ZİKRİ BIRAKANIN ELİNDE SADECE HATIRASI KALIR

Ey aziz kardeşim benim… İşte zikir, tek çare… Yok başka çare… Çünkü insanın içindeki karanlığı ne mal dağıtır, ne makam söndürür, ne de insanların alkışı susturur. Kalbin açlığını ancak onu yaratan doyurur. Ruhun susuzluğunu ancak Hak’kın zikri giderir. Bu yüzden zikir; sadece dilin tekrarı değil, kulun Rabbi’ne doğru yeniden dönmesidir. Zikirle hemhal olana iner sekinet … Devamını oku… ZİKRİ BIRAKANIN ELİNDE SADECE HATIRASI KALIR

İNSAN KOMPLEKS BİR VARLIKTIR

İnsan yalnız kalpten ibaret değil. Akıl var, nefis var, ruh var, sır var… Ve daha bir çok letaif… Her birinin ayrı imtihanı, ayrı yönelişi var. Fakat bütün mesele şurada düğümleniyor: Bu letaifler masivaya mı akıyor, yoksa Hakk’a mı yöneliyor? Çünkü insan bazen “terk ettim” der ama zihni hâlâ insanlarla meşguldür… Dili susar ama iç dünyasında … Devamını oku… İNSAN KOMPLEKS BİR VARLIKTIR

ZİKRE DDEVAM ŞARTTIR

KALBİN uyanışı için günlük standart asgari okuma gerekir. Çünkü kalp, hangi UYANIŞA geçmiş olursa olsun, o hâlin devamı için gıdaya muhtaçtır. Nasıl ki beden ekmeksiz ve susuz kaldığında zayıflamaya başlıyorsa, kalp de manevi gıdasız kaldığında gerisin geri eski hâline dönmeye başlar. Bu yüzden az da olsa devamlılık, çok olup bırakılmasından daha bereketlidir. Çünkü mesele çokluk … Devamını oku… ZİKRE DDEVAM ŞARTTIR

YORULMAK

Hacı Bektaş-ı Veli der ki:“Yol seni yormuyorsa,muhtemelen yanlış yoldasındır.”Demek ki yolun doğru ise, elbette yorgunluk olacak. Hiçbir şey yapmadan maksada ereyim diye bir şey, Allah’ın sünnetinde yok.Zira insana sadece çalışması vardır.“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm Suresi, 39) Çalışan da efor harcar.Dolayısıyla da yorulur.Ama mesele yorulmamak değildir.Mesele, ne uğruna yorulduğundur.Kimi dünya için yorulur, sonunda … Devamını oku… YORULMAK

ALLAH’IN KUVVET VE KUDRETİ İLE VARSIN

İnsan önce kendisini bağımsız bir varlık zanneder.“Ben görüyorum, ben düşünüyorum, ben yapıyorum.” der.Lakin biraz hakikate yaklaşınca fark eder ki, kendindeki görme de verilmiş, düşünme de verilmiş, yapma da verilmiştir.O zaman kul, kendi fiilinin arkasındaki kudreti seyretmeye başlar. Sen bakıyorsun.Allah ise sendeki bakışı yaratıyor.Sen işitiyorsun.Allah ise sendeki işitmeyi yaratıyor.Sen yürüyorsun.Allah ise sendeki yürümeyi yaratıyor. İşte insan … Devamını oku… ALLAH’IN KUVVET VE KUDRETİ İLE VARSIN

RABBİNE YAKLAŞ

İnsanın Rabbine yaklaşması, sadece kelimelerle olan bir yolculuk değildir.Bazen bir his, bazen bir bakış, bazen de kalbin içinde oluşan tarifsiz bir yöneliş; kulu Allah’a yaklaştırır. Çünkü Allah’a giden yolların bir kısmı ilimledir, bir kısmı amelledir; ama bazı yollar vardır ki tamamen hissedişle açılır. İşte burada kul, kendi iç âlemin de Rahman’ın kudretine karşı boynunu büker … Devamını oku… RABBİNE YAKLAŞ

ZİKRİN ÖNEMİ

Zikir ile hâl akar kalbe…İstediğin kadar bilmiş ol; ama hâl, yani yaşamda hissedilmedikçe, o tüm bilgiler sırtta taşınan bir yük olur. Çünkü insanı değiştirmeyen bilgi, sadece zihinde duran bir yığından ibarettir. Nice insanlar vardır ki hakikati konuşur ama yaşayamaz; nice insanlar da vardır ki az bilir ama yaşadığıyla kalplere huzur verir. Çünkü mesele çok bilmek … Devamını oku… ZİKRİN ÖNEMİ

TERKİ TERK VE HÂLİN TESLİMİYETİ

Terki terk denilen hâl… Bir noktaya gelme değil, tümüyle vazgeçme, kendini mutlak akıntıya teslim etme hâlidir. Çünkü insan, kendi benliğini merkeze koyduğu müddetçe hakikati tam hissedemez. Zira hakikat, “ben yaptım” denilen yerde değil; “beni O yürütüyor” teslimiyetinde açılır. İşte mutlak akıntı dediğimiz şey de budur. Yani mutlak teslimiyet… Ve gözü, hem yönü Allah’ın vechine çevirmek… … Devamını oku… TERKİ TERK VE HÂLİN TESLİMİYETİ

MÜRŞİDİN ELİNDEN TUTMAK VE NEFSİN SESİNİ SUSTURMAK

Kalbini saf eyle.Ruhunu hazır eyle.Şüphe ve vesveselere mahal verme.Elbette vesvese gelecek. Çünkü şeytanın işi budur. Kalbe yaklaşır, içine söz bırakır, korku bırakır, şüphe bırakır. Nefis ise o sözlere kulak kabartır. İşte yolun en mühim noktası burada başlar. Vesvesenin gelmesi değil, ona teslim olup olmaman önemlidir. Çünkü insanın içinde konuşan iki ses vardır. Biri nefsin sesi, … Devamını oku… MÜRŞİDİN ELİNDEN TUTMAK VE NEFSİN SESİNİ SUSTURMAK

MURAKABE NASIL OLUR?

Esas olan sadıklarla olmak… Çünkü insan, kiminle oturup kalkıyorsa zamanla onun rengine boyanır. Kalp, yanında durduğu şeyi sever; sevdiği şeyi düşünür; düşündüğü şeyin hâline bürünür. İşte bundan dolayı insanın zihninde bir manevi meclis kurması gerekir. İçinde sevdiği birkaç veli olsun… Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz olsun… Hz. Ebubekir olsun… Seyyid Abdulkadir Geylani … Devamını oku… MURAKABE NASIL OLUR?