NEFSİNİN İSTEĞİ

Bedensel hegemonya ile kişide ortaya çıkan tüm zevkler, aynı oranda ruhun kişide oluşturduğu zevki törpüler. Zira her bedene zevk veren ahval, o zevkin içeriğine göre beden de salgılama üretir ve kişide bir zevk meydana gelir. O zevk oranında da kişiden hâsıl olan ruhi zevk, kişiden elini çeker.

Elbette helal ve haram çizgisi bizim için temel esastır. Zira cehennemden ancak o şekilde çıkılır. Ama mesele sadece cehennemden çıkış değildir. Esas mesele ilahi ülfette daim olmaktır.

İşte onun için de helal olduğu halde taviz vermemiz gereken birçok husus olmalıdır. Öylece ruhi dünyamız bedenin salımıyla değil, ruhun bedende ortaya çıkardığı salimın şiddetini ve devamlılığını hissetsin. Yani bedenden topraksal salınımlar kesilince, otomatik olarak yerini ruhsal salınımlar doldurur.

Onun için de denilmiştir ki, nefsine sahip çık da her canını istediğini yeme. Zira bedensel olarak canın bir şey istediğinde, işte o anda bedensel teyakkuz oluşduğundan ve kendi salınımını üretmeye başalma isteği doğduğundandır. Zira o anda bedensel salınım dip yapmış ve beynine komut gitmiş, içime şunu şunu al ki salınım ortaya çıkarayım.

Bu her hususta aynıdır. bir sigara içiminde veya canın bir kebap yemek istediğinde veya başka başka istekler…

İşte tümü salgısal ahval ile alakalır. Nefsine hâkim olup onun zıttı ile kendini zorladığında, işte o anda ortadaki boşluğu ruhi salinım hemen tamamlar.

Zira insan bedeni kendi kendini yenileyen bir makinedir. Bir yeri bozulduğunda, oraya hücreler akın eder ve hızlıca oradaki arızayı giderir.