ZİKRİ BIRAKANIN ELİNDE SADECE HATIRASI KALIR

Ey aziz kardeşim benim… İşte zikir, tek çare… Yok başka çare… Çünkü insanın içindeki karanlığı ne mal dağıtır, ne makam söndürür, ne de insanların alkışı susturur. Kalbin açlığını ancak onu yaratan doyurur. Ruhun susuzluğunu ancak Hak’kın zikri giderir. Bu yüzden zikir; sadece dilin tekrarı değil, kulun Rabbi’ne doğru yeniden dönmesidir.

Zikirle hemhal olana iner sekinet (kalbe inen ilahi huzur)… İçindeki fırtınalar diner… Kalbinin üstüne çöken ağırlık hafifler… Dünyanın gürültüsü içinde bile içinde başka bir âlem açılır. Sonra insan zanneder ki bu hâl kendi kendine oluştu… Sanki kendi aklıyla buldu huzuru… Sanki kendi gücüyle ayakta durdu… İşte tam orada başlar gaflet…

Sonra gevşer zikirden… Dil susar… Kalp ağırlaşır… Secde azalır… Gece sessizleşir… Gözyaşı kurur… Ve insan fark etmeden yavaş yavaş çekilir hayatından sekinet… Bir zamanlar içine doğan o huzur, o letafet, o incelik artık görünmez olur.

Sadece anısı kalır… Der ki: “Biz de yaşadık o hâlleri…” Eeee… Şimdi yaşıyor musun sen? Yok… Sadece ilmen içinde anısı ve hikâyesi kaldı. Dilden anlatılıyor ama kalpte yaşanmıyor. Eskiden bahsediliyor ama şimdi hissedilmiyor.

Okuma bana geçmişin hikâyesini… Var mı şimdi bir hâl? Gece başını secdeye koyunca titriyor mu kalbin? Bir âyet duyunca içine bir ateş düşüyor mu? Allah’ın adı geçince gözlerin doluyor mu? Yoksa her şey sadece bilgiye mi dönüştü?

İşte aziz kardeşim benim… Zikir gidince vakitle hâl de gider… Sonra sadece anısı kalır. Çünkü hâli doğuran şey, devamlı yöneliştir. Kalp Hak’tan yüz çevirdikçe pas tutar. Paslanan kalp de artık ilahi tecellileri taşıyamaz hâle gelir.

Bu yüzden Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz ölünceye kadar kulluğa devam etti. Ayakları şişene kadar namaz kıldı. Dili kuruyana kadar zikretti. Çünkü biliyordu ki, bırakılan her zikir vaktiyle kalpte bir boşluk açar.

“Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Rad Suresi, 28. Ayet)

“Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.” (Buhârî, Rikak 18; Müslim, Müsâfirîn 216)

Az da olsa devamlı olsun dedi Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz… Çünkü devam eden damla taşı deler. Devam eden zikir kalbi açar. Devam eden yöneliş kulun içindeki perdeyi kaldırır.

Ah be kardeşim… İnsan bazen zikri bırakınca sadece kelimeyi bırakmış zanneder… Halbuki huzuru bırakır… Rahmeti bırakır… İçindeki diri tarafı bırakır… Sonra da niye daraldım diye dolaşır yeryüzünde…

Çalış ki dilin kuru kalmasın… Çalış ki kalbin katılaşmasın… Çalış ki ruhun dünyaya gömülmesin… Çünkü zikir sadece tesbih çekmek değildir… Zikir, Allah’sız kalmamaktır…