ZİKRE DDEVAM ŞARTTIR

KALBİN uyanışı için günlük standart asgari okuma gerekir. Çünkü kalp, hangi UYANIŞA geçmiş olursa olsun, o hâlin devamı için gıdaya muhtaçtır. Nasıl ki beden ekmeksiz ve susuz kaldığında zayıflamaya başlıyorsa, kalp de manevi gıdasız kaldığında gerisin geri eski hâline dönmeye başlar. Bu yüzden az da olsa devamlılık, çok olup bırakılmasından daha bereketlidir. Çünkü mesele çokluk değil, kalbin diri tutulmasıdır.

Gücünüz neye yetiyorsa oradan başlayın. Diyelim ki bugün sadece iki grubu okuyabildiniz; yarın yine iki grup okuyun. Çünkü vaktiniz ancak buna el veriyordur. İşte sizden istenen de budur; nefsin taşıyamayacağı yükleri sırtlanmak değil, kalbi usul usul hakikate alıştırmaktır. Zira kalp zorlamayla değil, sevdayla açılır.

O kadar okuyun ki, içinizden kendiliğinden artırma ihtiyacı doğsun. Çünkü hakiki açlık dışarıdan zorlamayla değil, içeriden gelen ihtiyaçla anlaşılır. Kalp hakikatin tadını almaya başladığında, artık ona verilen az gelir. Nasıl ki susayan insan suyu ararsa, uyanan kalp de zikri, tefekkürü ve hakikati aramaya başlar. İşte o zaman artırın. İçinizden ekleme hissi doğdukça çoğaltın. Çünkü bu hâl, kalbin dirilmeye başladığının işaretidir.

Tüm gruplar bitene kadar böyle devam edin. Sonra yine devam edin. Çünkü bu yol, “okudum bitti” yolu değildir. Bu yol, her okuyuşta yeniden doğma yoludur. Nice insan aynı cümleyi yüz defa okur ama yüz birincide başka bir kapı açılır. Çünkü değişen yazı değil, okuyanın kalbidir.

Diyelim ki hepsi bitti… Günler geçti… Ve içinizde daha fazla yapma arzusu doğdu. İşte o zaman buradaki gibi ekstradan eklemeler yapabilirsiniz. Çünkü kalp diri oldukça, insanı hayra doğru iten bir iştiyak oluşur. Bu iştiyak Rahman’ın kuluna verdiği manevi bir çağrıdır. Kul o çağrıya uydukça genişler, genişledikçe huzur bulur.

“Allah’ı anmakla kalpler huzur bulur.” (Ra’d Suresi, 28. Ayet)

Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.” (Buhârî, Rikak 18; Müslim, Müsâfirîn 216)

Kalbi ayakta tutan şey, bir anda coşup sonra sönmek değildir. Damla damla ama sürekli akan su nasıl taşı deler ise, sürekli yapılan küçük manevi ameller de kalbin pasını öyle söker. Nice insanlar vardır ki az amelle ama sadakatle yürüdüğü için açılmıştır. Nice insanlar da vardır ki bir anda yüklenmiş, sonra yorulup geri düşmüştür. Çünkü mesele hız değil, istikamettir.

Kalbin hakikat yolundaki en büyük düşmanı usanmadır. Şeytan kula çoğu zaman “Bugün bırak, yarın devam edersin.” diye yaklaşır. Fakat kalp bir gün susuz bırakıldığında, ikinci gün daha ağırlaşır. Bu yüzden az da olsa irtibatı koparmamak gerekir. Çünkü kalp, baktığı yere benzemeye başlar. Hakikate bakarsa nurlanır, dünyaya gömülürse katılaşır.