109) NÜBÜVVET VE RİSALET İLE VELAYET FARKI

Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimizin vahiyle buluştuğu zaman dilimi nübüvvet üç yıl artı Risalet yirmi yıl toplam yirmi üç yıl idi. Bu yirmi üç yıl, insanlık için en büyük hidayet sürecidir. Kur’ân: “O, kulunu âyetlerinden bir kısmını göstermek için gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksandan münezzehtir.” (İsrâ, 1) buyurarak vahyin yolculuğuna işaret eder.

Nübüvvet ve risalet Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz ile kapanmış olup velayet devam etmektedir. Ayette: “Muhammed, Allah’ın Rasûlü ve nebîlerin sonuncusudur.” (Ahzâb, 40) denilerek nübüvvetin mühürlendiği açıkça bildirilmiştir. Ancak hadis-i şerifte: “Âlimler peygamberlerin varisleridir.” (Ebû Dâvûd, İlim, 1) buyrularak velâyetin devam ettiği vurgulanmıştır.

İlk üç yıl nübüvvet idi. Bu üç yılın ilkini Cebrail’in üç defa Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimizi sıkmasıyla, bilinç dünyasını Allah’ın değişmez düzeniyle senkronize etmesiyle başlatmış olup üç yıl boyunca buna alışma devresi olarak takip etmiştir.

Üç yılın sonunda işlem bitmiş ve Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz risalet görevine yani tebliğ görevine başlamıştır. Bu ayrım önemlidir: Nübüvvet, vahyin alınması; risalet ise tebliğ ve ilanıdır.

Mekke’de karşı koymayın en büyük engeli, Kâbe’den yükselen yüksek nurun ordaki şirk ehlinin ruhaniyatlerini şirkleri yönünde bloke etmelerindendi. Öylece dünyayı gerçek sanıp tüm planlarını dünyevi tatminler ile programlamışlardı. Kur’ân buyurur: “Onlar dünya hayatını ahirete tercih ettiler.” (İbrahim, 3).

Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz Mekke’de neyi anlatmış ise Medine’ye gittiğinde de aynı şeyi anlattı. Ama toplamsal kurallarla alakalı ayetler Medine’de indi. Çünkü Mekke’de sabit bir hayat yoktu. Hatta helal ve haram ile ilgili bir çok yeni emir de Medine’de indi. Çünkü Mekke’de uygulama şansı yoktu.

Mekke’de ki iş, insanları şirkten arındırıp Allah’ın buluşturmaktı. Allah’ın zikiriyle tanışan ve ondaki sonsuz zevki alan, zaten teslimiyetini yaşıyordur. “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (Ra‘d, 28). Eğer olayı kavramak ve. kavratmak o kadar basit olsaydı, niye 3 yıl Nübüvvette bekledi. Niye 10 yıl risalet Mekke’de geçti. Sonra Medine’ye geçildi.

Direk Mekke’de olağanüstü bir frekansa geçilir ve yığınları peşine takardı. İçlerinden seçtiklerine de daha derin konuları anlatırdı. Hatta Medine’ye bile gitmesine gerek kalmazdı. Demek ki Allahın yarattığı bir düzen vardır ve herkes bu düzene tabidir. “Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.” (Ahzâb, 62).

Hem aziz kardeşim uçuk buçuk bir sakat anlayışı doğru sanan garip halk, olağanüstü güçlere ermeyi gerçek marifet sanır. Sonra bakar ki bir şey olmuyor ve kaçıp uçamıyor. Sonra her şeyden vazgeçiyor. Oysa ki İslam, ucup kaçma dini değil, marifetullah bilincini idrak için sunulmuştur. Tasavvuf büyükleri buyurur: “Marifet, kerametle değil, istikametle ölçülür.” Cennetteki en büyük nimette, elbette Allahın rızasıdır. “Allah’ın rızası ise en büyüktür.” (Tevbe, 72).

İşte İslamı uçup kaçma dini zannedenler, akabinde korkunç şeyler onları takip eder. Ne olacağını tahmin edebilirsiniz. En bariz olanı şeytanların oyuncağı olan binlercesi.

Hem kendini putlaştıracağı bir çok esası arka plana atar ve der ki… Sahabeler ne ki… Ben Risaleti yaşıyacam ve tümüyle şeriat dediğimiz kişinin et kemik bedenin kesinlikle yapması gereken olmazsa olmaz hükümlerini kale bile almaz. Oysa Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “En hayırlı nesil benim asrımda yaşayanlardır.” (Buhârî, Fedâilü’s-Sahâbe, 1) buyurmuştur.

Böylece tarihte türeyen batiniler gibi sapıklığa düçar olur. Dünya ve ahiretini yakar. Her kim demişse desin… Her insan hata edebilir. O yüzden bende şundan duydum ve dillendirdim demekte hatadır. Heppimizin aklı vardır. Kimse kendisini kandırmasın. Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimizin öğretisiyle uyuşmayan her yol, kişiyi cehenneme yollayan ayrı ayrı yollardır.

1400 yıl içinde Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimizin düşünce ve fiiliyatına uymayan hareketleri düşünüp işleyen bir çok kişi ve takipçileri helak olup gitti. “Kim Peygambere muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir!” (Nisâ, 115).

İslam bir bütündür Mekkesiyle, medinesiyle, uhuduyla, hendekiyle, haccıyla, namazıyla, vücud örtüsüyle hem baş örtüsüyle, kadın hakkıyla ve erkek hakkıyla, maddesiyle ve manasıyla, özüyle dışıyla bir bütündür ve tümünü düzenleyen hatmun nübüvvet sahibi Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimizin risaletiyle mühürlenmiş ve Allahın sunumu son bulmuştur.

Öylece Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz risalet görevi ile bize nübüvvet ilmî tebliğ edilmiştir. Ve konu kapanmıştır. “Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.”(Mâide, 3).

Velayet ile de derine dalan alimlerimiz, nebilerin varisleri olarak hep var olmuşlardır. Bizlere Muhammedî ilmin ulaşması yolunda rehber olmuşlardır.

Kıyamete kadar yol budur. Kim İslam yolunun dışında bir yol ararsa, o hüsrana uğruyanlardan olacaktır. “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, asla ondan kabul edilmeyecektir. O, ahirette hüsrana uğrayanlardandır.” (Âl-i İmrân, 85).

Ey gönül! Nübüvvet ve risalet Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) ile mühürlendi. Velâyet ise onun nuru ile kıyamete kadar devam eder. Bu yol, Allah’a giden en sahih yoldur. Keramet peşinde değil, marifetullah peşinde ol! Yol işaretlerine değil, yolun sahibine bak!

Yorum yapın