ZİKRİN ÖNEMİ

Zikir ile hâl akar kalbe…İstediğin kadar bilmiş ol; ama hâl, yani yaşamda hissedilmedikçe, o tüm bilgiler sırtta taşınan bir yük olur. Çünkü insanı değiştirmeyen bilgi, sadece zihinde duran bir yığından ibarettir. Nice insanlar vardır ki hakikati konuşur ama yaşayamaz; nice insanlar da vardır ki az bilir ama yaşadığıyla kalplere huzur verir. Çünkü mesele çok bilmek … Devamını oku… ZİKRİN ÖNEMİ

TERKİ TERK VE HÂLİN TESLİMİYETİ

Terki terk denilen hâl… Bir noktaya gelme değil, tümüyle vazgeçme, kendini mutlak akıntıya teslim etme hâlidir. Çünkü insan, kendi benliğini merkeze koyduğu müddetçe hakikati tam hissedemez. Zira hakikat, “ben yaptım” denilen yerde değil; “beni O yürütüyor” teslimiyetinde açılır. İşte mutlak akıntı dediğimiz şey de budur. Yani mutlak teslimiyet… Ve gözü, hem yönü Allah’ın vechine çevirmek… … Devamını oku… TERKİ TERK VE HÂLİN TESLİMİYETİ

MÜRŞİDİN ELİNDEN TUTMAK VE NEFSİN SESİNİ SUSTURMAK

Kalbini saf eyle.Ruhunu hazır eyle.Şüphe ve vesveselere mahal verme.Elbette vesvese gelecek. Çünkü şeytanın işi budur. Kalbe yaklaşır, içine söz bırakır, korku bırakır, şüphe bırakır. Nefis ise o sözlere kulak kabartır. İşte yolun en mühim noktası burada başlar. Vesvesenin gelmesi değil, ona teslim olup olmaman önemlidir. Çünkü insanın içinde konuşan iki ses vardır. Biri nefsin sesi, … Devamını oku… MÜRŞİDİN ELİNDEN TUTMAK VE NEFSİN SESİNİ SUSTURMAK

MURAKABE NASIL OLUR?

Esas olan sadıklarla olmak… Çünkü insan, kiminle oturup kalkıyorsa zamanla onun rengine boyanır. Kalp, yanında durduğu şeyi sever; sevdiği şeyi düşünür; düşündüğü şeyin hâline bürünür. İşte bundan dolayı insanın zihninde bir manevi meclis kurması gerekir. İçinde sevdiği birkaç veli olsun… Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz olsun… Hz. Ebubekir olsun… Seyyid Abdulkadir Geylani … Devamını oku… MURAKABE NASIL OLUR?

MİRAS BÖLÜŞÜMÜNDE ADALET

Kur’an-ı Kerim’de yazan kadına 1, erkeğe 2 pay mirasın bizim anlamadığımız bir detayı var mı? Neden kadına az verilmeli sizce? Şunun için: Kadın verilen payı sadece nefsine harcar. Eşine, çocuklarına vs. kimseye verme zorunluluğu yoktur ve kimsenin hayatını idame ettirme borcu onun boynunda değildir. Hatta kendisinin geçimini sağlama yükümlülüğü dahi yoktur; eşi ona bakmak zorundadır. … Devamını oku… MİRAS BÖLÜŞÜMÜNDE ADALET

ZUHUR DEĞİL, YARATILMIŞ BİR AYNADIR İNSAN

Hiç kimse Allah’ın zuhûr mahalli değildir. Çünkü Allah, yarattığı hiçbir şey ile sınırlanmaz, hiçbir varlıkla kuşatılamaz ve hiçbir mahlûkun mahiyetine indirgenemez. O, bütün varlığı kudretiyle yaratmış, ilmiyle kuşatmış, hikmetiyle her birine yerli yerince bir kıvam vermiştir. Her şey O’nun yaratmasıyladır; her şey O’nun dilemesiyle vücut bulmuştur. Fakat hiçbir şey O’nun bizzat kendisi değildir, hiçbir varlık … Devamını oku… ZUHUR DEĞİL, YARATILMIŞ BİR AYNADIR İNSAN

DUANIN AHFADA SAFLAŞAN SIRRI

İnsan dua ettiğini zanneder; oysa çoğu zaman yalnızca konuşmaktadır. Dil hareket eder, kelimeler dökülür, arzular sıralanır, beklentiler semaya savrulur. Fakat göğe yükselen her söz dua değildir. Çünkü dua, ağızdan çıkan ses değil; özden yükselen yöneliştir. Söz ile dua arasındaki fark, beden ile ruh arasındaki fark gibidir. Biri görünür, diğeri yaşatır. Nice insan vardır ki ellerini … Devamını oku… DUANIN AHFADA SAFLAŞAN SIRRI

NAMAZDA SECDEDE UZUN KALMAK, TESBİHATI ÇOĞALTMAK VE MANEVÎ HÂLLER

Namazda bazen kul secdede uzun uzun kalmak ister. Bazen rükûdan hemen doğrulmak istemez, bazen de tesbihatı üçle sınırlayamaz; çünkü gönlü o anda biraz daha kalmak, biraz daha söylemek, biraz daha Hakk’ın huzurunda erimek ister. Nice insan bu hâli önce yanlış zanneder, kendine kızar, acaba sınırı mı aşıyorum diye düşünür. Hâlbuki secdede uzamak isteyen her hâl … Devamını oku… NAMAZDA SECDEDE UZUN KALMAK, TESBİHATI ÇOĞALTMAK VE MANEVÎ HÂLLER

VAHDET ANLAYIŞIMIZ

Yıllar süren çalışmamız sonucu vahdet anlayışında şu sonuca vardık. Tasavvuf lisanını kullansam da, varlığı panteizme müncer kılan bir telakkiyi kabul etmem. Zira benim nazarımda birlik, mevcudatın birbirine karışması yahut ilâhî zât içinde eriyip kaybolması değildir. Birlik, bilakis bütün kesretin, mutlak ve aşkın olan Allah’ın kudreti altında kendi hududu, mahiyeti ve mertebesi üzere kaim olmasıdır. Bu … Devamını oku… VAHDET ANLAYIŞIMIZ

ALLAH DİYE BİLSEK

Bi Allah diye bilsek… İşte tüm mesele tam bu… Olayı çözmek için bilim ile ilim farkını fark etmemiz gerekir. Burada ilim ile kuru malumat olan bilimsel veri arasındaki fark işaret edilmiştir. İlim Allah sıfatıdır. Kur’an’da: “O, ilmiyle her şeyi kuşatandır.” (Talak 12). Yani Allah’ın ilminden hariç hiçbir şey yoktur. Allah sonsuz sınırsızdır. “Allah, her şeyi … Devamını oku… ALLAH DİYE BİLSEK