CEVAP YAŞANAN YERDEDİR

Biraz anlatmaya çabaladım yine ama hakikat anlatılan yerde değil, yaşanan yerdedir.

Çünkü söz işaret eder, fakat işaret edilen sözün içinde bulunmaz.

Bir bardak suyu anlatmakla susuzluk gitmediği gibi, teslimiyeti konuşmakla da teslimiyet hâsıl olmaz.

Onun için bazen bir bakış, bin kitaptan daha fazla şey öğretir.

Bazen bir hâl, yıllarca süren sohbetlerden daha derin iz bırakır.

İnsan sürekli cevap ararken aslında cevapla arasına perde koyabilir.

Zira zihnin işi bölmek, ayırmak ve tarif etmektir.

Kalbin işi ise görmek, hissetmek ve birlemektir.

Hakikate dair bazı şeyler öğrenilmez, olgunlaşınca kendiliğinden açılır.

Bir çiçeğin tomurcuğunu zorla açamazsın.

Vakti gelince açar.

Kalp de böyledir.

Zorlayarak değil, teslim olarak açılır.

Bunun için bazen durmak gerekir.

Bazen susmak gerekir.

Bazen de hiçbir şey yapmadan sadece emanet olduğunu hatırlamak gerekir.

İşte “sadece ol” sözü belki de bunun içindir.

Kendini büyütmeden, kendini küçültmeden, kendine ait olduğunu zannettiğin yükleri sırtından indirerek Allah’ın huzurunda durabilmek içindir.

Çünkü insanın önündeki en büyük perde cehaleti değil, kendini bir şey sanmasıdır.

Kendini bırakabildiği ölçüde yaklaşır.

Tutunduğu kadar uzaklaşır.

Bu yol yürünerek öğrenilir.

Bu ilim okunarak değil, tadılarak bilinir.

Ve tadan bilir ki hakikat zihnin son bulduğu yerde değil, kalbin teslim olduğu yerde açılır.