Geçmiş günlerine üzülmene gerek yok. Çünkü geçmişe üzüldükçe, anı da geçmişin acısı ile tüketiyor, vaktini heba ediyorsun. Geçmişin yükünü taşımak, bugünün rahmet kapısını kapatmaktır. Rabbimiz buyuruyor: “Üzülmeyin, gevşemeyin; eğer gerçekten iman etmişseniz, üstün olan sizsiniz.” (Âl-i İmrân, 3/139) Yani geçmişte yaptıkların için pişmanlık, seni Allah’a yöneltiyorsa güzeldir; ama seni zincirleyip bugünden alıkoyuyorsa, şeytanın vesvesesidir.
Gelecek günlerin kaygısıyla da hüzünlenmeye gerek yok. Çünkü gelecek henüz gelmemiştir; ne getirecekse, onu senin şimdideki hâlin inşa eder. Eğer geleceğin kaygısıyla anını harcarsan, o kaygı geleceğini şekillendirir ve sende hiç bitmeyecek bir gölge gibi peşini bırakmaz.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurur: “Eğer yarın için endişe etmiyorsan, bugünün ganimetidir.” (Tirmizî, Zühd 59) Bir başka hadisinde de: “Yarın için üzülme; çünkü yarın, kendi rızkını beraberinde getirecektir.” (İbn Mâce, Zühd 14)
O hâlde anın marifetiyle donan. Hak ile bağ kuran, halkla da yol alır. Yani kalbini Allah’a bağlayan, insanlara da faydalı olur. Geçmişin pişmanlığına takılı kalıp da anı zayi eden, kervanı kaçırır. Geleceğin endişesiyle bugünün kıymetini bilmeyen de, fırsatı elinden kaybeder. Mevlânâ’nın dediği gibi: “Geçmiş ve gelecek kaygısını bırak; senin hayatın bu andır. Hakikat sadece bu anda yaşanır.”
Anın değerini bil ki, Rabbini hatırladığın her nefesin kıymeti büyüktür. Çünkü Allah buyurur: “O, her an bir iştedir.” (Rahmân, 55/29) Bizim için de her an, yeniden bir doğuştur. Her nefes yeni bir fırsattır. Geçmiş pişmanlıkla, gelecek vehimle doludur. Ama an, rahmetle doludur. Anı Hak için yaşayan, geçmişi bağışlanmış ve geleceği emniyette olan kişidir.
Bak hele bak… Geçiyor peş peşe anlar, an be an. Göz açıp kapayıncaya kadar tükenen zaman, aslında bize verilen emanettir. Geçmişten ders almak gerekir; fakat onda takılı kalmak gaflettir. Gelecek için tedbir gerekir; fakat onun kaygısıyla yaşamak boşunadır. Çünkü gerçek hayat, “şimdi”nin içindedir.
Velhasıl, geçmişin gölgesinden ve geleceğin vehminden sıyrılıp bugünü Hak için yaşamak, kulun en büyük arınmasıdır. Her an Allah’a dönmek, her nefesi bir zikirle süslemek, işte asıl kurtuluştur. Rabbimiz buyuruyor: “Gerçek müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri titrer, ayetleri okunduğunda imanları artar.” (Enfâl, 8/2)
Rabbim bizleri geçmişin yükünden, geleceğin kuruntusundan arındırıp, huzurla “şimdi”nin içinde Kendisine yönelen kullarından eylesin. Şunu unutmayalım: Her nefesimiz, Allah’ın bize tanıdığı yeni bir fırsattır. O fırsatı Allah için değerlendirenler, hem dünyada huzura, hem de ahirette vuslata ererler.