RABBİNE YAKLAŞ

İnsanın Rabbine yaklaşması, sadece kelimelerle olan bir yolculuk değildir.
Bazen bir his, bazen bir bakış, bazen de kalbin içinde oluşan tarifsiz bir yöneliş; kulu Allah’a yaklaştırır.

Çünkü Allah’a giden yolların bir kısmı ilimledir, bir kısmı amelledir; ama bazı yollar vardır ki tamamen hissedişle açılır.

İşte burada kul, kendi iç âlemin de Rahman’ın kudretine karşı boynunu büker ve sessiz bir yönelişe girer. Bu yönelişin içinde zorlama yoktur.

Tıpkı annesine manalı gözlerle bakan bir bebeğin hâli gibi, fıtrî ve saf bir akıştır.

Bu anlattığımız olay, hâlimizin öz hissiyatı dır. Anlık his hâlidir.

Boynunu büküp annesine manalı gözlerle bakan bebek gibi… Anne bebeği hisseder ve istediğini, istemese de verir. Anne verirken mutlu olur. Bebek de mutlu olur.

İşte kul, Allah’ın kudretiyle o remzin kapısına ulaşınca,
Allah da kulunu sevmiş olur.

İşte ayette bu hâle “رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً / râdıyeten mardıyyeh” denilmiştir.
“Sen O’ndan razı, O da senden razı.” (Fecr Suresi, 28)

Sonrası ise safiye (berraklık)… Berrak berrak su gibi bir iç açıklığı… Arş’ın üzerine kurulu olduğu su misali bir letafet…

İşte burada temaşa başlar. Kul burada artık sadece bakmaz; baktığı şeyin içinde eriyen bir hissedişe dönüşür. Çünkü perde incelmiştir. Nefsin gürültüsü çekilmiş, kalbin üstündeki bulanıklık durulmuştur.

Artık kulun duası dil ile değil, hâl ile olur. Bakışı niyaz olur. Sessizliği zikir olur. İç çekişi secde olur.

Çünkü bazı makamlar vardır ki, orada kelime azalır, his çoğalır. Kul anlatamaz ama yaşar. Akıl tarif edemez ama kalp tanır.

İşte kul burada Allah’ın cazibesinden “Hû…” der ve secdeye varır. O secde, sadece alnın yere değmesi değildir. Benliğin büründüğü bencillik bakışının çözülmesidir. Kendini bırakıp Rahman’ın akışına teslim olmaktır.

Kalp saflaştıkça, kul istemeyi bile unutmaya başlar. Çünkü bilir ki Rahman, kulunun kalbindeki titreşimi dahi işitmektedir. Bundan dolayı bazı kullar dua etmeden önce verirler; bazı kullara ise istemeden önce açılır kapılar. Çünkü onların hâli, dillerinden önce konuşur.

“Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin.” (A’râf Suresi, 55)

“İyi bilin ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra’d Suresi, 28)

Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına kulluk etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir.”
(Buhârî, İman 37; Müslim, İman 1)

İnsan secdeye vardığında sadece yere eğilmez. Eğer secde hakiki olursa, içindeki firavun da yere düşer. İşte o zaman kul, Rahman’ın huzurunda bir hiç olduğunu hisseder ve o hiçliğin içinde sonsuz bir huzur bulur.