hatırladığı” sanılan olaylar vardır. İşte burada cinler devreye giriyor: Bu durum aslında bir cin tasallutundan (musallatından) ibarettir. Cinlerin uzun ömürleri ve insanla olan teması İslam’ın temel kaynaklarında bahsedilen bir gerçektir. Cinler, Allah’ın nur ile ateş arasındaki latif bir yaratılışıdır. Onların ömürleri insanlar gibi sınırlı değildir; yüzlerce, hatta bini aşan yıl yaşayabilirler. Bu sebeple, bir cinin yüzlerce yıl öncesinden musallat olduğu bir kişinin hayatını bilmesi mümkündür. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurur: “Şeytan, insanoğlunun damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır.” (Buhârî, İ’tisâm, 11) Bu hadis, cinlerin insanla nasıl iç içe etkileşim kurabileceğini göstermektedir.

Reenkarnasyon sanılan hakikat işte cinlerin insanın kisvesinde gizlenip ve o insanın ölümüyle birlikte, daha sonra doğan bir insanın kisvesine sığınıp önceki insanın her tarzını yeni sığındığı insan bedeninde mırıldanmasından ibarettir. Bazen bir kişi, daha önce yaşamış bir kimsenin hâllerini, konuşmalarını ve hatıralarını sayıklar. Çevresindekiler bunu “önceki hayatını hatırlıyor” diye yorumlar. Hâlbuki bu, o kişiye musallat olmuş bir cinin, eski tecrübelerini yeni giridği bedende konuşturmasıdır. İnsan da, “demek ki yeniden doğmuşum” zannına kapılır. Reenkarnasyon, İslâm’ın kabul etmediği bir batıl inançtır. Ölümden sonra ruhlar yeni bedenlere girmez; yalnızca cinlerin hileleri ve uzun ömürlerinden kaynaklı bilgi aktarımları, insanları böyle bir vehme düşürür. Hakikat şudur ki: Her insan yalnızca bir kez dünyaya gelir, ölür, berzah âlemine girer ve kıyamet gününde yeniden diriltilir.

Kur’ân ise bu iddiayı kesin bir dille reddeder[ “Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım.” “Rabbim! Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” “Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde, ‘Rabbim! Beni geri döndürün’ der.” “Ta ki, geride bıraktığım dünyada salih amel işleyeyim. Hayır! Bu, onun söylediği boş bir sözdür. Onların önlerinde, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.” “Sûr’a üflendiği zaman, artık o gün aralarında soy sop bağı kalmaz; birbirlerini de sormazlar.” “O gün kimin tartıları ağır gelirse, işte kurtuluşa erenler onlardır.” “Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar kendilerini ziyana sokanlardır; cehennemde ebedî kalırlar.” “Ateş yüzlerini yalar kavurur; onlar orada dişleri sırıtmış bir hâlde kalırlar.” “Size ayetlerim okunurdu da siz onları yalanlardınız, değil mi?”] (Mü’minûn, 23/97-105) Bu ayetler gösteriyor ki dünyaya yalnızca bir defa geldik ve et kemik bedenin ölümünden sonra da dünyaya yeniden geliş olmayacağını ve insanın kıyamete kadar berzah âleminde bekleyeceğini açıkça bildirir. Önceki hayatını hatırlama denilen vakaların, aslında cinlerin kalbe ve dile düşürdüğü hatıratlarından başka bir şey değildir.

Ayeti kerimelerde Allah şöyle buyurur: “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 29/57) “Sonra şüphesiz ki onları, ilk yaratılışlarına başladığımız gibi tekrar iade edeceğiz.” (Enbiyâ, 21/104) Hadisi şeriflerde ise şöyle buyurur Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz: “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için hazırlık yapandır.” (Tirmizî, Kıyâme, 25) “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Tirmizî, Kıyâme, 26)