GEÇEN GÜNLERİN PEŞİNE DÜŞME
Tüm geçen geçti iyisiyle kötüsüyle baka kalır. Bazen hoş bir hülya gibi rüyalarda görülür. Bazen de bir kabus gibi üzerimize çözülür. Kabus ve hülyasından kurtulan derin bir nefes alır.
Tüm geçen geçti iyisiyle kötüsüyle baka kalır. Bazen hoş bir hülya gibi rüyalarda görülür. Bazen de bir kabus gibi üzerimize çözülür. Kabus ve hülyasından kurtulan derin bir nefes alır.
Ne garip bir dünya. Kıran kırana mücadele sanki bir hülya. Şeytan gülmesi gibi bir rüya. Kimse yaşayamadı doya doya.
Ne zamanki yalnız kaldın bil ki zirvedesin.
Bir birimizin varlığının aslını müşahede edebilirsek, Aslında vahdette kesreti yaşadığımıza bizzat şahit olacağız. Onun için denmiştir ki, nefsini bilen Rabbani bilir. Rabb aynı rab olduğu için aynı özde buluşuruz. Bundan gafil olan ise karanlıkta kalır.
Birbirimizle herhangi bir anımızda konuşmamız, Aslında karşımızdaki kişinin sorularını yanıtlamaya dönüktür. Dolayısıyla her konuşma sitilin karşıdakinin senden açığa çıkmasını istediği şeydir. Nas süresinin son üç ayeti buna delildir…
insan aslında dünyevi hiçbir ülkenin vatandaşı değildir. Aksine varlığını uzaydan alır. O uzaylıdır uzaylı.
Her insan ayrı bir şarkı dizesi gibidir ve ancak kendisi kendisini hakkıyla çalar. Hiçbir bir dize diğer dizeyin melodisiyle çalınmaz. Benzeyen nakaratlar olsa da, her nakarat bir önceki kıtayla uyum halindedir. Yani nakaratlar bile ayrı ayrı vecihleri serdeder.
Tüm sistem ve düzenini ümmül kitap olarak yazan rabb, kitabını yazan yazar gibi kitabını takdim eder. Yazarın elçisi ise kitaptan insanlığı ilgilendiren kısımları insanlığa sunar. Akıl böyle bir şeyin olmasını kabul eder. Ama özünü kavrayamaz. İşte burada gönül ve kalp devreye girer ve kişinin gerekli şeyleri yapması için gerekli adımlar anımsatırır. Kişi resule iman edip … Devamını oku… İMAN ET AMA YAŞA
Gerçek akıllı çevresince deli bilinir. çünkü genel çevre beş duyunun zevkleri uğrunda yaşamını sürdürür. ve delice bir hayat sergiler. akıllı olan ise görünenin arka planı ile ruhunu tatmin eder. işte bu da beş duyuya bağlı yaşayan toplum tarafından anlaşılmadığından, yaşayana deli damgasının yapıştırılmasına neden olmaktadır.
Konuşan dil her şeyi aktaramaz. Çünkü kelimeler kıt anlamlar sonsuzdur. İnsanda sonsuzluk için var olmuştur ve gözü sonsuzluktadır. gözü kıt anlamlı kelimelere takılı kalmadan söylenen kelimeyle işaret edilmek istenen gerçek sezilmelidir. işte buna kelimenin ruhu denir. kelimenin ruhuna odaklanıldığında, çoğu gerçeği Allah kalbe akıtır. karşımızdaki kişinin konuştuğu manaya yoğunlaşırsak, çoğu gerçeğin gönülden gönüle aktığına bizzat … Devamını oku… GÖZÜN SADECE DİLDE OLMASIN